İşlenmemiş gıda tüketmenin sağlıklı yaş almada büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, genç kalmak için bitkisel ağırlıklı beslenme gerektiğini söylüyor. Prof. Dr. Harzadın, yeşil yapraklı sebzeler, serbest gezen hayvan ürünleri, zerdeçal, zencefil, acı biber gibi baharatlar, orman meyveleri, lahanagiller, sarımsak, soğan, zeytinyağı, kemik suyu ve fermente sebzeler tüketmenin önemine dikkat çekiyor.

"Fonksiyonel Beslenme" kitabının yazarı Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, geçtiğimiz hafta Zoom uygulaması üzerinden, yaklaşık 500 katılımcıyla gerçekleşen bir webinar düzenledi. Biyolojik açıdan kişinin büyüme potansiyeline ulaştıktan sonra yaşlanmaya başladığını anlatan Prof. Dr. Harzadın, yaşlanmayla vücudumuzda gerçekleşen değişimleri, sağlıklı yaş almak için yapılması gerekenleri dile getirdi.

YAŞLANMA 30'LARDA BAŞLIYOR

Türkiye İstatistik Enstitüsü'nün 2022 yılı verilerine göre, kadınların yüzde 62.8'inin, erkeklerin ise yüzde 62.4'nün kronik hastalık olmadan yaşlandığını anlatan Prof. Dr. Harzadın, "Son araştırmalar biyolojik ve psikolojik büyümenin 30'lu yaşların başında tamamlandığına işaret ediyor. Bu noktadan sonra vücut yaşlanmaya başlıyor” diye konuştu. Genetik, beslenme, egzersiz ile sağlıklı ya da sağlıksız yaşam tarzı seçimlerinin yaşlanma sürecinde etkili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, "Hastalık teşhisi almadan geçirilen süreyi ne kadar uzatabilirsek yaşam kalitemiz için o kadar iyi” dedi.

Yaşlanmanın doğal olarak gelişen, sadece fiziksel değil psikolojimizi de etkileyen bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Harzadın, her organın yaşlanma yaşının ayrı olduğuna değindi. "İlk yaşlanma derimizde ve 18 yaşında başlıyor. Kaslarımız 30'larda, kemiklerimiz 35'li yaşlardan itibaren yaşlanıyor. Yaşlanınca vücutta, santral sinir sisteminde, sindirim sisteminde, kaslarda bir takım değişiklikler oluyor. Yaşlanmada 44 ve 60 yaş iki hızlanma dönemini işaret ediyor” diyen Prof. Dr. Harzadın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak sağlığı geliştirici faaliyetlerde bulunan 70 yaşındaki bir kişinin biyolojik yaşı 50 de olabilir. Yaş almada kritik dönemler var. 40-45 yaş (orta yaş) metabolik yavaşlama başlıyor, bu yaşlar önleyici yaşlanma müdahaleleri için kritik dönem. 50-55 yaş hormonal geçiş, kronik hastalık riski, insülin direnci ve hiper tansiyon riski artıyor. 65 yaş resmi yaşlılık başlangıcı. 75 yaş kırılganlık eşiği, çoklu ilaç kullanımı ve düşme riski var. 80 yaş ileri yaşlılık, kas gücü kaybı ve bilişsel gerileme riski var. 90 yaş çok ileri yaşlılık olarak tanımlanıyor. Kronik hastalık olsa da kendi işini yapabilmek önemli. 100 yaş ve üstü süper uzun yaşam olarak tanımlanıyor."

EGE VE AKDENİZ İNSANLARI ŞANSLI

Okinawa Adası örneğinde olduğu gibi dünyanın bazı ülkelerinin sağlıklı yaş almada mavi kuşak olarak tanımlandığını anımsatan Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, Ege ve Akdeniz’de yaşayan insanların da bu açıdan şanslı olduğunu dile getirdi. "İşin sırrı işlenmemiş gıda tüketmek. Çürüme kabiliyeti olmayan hiçbir şeyi yemeyin" diyen Prof. Dr. Harzadın, doğru besinlerin vücudumuz için aynı zamanda ilaç olduğunu söyledi. Gerçek besinlerin taze ya da çok az işlenmiş yiyecekler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, ambalajlı işlenmiş gıdaların fazla tüketildiğinde bulaşıcı olmayan kronik hastalıklara yol açabileceğine dikkat çekti.

Ne yediğimiz kadar, ne zaman yediğimizin de önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Harzadın, "Yemek yedikten sonra hala bireyler atıştırmaya devam ediyorsak, vücutta inflamasyonu sürekli tetikliyoruz. Bu yüzden aralıklı öğün önemli. İki öğün arası en az dört - dört buçuk saat olmalı" diye konuştu. “Genç kalmak için bitkisel ağırlıklı beslenmek önemli. Bitkisel beslenme inflamasyonu azaltır, DNA'mızı korur, mitokondrilerimiz desteklenir, sitruinlerin çalışması sağlanır, bağırsak sağlığımızı destekler, hücreler temizlenir ve metabolizma dengelenir" diye ekledi.

Yaşam beklentisinde genetiğin yüzde 15-25 yaşam tarzımızın yüzde 75-85 oranında etkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Harzadın, "Dengeli ve besleyici bir diyet, düzenli fiziksel aktivite, nispeten stressiz bir ortam, sigara alkol ve uyuşturucu kullanmamak, normal vücut ağırlığı, normal kan basıncı ve kolesterol yaşam beklentisini artırma eğiliminde olan yaşam tarzı faktörlerindendir” dedi. Uykunun vücudumuzu tedavi etmede ilaçlardan daha güçlü olduğunu da anlatan Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, "İdeal olan akşam saat 10.00'da uykuya geçmek. En geç saat 24.00’te yatmış olmak. Kimse için uykunuzdan fedakarlık etmeyin" önerisinde bulundu.

