Sabah gözlerimizi açar açmaz yaptığımız ilk iş cep telefonuna bakmak. Bildirimler, mesajlar, şarj… Bu davranış artık toplumdaki her fertte bilinçsizce yapılan bir davranış haline geldi. Şarj yüzdesi azaldığında panik hali herkesi sarar oldu. Eğer telefon kapanırsa kimse bize ulaşamaz bir şey paylaşamayız ya da bir şeyleri kaçırma korkusu herkesi sarıyor. O an ne yapılır edilir o priz bulunur ve telefon şarj edilir. Peki bu davranışı kendimiz içinde gösteriyor muyuz? En son kendimizi ne zaman şarj ettik?
Modern yaşamdan alıştığımız o tempo bizi tüm gün boyunca “online” halde yaşatıyor. Fiziksel olarak ayakta olmasak bile çoğu zaman bitkin insanlar haline geldik. Durmadan ekrana bakan gözler, arka arkaya nefes almadan yapılan işler, cevaplanması gereken mailler, bitmek bilmeyen bildirimler zihnimizi adeta bir çöplük haline getiriyor. Bu yorgunluğa rağmen durmak neredeyse imkansız. Oysa insan da o akıllı telefon gibi. Durmadan çalıştırılan bir sistemin bir süre sonra zorlanması, yavaşlaması, hatta zaman zaman sorunlar yaşaması kaçınılmaz.
Yaşanılan yorgunluk artık sadece bedensel bir durum değil. Zihinsel ve duygusal yorgunluk ne yazık ki çok geç fark ediliyor. Kalitesiz uyku, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sosyal izolasyon gibi maruz kalınan birçok faktör enerjimizi düşürüyor. Ancak hepimiz bu durumu çoğu zaman görmezden gelmeyi tercih ediyoruz. Yorgunluk yaşanınca kahve içip bu yorgunluğun geçmesini bekliyor, başımız ağrıyınca ağrı kesiciyle günü kurtarmaya çalışıyoruz. Kısacası tüm sorunlara geçici çözümler bulmaya çalışıyoruz.
Her gece telefonu düzenli bir şekilde şarj ederken kendimizi ne sıklıkla dinlendiriyoruz. Yeterli bir uyku süremiz var mı? Geceleri gerçekten dinleniyor muyuz yoksa ekran ışığında uyuyakalanlardan mıyız? Bunlar sadece fiziksel olarak değerlendirilebilecek şeyler değil. Aynı zamanda ruh sağlığıyla alakalı durumlar. Uzun süre boyunca bastırılmış stres ve kaygı bozuklukları çoğu zaman bağışıklık sistemini zayıflatabilmekte bu da birçok hastalığın zeminin hazırlamakta.
İnsanın kendini dinlendirmesi bir hafta sonu tatili ya da birkaç saat uyumakla sınırlı olmamalı. Bunu bir yaşam tarzı haline getirmek önemli. Gün içinde yorulduğu zaman kişinin kendine kısa aralar vermezi, ekrana bakmadan birkaç sessiz dakika geçirmesi sağlıklı yaşamın ilk adımlarını atmakta oldukça önemli. Kimi zaman bir yürüyüş kimi zaman kısa bir okuma kimi zaman sevilen bir şarkı dinleme kişinin kendini yenilemesi açıdan önemli bir mesafe kat etmesini sağlıyor.
Maalesef pek çok kişi alarm zili çaldığı andan itibaren aynı güne başlıyor. Uykusuzluk, konsantre kaybı, yorgunluk ve sinir hali… Bunlar artık vücudun sessiz bir şekilde değil bağırarak yardım çağrısı yaptığının en önemli işaretleri. Bu işaretleri duymamak ya da duymazdan gelmek sadece günü kurtarıyor. Ancak uzun vadede büyük risklerin ilk adımları atılıyor.
Artık aynaya bakıp tek bir soru sormanın zamanı geldi aslında. “Ben günün sonunda gerçekten dinlenmiş hissediyor muyum yoksa bir günü daha geride bırakmış olarak mı görüyorum” Eğer cevap ikincisiyse artık rutin hayatı gözden geçirmenin vakti gelmiş hatta geçmiş anlamına gelebiliyor. Telefonunuzu şarj etmeyi asla unutmuyorsunuz. Çünkü onunla bağlantı kuruyorsunuz. Ama asıl bağlantı, kendinizle kurduğunuzda başlıyor. Ve unutmayın: Siz durmazsanız, bedeniniz bir gün sizi durdurur.