Ortadoğu yine ateş çemberi. Bu kez sahnede İsrail ile İran var. Ama perde arkasındaki oyuncular aynı. Bir köşede Amerika Birleşik Devletleri. Hemen yanında Birleşik Krallık. Şimdi sahaya inen Fransa.Hepsi aynı cümleyi kuruyor.
“Nükleer tehdit.”
“Bölgesel güvenlik.”
“Uluslararası hukuk.”
Masal anlatıyorlar. Mesele ne? Petrol. Doğalgaz. Enerji hatları.
Boğazlar. Limanlar. Hatırlayın. Irak’ta “kitle imha silahı” vardı.
Dünya inandı. Bombalar yağdı. Sonra bir “pardon.” Libya’da demokrasi getireceklerdi. Getirdikleri şey parçalanmış bir devlet oldu.
Petrol kuyuları çalıştı. Halk sustu. Şimdi aynı senaryo başka bir sahnede. İlk gün. Bir okul vuruldu. 160 çocuk öldü. Ne istediniz minicik yavrulardan. Hangi güvenlik doktrini bunu açıklar?
Hangi medeniyet bunu savunur? Sonra çıkıp insan haklarından söz ediyorlar. Şair boşuna dememiş. “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.”
AYNI YÖNTEM
Zaman değişse de yöntem hep aynı. Çök. Öldür. Yağmala. Kap. Önce hedef seçilir. Ambargo. Tehdit. Operasyon. Ve sonunda enerji haritası yeniden çizilir. Haa unutmadan, arada bazı fanatikler de Türkiye’ye parmak sallıyor. Aklınca “Sıra sizde” diyor. Türkiye öyle masa başında kurulmuş bir kabile devleti değildir. İki bin yıllık devlet refleksi vardır. Ordu geleneği vardır. Stratejik sabrı vardır. En önemlisi artık kendi gücüne inanan ve yatırım yapan bir ülkedir.
İHA. SİHA. Milli gemiler. Hava savunma sistemleri.
Kendi mühendisinin ürettiği teknoloji. Sınır ötesinde operasyon kabiliyeti. Terörle mücadelede nokta atışı güç. Gökte kendi imzası.
Denizde kendi bayrağı. Karada Mehmetçiği. Güç gösterisi için değil.
Caydırıcılık için. Bak sana söyleyeyim. Türkiye büyük lokmadır. Öyle eski ABD askerlerinin, ne olduğu belirsiz gazeteci bozuntularının tehdit edeceği bir ülke değildir. Ağzını açanın boğazında kalır. Türkiye’nin durduğu yer çok kıymetlidir. Ne yangına körükle gider.
Ne de seyirci kalır.
AKLISELİM
Olaylara aklıselim ile yaklaşır. Bu yüzden Ukrayna-Rusya savaşında arabulucu olarak Ankara’nın adı geçmedi mi? Zelensky de, Putin de Ankara’ya güvenmedi mi? Kim bilir?
Belki yarın Tahran ile Vaşington arasındaki barışın imzası da Ankara’da atılır. Çünkü devletimiz çok iyi bilir. Bu coğrafya 100 yıldır barışa muhtaç. İsrail’in kanlı oyunlarına değil. Ve bu toprakların hafızası vardır. Dar günde ganimet toplamaya gelini de, dostluk elini uzatanı da bin yıl unutmaz. Suriye, Irak, Libya gibi İran halkı da bizim dostumuzdur.