Cemil Tugay AK Parti ‘ye geçiyor, geçecek, bugün geçecek, yarın geçecek, 9’unda geçecek, 19’unda geçecek, 29’unda geçecek derken en sonunda geçti. Tugay’n AK Parti’ye geçmesi İzmir siyasetinde yeni bir sayfa açtı. Şimdi önemli olan, bu kararın siyasi tartışmaların ötesinde İzmir’e nasıl yansıyacağıdır.

Uzun yıllardır CHP’nin iktidar olduğu İzmir’de, CHP’den ayrılarak 4 ay kadar bağımsız bir süreç yaşayan Tugay’ın iktidar partisine geçmesi, kuşkusuz siyasi açıdan önemli bir karar. Nitekim 7 Ekim’de gerçekleşen bu geçiş, İzmir’in siyasi tarihinde yeni bir tartışma başlattı.

Öncelikle şunu kabul etmek lazım: Siyaset, değişen koşulların ve alınan kararların alanıdır. Siyasi tercihler değişebilir, yeni iş birlikleri kurulabilir, farklı yollar denenebilir. Ancak bütün bu değişimlerin merkezinde halkın beklentileri ve İzmir’e karşı duyulan sorumluluk bulunmalıdır.

Cemil Tugay’ın bu kararı alırken hangi gerekçeleri ön plana koyduğunu elbette kendisi daha iyi bilir. Tugay, iktidarla yerel yönetim arasında kurulacak uyumun İzmir’e daha fazla hizmet getireceği düşüncesini savunuyor. Bu yaklaşımın başarılı olup olmayacağını ise yapılacak hizmetler ve zaman gösterecek.

İzmir’in ihtiyacı kavga değil, hizmettir.

Bugün İzmir’in çözüm bekleyen pek çok meselesi var. Ulaşım, altyapı, kentsel dönüşüm, çevre sorunları, çöp, körfez, Kemeraltı ve sosyal belediyecilik bunların başında geliyor. Vatandaşın beklentisi de oldukça açık: Daha yaşanabilir bir kent, daha hızlı çözülen sorunlar ve daha güçlü bir yerel yönetim.

Bu noktada merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki ilişkilerin yapıcı bir zeminde ilerlemesi elbette önemlidir. Ankara ile İzmir arasında kurulacak sağlıklı bir iş birliği, İzmir’in ihtiyaç duyduğu yatırımların önünü açabilir. Yeter ki bu iş birliği siyasi hesaplaşmaların değil, ortak paydanın aracı olsun.

Tugay’ın yeni siyasi tercihini anlatırken İzmirliye karşı şeffaf olması ve verdiği hizmet sözlerini yerine getirmesi büyük önem taşıyor. Öte yandan AK Parti açısından da bu gelişme, büyük bir şans, hatta büyük piyango ..

Ak Parti eline geçen bu fırsatı çok iyi değerlendirmeli, bu konuda hata payları yok denecek kadar az ,iki buçuk sene uzun bir süre olarak görülse de yatırımlar ve sorunların çözümü için aslında kısa bir süre, siyasi açıdan önemli bir kazanım olarak görülebilecek bu adımın, kentteki sorunların çözümüne ne ölçüde katkı sağlayacağı belirleyici olacaktır. İzmir’in beklentisi, siyasi başarıların somut hizmetlere dönüşmesidir.

CHP cephesinde ise bu gelişmenin ardından yapılacak değerlendirmelerin de sağduyuyla yürütülmesi gerekiyor. Siyasi eleştiri demokrasinin doğal bir parçasıdır. Ancak kişisel tartışmaların, kırgınlıkların ve sert söylemlerin İzmir’in geleceğine ilişkin ortak aklı gölgelemesine izin verilmemelidir. Yapılan ilk meclis toplantısına CHP ve Yeni Parti guruplarının katılmaması ise doğru bir yaklaşım olmamıştır. Girin meclise protestonuzu yapın ama yapılacak işleri aksatmayın bakın İZBAN ‘a gelecek 90 dakika meclis yapılsaydı başlamış olacaktı. Ama meclis yapılamadığı için İZBAN’daki 90 dakika bir sonraki meclise kaldı, burada cezalandırılan kim oldu? Tabi ki İzmirli vatandaş

Çünkü İzmir, herhangi bir siyasi partinin sınırlarına sığmayacak kadar büyük bir kenttir. Bu şehirde farklı dünya görüşlerine sahip insanlar aynı sokakları paylaşır, aynı sorunlarla karşılaşır ve aynı geleceği hayal eder.

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişini kimileri doğru bulacak, kimileri eleştirecektir. Farklı görüşlerin ortaya çıkması son derece doğaldır. Önemli olan, bu tartışmaların kenti ayrıştırmak yerine daha iyi bir yönetim anlayışına katkı sağlamasıdır.

Şimdi Tugay’a düşen görev, siyasi tercihini hizmetle taçlandırmak; AK Parti’ye düşen görev ise İzmir’in ihtiyaçlarını gözeten yapıcı bir iş birliğini hayata geçirmek. Muhalefete düşen görev de İzmir adına yapılan her doğru işi desteklemek, eksiklikleri ise demokratik bir anlayışla dile getirmektir.