Türk milletine her şey haram!

Yılbaşına girerken, yazın ormanların cayır cayır yanmasına, rant uğruna ağaçların kesilmesine tek söz söylemeyen Diyanet İşleri bu kez kafayı yılbaşı süslerine yılbaşı ağaçlarına taktı!

Dışardaki canlı çam ağaçlarını kesip evde süsleyen bir toplumuz sanki! O ağaçların plastik olduğunu bilmiyorlar mı acaba! Sokakların süslenmesinin insanoğluna ne zararı olur anlayamadım ben!

Her sene aynı tartışmalar… Öyle ya her ramazanda tartıştıkları “oruç neyi bozar, neyi bozmaz” konusunun yerini, yeni yılda “yılbaşı ağacı” alır. Kendi dininin kurallarını ve felsefesini anlayamayan bir topluma, gel de umut dolu ritüelleri anlat!

Sosyal medyada önüme şöyle bir şey geldi:

Sormuşlar bir bilene:

“Bir Müslüman yılbaşı (Noel) kutlarsa ne olur” diye.

Bir bilen de cevap vermiş:

“Cevabını Hz. Resûlullah Efendimiz buyuruyorlar; ‘Kim bir kavme benzerse o da onlardandır’ Efendimiz doğru söylemiş de bunu söylerken kimlerden bahsetmiş, bir bilen beyefendi (ki İslam’da asla bir kadın ‘bir bilen’ olamaz) hangi kavimi göstermiş belli değil. Efendimiz Resulullah tutup da süslü ağaç ya da ışıklar için mi böyle demiş, o da belli değil. Zaten Noel farklıdır, yılbaşı farklıdır. Hristiyanların kutladığı Noel 25 Aralık’ta kutlanır. Bizler ve neredeyse tüm dünya, 31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan gece, yani adı üstünde yeni yılın gelişiyle eğlenip birbirimize hediyeler veriyoruz. Yeni yılda dilekler tutuyoruz. Güzel şeyleri umut ediyoruz. Ayin yapmıyoruz, İsa’yı beklemiyoruz. Ağaç meselesini ise araştırırsa, bir bilen ya da bu soruyu soran, Hristiyanlık'tan önce öz Türklerin “Yeniden Doğuş” bayramı olarak gün dönümlerini kutlamak için, bereket ve bolluğu simgeleyen ağaçları süslediklerini öğrenirdi. Ağaç süsleme geleneği, tarihte tüm dünyada ve tüm toplumlarda değişik inançlarla yapılıyordu. Tabii Türklerin İslamiyet’e girişinden sonra bu gelenek bazı toplumlar tarafından saptırılmıştır. Ayrıca bu hadiste kastedilen kavimlerin ‘sapkın ve yozlaşmış kültürleri’ konu aldığını söyleyebilirim ki Arapların kavimlerinde bu yozlaşma oldukça vardı… Altı yaşında kız çocuklarıyla evlenmeyi helal sayan bir toplum, elindeki Arapça kitabı istediği gibi çevirip kadınlara, hayvanlara zulmeden toplumlardan bahsediyordur belki de bu hadis. Dinimiz Müslümanlık da ise vicdan esastır. Müslümanlığın kitabı Kuran-ı Kerim’de ise “Senin dinin sana benim dinim bana” diye yazar.

TOPLUM BİLİNCİ

Diyanete tarihimizi ve kimliğimizi araştırmasını tavsiye ediyorum. Öncelikle toplum bilincimizi köklerimizi tanımamız lazım! Elbette Hıristiyan bir toplum

değiliz. Arap hiç değiliz! Zaten Arapların da bizi pek sevdiği söylenemez. Bunun için Türkler’in kökenine ve Orta Asya’ya bakmak lazım.

Dünyaca tanınan Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın bir yazısına rastladım. Yılbaşı kutlamaları ve çam ağacı süslemenin Türklere ait bir gelenek olduğunu söylüyor. Gerisini ondan dinleyelim:“Bu kutlamaların kökeni Orta Asya Türk toplumlarının kutladığı Nardugan Bayramı. Bu bizim bayramımız yani çam bayramı olacak. Biliyor musunuz? Hunlar Avrupa'ya gittiği zaman ayaklarında çizme, sırtlarında düğmeli ceketler varmış. Avrupalı onları görünce şaşmış! Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Yeni Türk devletleriyle münasebetimiz bize yepyeni şeyler öğretiyor. Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor. Bu hayat ağacı. Sümerlerde de var. Bir ucunda gök tanrısı duruyor. Türkler’de güneş kutsal ama tanrı olarak kabul edilmiyor. 22 Aralık’ta güneş yeniden fazla olarak dünyayı aydınlatmaya başlayacak. Günler uzamaya başlayacak. Türklerin gök tanrısı gün ile geceyi tanzim ediyor gökte. Sözde gün ile gece sürekli münakaşa halinde. 22 Aralık’ta gün geceyi yeniyor. Bunu “Yeniden doğuş bayramı” Türkler kutluyorlarmış. Türkistan’da bir ağaç varmış, akçam. Ve bu akçam başka yerde yetişmiyormuş.-Akçam getirip eve koyuyorlar, akçamın altına o sene Tanrı onlara güzel şeyler verdi, güzel bir yaşam verdi diye Tanrı’ya hediyeler koyuyorlar. Dallarına da ertesi sene için Tanrı’dan niyaz ettikleri şeyler, adak olarak istedikleri şeyler için paçavra veya kurdele koyuyorlar. O günlerde büyük bayram, şenlik yapıyorlarmış. Aileler toplanıyor, büyükler varsa ziyaret ediliyor, özel yemekler yeniliyor, güzel elbiseler giyiliyor. Bu adet Türkler yoluyla Avrupa’ya geçti. Konunun Noel’le alakası yok. İznik Konsili’nde pagan adeti görülen bu adeti İsa’nın doğuşu olarak kabul edelim diyorlar ve bu adet Hristiyanlara geçiyor. Ama ağaç süsleme pek yok, 16. Y.Y ’da Almanya’da başlıyor, daha sonra Fransa’ya geçiyor ve dünyaya yayılıyor. Yani ağacı süsledikten sonra, Müslüman bir Türk olarak; Noel babayı ya da Hz. İsa’yı beklemek gibi bir niyetimiz yok! Beklediğimiz sadece gelecek güzel günlerin umudu…