Nuriye İşaretçi (merhum), Nermin Soyak (merhum), Mehmet Zeki Açıkalın, Nejat Açıkalın (merhum), Vedat Açıkalın, Yıldız Barış ile Fatma Konar. 7 kardeş, 3'ü rahmete kavuştu. Yıldız-Adil Barış çiftinin kızları Aslı'yı da çok erken yaşa kaybettik. Hepsini tanıdım güzel, iyi ve düzgün insanlar. 'Alınları açık', haram yemediler zıkkım da olmadı. 1933'lü Mehmet Zeki Açıkalın, müdürlük yaptı, 'bir kuruşluk' da olsa kötü ve yanlış yola sapmadı. Eniştemdir. Cemil Baysal (merhum), Nimet Aydınoğlu (merhum), Şükran Açıkalın ile Yaşar Adagüme kardeşler. Büyük teyzem ile anacığıma rahmetle şükranla. Şükran teyzeme, manifaturacı Büyük Cami'nin karşısında yılların esnafı Yaşar dayıma sağlıklı ömür diliyorum. Eniştemgiller, Ödemiş'te kışın Zeytinlik (Genev), yazın da göl kenarında Gölcük Yaylası'nda ikamet ettiler. Tarım Kredi Kooperatifi müdürlüğü yaptı, çiftçi, köylü dostu, kimseye de kazık atmadı, kandırmadı, aldatmadı. İnsan olarak gelişmem de emeği çok büyük. Köken olarak Ödemişliyiz, yedik göbek sülale. 'Bey torunuyum' yani, soyadımız Aydınoğlu Beyliği'nde geliyormuş. Birgi'de Aydınoğlu Mehmet Bey Camii var, babam rahmetli 'Ben yaptırdım' diye espri de yapardı. Evveliyatı bilmeden, 'şişirme' yazmam, devam. Eniştem Mehmet Zeki Açıkalın, hafızası maşallah. 'Hastası, fanatiği, holiganı, saplantılı' filan değil tam ama. O bir tam Fenerbahçe sevdalısıdır. Arşivcidir, spor yazarlığı var, döküman çok, değerlendirmek gerek. Fi tarihine gidelim. Altay'ımız Göztepe'miz Karşıyaka'mız İzmirspor'umuz Altınordu'muz Bucaspor'umuz süper ligde idi, vay bee. Unutanlara selam olsun, unutturmaya çalışanların kulakları çınlasın. İşte 'Alnı açık, gözü tok' eniştem, üşenmez 2 saatlik yoldan gelir. Bizi Atatürk Stadı'ndaki maçlara götürürdü. Biletli hem de kaçakla işi olmazdı. Üzülmesin diye de Fenerbahçe'yi sever gibi yapardım, ne yapayım. Yeter ki eniştem üzülmesin. Altay ile Göztepe yener gönderirdi Fenerbahçe'yi. Gönlümde yatan da her daim İzmirspor'dur. Etkilenmeyle filan da değişmedi, değişmez. 'Her sene banko şampiyon' diye tutmadık biz Eşrefpaşa'nın semtimin mahallemin, koca kentin adını taşıyan takımımı. Bilirdi zaten İzmirsporluluğumu, yılların spor insanı. Gazeteleri, dergileri, mecmuaları yakından takip eder, İzmirspor'u benden iyi bilirdi. Rahmetli Doğan Emültay, Halil Bıçakçı, Suat Mamat hocalarım ile onlarcasını tanırdı, Milli Takımımız dahil İzmir, İstanbul takımları Ödemiş Gölcük'te kampa gelirlerdi. Rakım yüksek, buz gibi ve de tertemiz hava. Sahanın kenarında, göl manzarasıyla çimlere oturmuş fotoğrafımı, gazetede görünce o kadar çok sevinmiştim ki. Tee o zamanlar başlamıştı bu 'dayanılır, çekilir kağıt kokusu hastalığı'. Fotoğrafın altında da imza yoktu, sonradan merak ettim soruştum. Ya Ahmet Gümüşçü ya da Sökmen Talay ustalarımdan biri çekmişti. Açıkalın ailesinden 5.kardeş Vedat abim de uluslararası foto muhabiri. Hürriyet'in 1.sayfasında çok sayıda fotoğrafları yayınladı, gördüm, okudum, ödüller de aldı. 1943'lü maşallah halen çalışıyor, Çanakkale'de açtı Ödemiş'te spor müzesi de açacak. Ödemişlilerin böylesi değerlere sahip çıkması gerek. Kaldı ki, ikisi de 'Bizi unutmayın, takdir edin' demedi, demez. Başkası olsa, suyunu çıkartır oysa. İyi ki varlar.