Hayatın ritminde egzersizin sağlıklı yaş almanın olmazsa olmazı olduğuna dikkat çeken ve “Egzersizin iyileştirici gücünden yararlanın" diyen Prof. Dr. Harzadın, "Önemli olan mümkünse haftanın 6-7 günü en az 20-30 dakika tempolu yürüyüş. Hafta sonu toplam 150 dakikayı bulmamız gerekiyor. En büyük organımız kaslarımız. İki egzersiz günü arasında 48 saatten fazla olmaması gerekiyor. Sağlığı geliştirmek için her gün 30 dakika tempolu yürüyüş, kilo almayı önlemek için günde 60 dakika aktivite, kilo kaybını sürdürmek için 60-90 dakika aktivite yararlı olacaktır" dedi. Dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirten Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, “Besine değil, kaliteli besine ihtiyacımız var. Kaliteli ve az yiyeceğe ihtiyacımız var” diye ekledi.

***

Alzheimer Derneği'nden yeni eğitim programı

Alzheimer Derneği İzmir Şubesi "Bakım Verenleri Güçlendirme Programı" başlatıyor. Altı hafta sürecek olan program, İzmir dışında olan ve derneğin yüz yüze etkinliklerine katılamayan hasta yakınları ve bakım verenler için çevrim içi düzenlenecek. Yürütücülüğünü Klinik Psikolog Dr. Duygu Çap Kurşun'un yapacağı eğitim 10 kişiyle sınırlı. 20.00 - 21.30 saatleri arasında düzenlenecek programa kayıt için 0505 351 1220'ye mesaj yoluyla ad ve soyadı bilgilerini iletmek yeterli.

YENİ YÖNETİM GÖREVE BAŞLADI

Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi'nin olağan genel kurulu Şubat ayında dernek merkezinde düzenlendi. Genel kurulda divan Mevlüt Ülgen’in başkanlığında Doç. Dr. Nil Tekin ve Gülce Aksoy’dan oluştu. Genel kurulda yapılan seçimde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin dernek başkanlığına yeniden seçildi. Prof. Dr. Yaprak Seçil, Prof. Dr. Özge Yılmaz Küspeci, Dr. Öğretim Üyesi Gönül Düzgün, Doç. Dr. Didem Öz, Doç. Dr. Saadet Koç, Taner Kunter, Cüneyt Kutlu, Funda Gülçay yönetim kurulunu oluşturdu. Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi'nde üç dönem başkanlığını üstlenen Belgin Karavaş'ın da genel koordinatörlük görevini sürdüreceği belirtildi.

Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi her salı ve perşembe günü hasta ve hasta yakınlarını, konusunda uzman bir yetkiliyle buluşturuyor, onlar için özel etkinlikler düzenliyor ve bilgilendiriyor. Etkinlikler salı günü derneğin Karataş'taki Şubesi'nde, perşembe günleri ise Karşıyaka'daki Gündüz Yaşam Merkezinde sürüyor. Derneğin etkinlikleri alzheimerdernegiizmirsubesi Instagram hesabından izlenebiliyor.

***

ESİAD’dan Dönüşümün Yol Haritası kitabı

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD), iş dünyasının dönüşen ihtiyaçlarını, geleceğe dair yol haritasını ve ortak akılla ürettiği çözüm önerilerini “Dönüşümün Akıl Haritası“ kitabında bir araya getirdi. Ticaret Gazetesi ve ESİAD’ın işbirliğiyle yayımlanan kitabı meslektaşım Seda Gök hazırladı. Kitap ESİAD Genel Sekreteri Özlen Kavalalı, kurumun basın danışmanı meslektaşım Meltem Seyis ve ESİAD Araştırma Uzmanı Göksel Uçak’ın katkılarıyla hazırlandı.

“Dönüşümün Akıl Haritası“ kitabında, ESİAD’ın en aktif çalışma guruplarından biri olan yuvarlak masalar çalışma grup başkanlarının, ekonomiden çevreye, dijitalleşmeden üretime, girişimcilikten kentsel politikalara, dış ilişkilerden sosyal politikalara kadar uzanan konulardaki görüşlerine yer veriliyor. ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, “Dönüşümün Akıl Haritası” kitabının önsözünde, 21. Yüzyılın karmaşık sorunlarının artık klasik çözümlerle yanıtlamadığına dikkat çekiyor.

Kitabın düşünmeye, tartışmaya ve yeni yollar açmaya davet eden bir başlangıç olduğuna değinen Zorlu, “Biz inanıyoruz ki ortak akılla güçlenen bu çaba gelecek kuşaklara daha iyi bir dünya bırakmamızı mümkün kılacaktır” görüşünü paylaşıyor. ESİAD’ın yuvarlak masa kültürünün birlikte düşünme ve üretme anlayışının güçlü bir yansıması olduğunu belirten Sibel Zorlu, “Temel hedefimiz ise çok net, ESİAD uyalarının bilgiye ulaşmasını, çözüm üretme kapasitesini artırmasını ve karar alma süreçlerinde daha etin bir rol üstlenmesini sağlamak” diye ekliyor.