Türkiye bugün yalnızca bir siber güvenlik soruşturmasını değil, kamu görevlilerinin sendikal örgütlenme sisteminin ne kadar güvenli olduğunu da tartışmak zorundadır. MİT koordinasyonunda Siber Güvenlik Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından, sendikalara yazılım hizmeti sağlayan Ankara merkezli Aydo Yazılım’a yönelik gerçekleştirilen operasyonda beş şüphelinin gözaltına alındığı açıklandı. Yapılan incelemelerde bazı sendika yazılımlarına, sendika üyesi olmayan kişilerin bilgilerine erişim sağlayan özel bir sorgu arayüzünün eklendiği ve geçmişte internete sızdırılmış veri setlerinin bu sistem üzerinden sorgulanabildiğinin tespit edildiği bildirildi. Daha da önemlisi, söz konusu şirketin hizmet verdiği sendikaların üye büyüklükleri dikkate alındığında iki milyonu aşkın kamu görevlisini ilgilendirebilecek bir veri güvenliği tartışmasıyla karşı karşıyayız. Ancak burada hukuken ve vicdanen önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: İki milyondan fazla kişinin verisinin fiilen ele geçirildiği henüz kesinleşmiş değildir. Soruşturma, sistemin hangi ölçüde ve kimler tarafından kullanıldığını ortaya çıkaracaktır. Fakat bu olay bize çok daha temel bir soruyu sordurmalıdır: Milyonlarca kamu görevlisinin sendikal üyelik işlemleri neden hâlâ üçüncü taraf yazılımlara ve farklı veri sistemlerine ihtiyaç duyacak biçimde yürütülüyor?
Artık bu sistemi değiştirme zamanı gelmiştir.
Türkiye bankacılık işlemlerinden adli sicil belgesine, tapu bilgilerinden SGK hizmet dökümüne kadar vatandaşın en önemli işlemlerini dijital ortamda gerçekleştirebilen bir ülke. O halde bir kamu görevlisinin sendikaya üye olması veya sendika üyeliğinden ayrılması neden doğrudan e-Devlet üzerinden gerçekleştirilemesin?
Benim önerim; Kamu görevlilerinin sendika üyeliği ve üyelikten çekilme işlemleri doğrudan e-Devlet Kapısı üzerinden yapılmalıdır. Memur e-Devlet’e girer. “Sendika Üyelik İşlemleri” ekranını açar. Görev yaptığı hizmet kolundaki sendikaları görür. Üye olmak istediği sendikayı seçer. Gerekli bilgilendirme ve açık rıza süreçlerini tamamlar. İşlemini elektronik ortamda onaylar. Üyelik bilgisi ilgili kamu kurumuna ve sendikaya, yalnızca görevlerinin gerektirdiği ölçüde iletilir. Böylece araya üyelik formu taşıyan kişiler, farklı yazılım şirketleri ve gereğinden fazla kişisel veri işleyen sistemler girmek zorunda kalmaz. Üstelik e-Devlet sistemi sadece güvenliği artırmaz; sendikal özgürlüğü de güçlendirebilir. Çünkü sendika üyeliği kişinin özgür iradesidir. Hiçbir kamu görevlisi “Üye oldun mu?”, “Hangi sendikaya geçtin?”, “Formunu kime verdin?” baskısıyla karşılaşmamalıdır. Devletin görevi memurun hangi sendikayı seçtiğine müdahale etmek değil, bu tercihin özgür, güvenli ve hukuka uygun biçimde gerçekleşmesini sağlamaktır. Sendikal tercih hassas bir bilgidir. Meseleyi yalnızca T.C. kimlik numarasından ibaret görmek de büyük hata olur. Bir kamu görevlisinin kimlik, iletişim ve adres bilgilerinin yanında hangi sendikaya üye olduğuna ilişkin bilgi de kişinin özel alanıyla ve örgütlenme özgürlüğüyle doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla burada korunması gereken yalnızca bir veri tabanı değildir. Korunması gereken memurun iradesidir. Korunması gereken örgütlenme özgürlüğüdür. Korunması gereken sendikal bağımsızlıktır. Bugün ortaya çıkan soruşturmanın bütün ayrıntıları elbette yargı süreci sonunda netleşecektir. Herhangi bir sendikaya yazılım hizmeti verilmiş olması da o sendikanın soruşturma konusu yasa dışı sistemi kullandığı anlamına gelmez. Bu ayrımı özellikle yapmak gerekir. Ancak yaşananlar mevcut sistemin veri güvenliği açısından yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Çözüm teknolojiye karşı çıkmak değildir. Çözüm, teknolojiyi kamu güvencesi altında doğru kullanmaktır. Bir gecede yapılacak iş değil, ama başlanmalıdır. Elbette e-Devlet sistemine geçilirken sendikaların bağımsızlığı korunmalı, devletin sendikal tercihler üzerinde denetim veya baskı kurmasına yol açabilecek mekanizmalara izin verilmemelidir. Sistemde “asgari veri” ilkesi uygulanmalıdır. Bir sendikaya yalnızca kendi üyesine ilişkin ve üyelik işleminin yürütülmesi için gerekli bilgiler açılmalı; başka sendikaların üyeleri veya sendikasız kamu görevlileri hakkında sorgulama yapılmasına teknik olarak imkân verilmemelidir. Her işlem kayıt altına alınmalı, yetkisiz sorgular anında tespit edilmeli ve kamu görevlisi kendi üyelik hareketlerini e-Devlet üzerinden görebilmelidir. Gerekirse çift doğrulama sistemi kurulmalıdır. Böyle bir yapı hem sendikaları hem kamu çalışanlarını hem de kamu kurumlarını korur. Bugün tartışmamız gereken mesele yalnızca “Kim hangi veriye erişti?” sorusu değildir. Asıl soru şu; bundan sonra hiç kimsenin yetkisi olmayan bir kamu görevlisinin bilgisine ulaşamaması için ne yapacağız? Cevabı ertelememeliyiz. Türkiye’de kamu görevlilerinin sendikal üyelik sistemi baştan aşağı gözden geçirilmelidir. Üyelik ve istifa süreçleri güvenli, şeffaf, denetlenebilir ve doğrudan kamu görevlisinin kendi iradesine bağlı hale getirilmelidir. Bunun en güçlü araçlarından biri e-Devlet kapısıdır. Sendikalar emekçinin örgütlü gücüdür. Üyenin bilgisi ise sendikanın değil, her şeyden önce üyenin kendisine ait emanettir. O emaneti korumak hepimizin sorumluluğudur. Artık kâğıt formların, kontrolsüz veri dolaşımının ve gereksiz aracı sistemlerin tartışıldığı dönemi geride bırakmalıyız. Sendika üyeliği e-Devlet üzerinden yapılmalı; kamu emekçisinin tercihi de kişisel verisi de devletin hukuk güvencesi altında korunmalıdır. Çünkü örgütlenme özgürlüğünün ilk şartlarından biri; üye özgür olacak, iradesi özgür olacak, bilgisi güvende olacak.