FENERBAHÇELİ AÇIKALIN İLE ERSOY, 100'LERE...
Yarın saat 7'de TRT ekranı karşısında olmaya var mısınız? 3.lige geri dönen Gaziemirspor da olacak sanırım. Gaziemir'de dev ekranda da izleyebilirsiniz. Kahvaltı ikramı da varmış, bilginize. Yoksa siz 'Bir pazar günüm var, uyumam lazım' diyenlerden misiniz? Uyumaya mı geldiniz bu hayata. Kalkın güneşin doğuşu da harikadır, bilirsiniz. Yarına bırakmayın. 'Futbolla uyuşturuyorlar, 3F falan filan da demeyin. Bu, o değil. Milli takım, başka bir şey değil. İsterseniz, Netflix'de Pele'nin hayatı, dünya kupası süreci var. Halkı izleyin, hak vereceksiniz. 4. Dünya kupamız, 3.'ü gidebildiğimiz. 1950'da harika maçlar çıkarmışız finallere gitme hakkımız olmuş. Brezilya uzak, bütçe, para yok denmiş gidilememiş. Bilemiyorum vardır, bir hikmeti. 1954, 2002 ile 2026'da gitmişiz. Yıl 1950; Teknik direktörümüz Sandro Puppo, kadromuzda Turgay Şeren, Rıdvan Bolatlı, Basri Dirimlili, Mustafa Ertan, Çetin Zeybek, Rober Eryol, Erol Keskin, Suat Mamat, İsmail Feridun Buğeker, Burhan Sargun, Lefter Küçükandonyadis, Şükrü Ersoy, Bülent Eken, Ali Beratlıgil, Mehmet Dinçer, Nedim Günar, Naci Erdem, Akgün Kaçmaz, Ahmet Berman, Necmi Onarıcı, Kadri Aytaç ile Coşkun Taş yer alıyor. Sahada ter döküp, masada bir imzayla gidemeyenler. Hepsi rahmete kavuştu, şükranla. 1954 Dünya Kupası'ne geldik. Batı Almanya, Macaristan ve Güney Kore ile karşılaştık. 10 gol attık, 11 gol yedik ama 3.ü olduk ve de ilk turda elendik. Tanımaktan tanışmaktan onur duyduğum Galatasaray forması giyen Suat Mamat hocam İzmirspor'u çalıştırmıştı. Çok beyefendi, insan evladıydı. 'İlk Dünya Kupamızda ilk golü atan Suat Mamat' hocamdır. İlk kupada Suat Mamat ile Burhan Sargun 3'er gol, Lefter Küçükandonyadis2 gol, Erol Keskin ile Mustafa Ertan birer gol attı. O kadro da gol atamasa da Vefaspor forması giyen Şükrü Ersoy, enfes oyun sergilemiş, pas vermiş asistlik yapmış. O zamanlar asist kavramı yoktu ki. Fenerbahçe'ye geçen Şükrü Ersoy ile Fenerbahçe sevdalısı Mehmet Zeki Açıkalın, Gölcük yaylasında karşılaşır. Futbolcunun da taraftarın da şımarık olmadığı zamanlar. 1954'de Milli takımız sahaya çıktığında Fenerbahçeli Açıkalın 21, Vefalı sonraki Fenerbahçeli Şükrü Ersoy da iki yaş büyüktür. İkisi de çok yakışıklıdır. Gazetelerden okudu, ekrandan izleyemedi radyodan dinleyemedi o coşkuyu. İki 'yaşayan efsanemiz' 95 ve 93 yaşındalar, 100'ler kulübüne girmeleri dileklerimle. Kolay gelinmedi bu günlere. Yoksa siz hala uykumu bölemem mi diyeceksiniz. Özel hayat, zevkler ve renkler tartışılmaz tamam da. Bir daha tekrarı yok ki. O zaman, iyi keyifli seyirle, diğerlerine de iyi uykular, uyumaya devam. Allah rahatlık versin. Haydi canım takımım, bir taneciksin. Sonsuz başarılar diliyorum kupayla dönersiniz inşallah. Dualarımızla, coşkuyla, aşkla. Yaşasın Ay-Yıldız, yurttaş vatandaş olmak kolay değil hakkını veriniz. Yaşa varol, İlker Özdemir'in marşındaki gibi 'Türkiyem'...