Telefon rehberinden bir arkadaşınızın numarasını arıyorsunuz. Aradığınız adın tam üstünde başka bir ad. Birden duruyorsunuz. Hani saatlerce konuştuğunuz, konuşacak bir şey kalmadığında sessizce hatta beklediğiniz ama bir türlü kapatamadığınız arkadaşınızın adı... Her şeyinizi paylaştığınız, sinirlendiğinizde sakinleştirmesini beklediğiniz arkadaşınız...
En son ne zaman aradınız ya da o en son ne zaman aradı sizi? Hatırlamıyorsunuz bile değil mi? Bir yıl önce mi, iki yıl önce mi? Hiç kavga etmediniz. Hiç kırılmadınız. Sadece bir gün aramayı bıraktınız, o da aramadı, zaman yavaşça aktı, siz de farkında olmadan başka arkadaşlarla paylaştınız sırlarınızı, neşenizi.
Bir arkadaşlık bittiğinde bunu nasıl anlarız, kavgayla mı biter yoksa sessizce mi? Oxford’dan evrimsel psikolog Robin Dunbar ve ekibi bunu araştırmış. Bir telefon şirketinin üç yıllık arama kayıtlarına bakmışlar, üç yüz bine yakın kişi arasındaki bağı izlemişler. Amaçları basit, küslükle biten bir arkadaşlığı, ilgi kaybıyla sönen bir arkadaşlıktan ayırmak. Ama ayıramamışlar. Çünkü ikisi de veride aynı görünüyormuş, azalan bir arama sıklığı. Belki de bu küçük bir teselli, bu ayrımı sadece biz değil, bilim insanları da yapamıyor.
Bir başka araştırma ise bir arkadaşlığı kurmanın ne kadar emek istediğini saat saat ölçmüş. Kansas Üniversitesi’nden Jeffrey Hall, yeni biriyle tanışan yüzlerce kişiyi izlemiş. Araştırmaya göre bir tanıdığı arkadaşa dönüştürmek için kırk ile yüz saat arasında gerekli.Arkadaşı yakın arkadaşa dönüştürmek ise iki yüz saat. Bu kadar emek isteyen bir ilişkinin bir gün sessizce bitmesi aslında hiç şaşırtıcı değil, çünkü onu ayakta tutacak hiçbir hatırlatıcımız yok.
Düşünün, bir evlilik biterse boşanma vardır, bir iş biterse çıkış kağıdı vardır, herkes duyar, siz de acınızı yaşarsınız, yasınızı tutarsınız. Bu normal, bir hak görülür. Ama bir arkadaşlık sessizce bitince kimse bunu bir kayıp saymaz, oysa öyle. Yas araştırmacısı Kenneth Doka, bir kaybın toplumca tanınmadığı, yasının tutulmasına izin verilmediği durumlar için bir kavram kullanmış, görünmeyen yas. Eski bir sevgiliyi, bir işi, bir evcil hayvanı kaybetmek bu listede sayılıyor. Arkadaşlık bu listede yok ama olmalı, çünkü siz de belki bir yerde, fark etmeden bu yası yaşıyorsunuzdur.
Peki ne yapabiliriz? Arkadaşlığın bir yıl dönümü yok, bir bayramı yok, sizi hatırlatacak hiçbir takvim yok. O yüzden hatırlatıcı siz olabilirsiniz. Zor değil, uzun da değil, "aklıma geldin" kadar basit bir cümle bile yeter. İsterseniz bir adım daha atın, yılda bir kez bile olsa buluşma ayarlayın. Gelenekselleştirin.
Şimdi bir an durun. Rehberinizde, en son ne zaman konuştuğunuzu hatırlamadığınız bir isim var mı? Küsmediniz, sadece zaman hızlıca geçti, değil mi? O zaman bu hafta ona bir mesaj yazın, yeter ki yazın. Yakın arkadaş olmak iki yüz saate yakın sürmüştü belki ama geri kazanmak için bazen iki cümle fazlasıyla yeter.