Yok kardeşim yok. Bitmedi. Biteceği de yok. Eskiden sabah ezanında konsoloslukların önünde kuyruklara giderdik. Şimdi bilgisayarın başında nöbet tutar olduk. Eskiden belge eksik derlerdi. Şimdi randevu yok diyorlar. Bitmedi. Sadece şekil değiştirdi. Çile aynı çile. Dert aynı dert. Vize. Bakıyorsun. Adam doktor. Pasaportu full. Aktif ABD vizesi. Onlarca yurtdışı seyahati. AB’ye defalarca giriş çıkış. Sicil tertemiz. Hoop!! 19 günlük seyehat aralığı. 5 gün kalış süresi. Tatil gezi filan değil bunun adı. Bildiğin “denetimli serbestlik”
Bakıyorsun… Adam doktor.

Pasaport dolu. Amerika vizesi var. Avrupa’ya defalarca giriş-çıkış yapmış. Sicil tertemiz. Ama ne oluyor? 19 günlük seyahate 5 gün vize. Beş gün. Sosyal medya kaynıyor. Öğrencisi. İş insanı, akademisyeni.Herkesin başında aynı dert var. Vizeyi alabilen “şanslıyım” diyor. Alamayan “alıştım” Galiba asıl meselede burada başlıyor. Hep beraber alıştık. Beklemeye, Red yemeye, en önemlisi de aşağılanmaya. Baksana! Kimseden ses çıkmıyor. Tabii bu işin bir matematiği de var. 2010’da ret oranı yüzde 3. Geçen yıl yüzde 17. Son 10 yılda 1.5 milyon Türk’ün başvurusu ret yedi. Ödenen para? 511 milyon Euro. Yarım milyar Euro’dan azıcık fazla. Peki karşılığı? Koskocaman bir sıfır. Geçen yıl 170 bin kişi reddedilmiş, 13 milyon 600 bin Euro göz göre göre buhar olmuş. Haa. Bu arada randevu da yok. Yok derken, karaborsada var. Sen 6 ay uğraş 10 dk lık bir boşluk bulama. Elin oğlu 3 günde alsın. Tabii cüzi bir ücret mukabilinde 100 Euro’cuk. 150 verirsen daha erken bile olabilir. Eee. Karaborsa bu. Hani bunlar medeni ülkeydi? Böyle kanunsuzluklara asla izin vermezdi? Güldün dimi? Onlar aynı masalda. 10 senedir anlatıyorlar. Vize serbestisi geliyor. Yok 3 kriter kaldı. Yok 2 kriter. İnandık mı? Yok daha neler… Boşuna bekleme birader. Randevu bulamadım. Vize alamadım diye de çok dertlenme. Kimler kimler alamıyor.

En son eski AK Parti Milletvekili Metin Metiner. Hande Yener, Ferhat Göçet, Erkan Oğur. Ve en son Cem Yılmaz. İddiaya göre ABD ünlü sanatçıya vize vermemiş. Yani diyorum üzülme. Vize günlük hayatta olmasa da vize kuyruğunda herkes eşit. Bir tek yeşil pasaportlular var. Onlara her yol Paris. Benim sözüm devletimizin yetkililerine. Hani diyorum bi refleks versek. Otobanları özelleştireceğimize, köprü gelirlerini devredeceğimize kimliğiyle ülkemize gelen o yabancılara. Hiç değilse kapıda bi vize koysak. Çok değil ya. 50 eurocuklarını alsak. Devletimize gelir olsa. Azıcık da bizim içimiz soğusa. Ya Suriye bile bizden vize istiyor. Ben daha ne diyim.