Yazın o uzun, tembel sabahları geride kaldı. Geç kalkmalar, dondurmalar, denizler, tatiller derken okul zili yeniden çaldı. Çocuklar için yeni bir dönem, anne babalar için ise yeniden başlayan tatlı bir telaş… Bir evin içinde okul açılışı varsa, o evde mutlaka “Çantan hazır mı?”, “Ödevini yaptın mı?”, “Hadi artık yatma zamanı” cümleleri yeniden duyulmaya başlar. Sabahları alarm sesleri, mutfakta kahvaltı telaşı, kaybolan çoraplar ve “Servis geldi!” sesleri… Aslında okulun açılması yalnızca çocukların ders başı yapması demek değil. Tüm ailenin günlük düzeninin yeniden kurulması demek. Çocukların tatil boyunca bozulan uyku düzeninin bir anda değişmesini beklemek doğru değil. Gece geç yatmaya, sabah geç kalkmaya alışan bir çocuğun birdenbire erkenden yatıp erkenden kalkması kolay olmayabilir. Bu nedenle ilk günlerde biraz huysuzluk, yorgunluk, isteksizlik görmek normal. Çocuğa kızmak yerine ona zaman tanımak gerekiyor. “Artık okul başladı, hemen düzene girmelisin” demek yerine, “Birlikte yeniden alışacağız” demek çok daha iyi sonuç verecektir. Kahvaltıyı atlamayalım Sabah telaşının en büyük kurbanlarından biri de kahvaltı oluyor . Oysa çocukların güne enerjik başlaması için dengeli bir kahvaltı önemli. Her sabah büyük sofralar kurmak şart değil. Bir yumurta, peynir, zeytin, tam tahıllı ekmek ve meyve gibi basit ama besleyici seçeneklerle güne güzel başlanabilir. Çantaya koyduğumuz yiyeceklerde de aynı şekilde abartıya kaçmadan, çocuğun gerçekten yiyeceği sağlıklı seçenekleri tercih etmek önemli. Yeni eğitim döneminde anne babaların en büyük dileği elbette çocuklarının başarılı olması. Ancak bazen farkında olmadan çocuklarımızın omuzlarına fazla yük bindirebiliyoruz. “Bu sene çok çalışmalısın.” “Notların çok yüksek olmalı.” “Arkadaşından geri kalma.” Bu cümleler yerine, “Elinden geleni yapman yeterli” demek çocuğun üzerindeki baskıyı azaltır. Çünkü çocuklarımızın yalnızca başarılı olmaya değil, hata yapmaya, öğrenmeye, yorulmaya ve yeniden denemeye de hakkı var. Bir de ekran meselesi var… Okulların açılmasıyla birlikte tablet, telefon ve televizyon saatlerini yeniden düzenlemek gerekiyor. Bunu bir gecede yasaklarla yapmak yerine, evin genel düzenini değiştirmek daha kolay olabilir. Ödev, oyun, ekran, yemek ve uyku için belli bir rutin oluşturulduğunda çocuklar da zamanla bu düzene alışıyor. Unutmayalım; çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de anne babalarının onlarla gerçekten ilgilenmesi. Bazen yarım saatlik birlikte oyun, sohbet veya yürüyüş, pahalı oyuncaklardan çok daha kıymetli olabiliyor. Okulun ilk haftalarını yalnızca “Dersler başladı” diye düşünmeyelim. Yeni arkadaşlıklar kurulacak, yeni bilgiler öğrenilecek, belki bazı derslerde zorlanılacak, bazı alanlarda ise büyük başarılar gelecek. Kimi çocuk okula koşa koşa gidecek, kimi sabahları biraz zorlanacak. Kimi matematiği çok sevecek, kimi Türkçe dersinde parlayacak. Hepsinin yolu farklı. Biz anne babalara düşen ise çocuklarımızı birbirleriyle yarıştırmak değil, kendi yollarında onlara eşlik etmek. Yeni eğitim yılının tüm çocuklarımıza sağlık, mutluluk, başarı ve güzel arkadaşlıklar getirmesi dileğiyle… Okul zili çaldı. Şimdi yeni hikâyeler yazma zamanı.