Modern hayatın etkisiyle birlikte insan zihni sürekli bir uğultunun içinde yaşama devam etmeye çalışıyor. Sabahları gözlerimizi açmanın ardından telefona bakıyoruz gün içerisinde büyük ekranlardan gelen sesleri konuşmaları dinliyoruz. Evde telefonla sokakta trafikte gürültünün içinde bir hayata devam etme mücadelesi veriyoruz. Sessizliğim tam olarak ne anlama geldiğini unutmuş durumdayız. Dört bir tarafımızın gürültüyle çevrildiği bu dünyada beynimize sessizlik sunmak en büyük lüks oldu.

Yapılan araştırmaların sonucunda sessizliğin yalnızca ruhsal bir dinginlik olmadığını aynı zamanda fizyolojik bir iyileşme sürecine de sebep olduğunu ortaya koyuyor. Aslında her gün 10 dakikalık bir sessizlik beynin kendini yenilemesi için devreye girebiliyor. Bunun sonucunda hayatımızın kalitesi değişiyor belki aldığımız kararlar olumlu etkileniyor iletişim şeklimiz de güçleniyor.

Sessizlik beynin temizlik safhası diyebiliriz. Maruz kaldığımız bilgi yığınıyla birlikte çözümlenememiş duygular bastırılmış korkular hepsi bir köşede sessizce birikir. Sessiz kaldığımızda ise beyin bu birikmiş dosyaları işleme alır. Düşünceler biraz yavaşlar ardından nefes alma verme derinleşir kalp ritmi normale döner. Bir noktadan sonra bizler fark etmiyor olsak da bedenimiz yavaşça gevşer. Bu sebepten dolayı sessizlik sadece bir ruh hali değil aynı zamanda fizyolojik bir denge hali olarak hayatımızda kalır.

Birçok insan sessizlikte korkabilir çünkü sessizlik kişiyi kendi gerçekliğiyle yüzleştirebilir. Gürültü ve sürekli bir uğultu, çoğu zaman bir sığınak işlevi görür. Televizyon, müzik veya sosyal medya ile zihnimizi meşgul ederken, aslında içimizdeki sesi duymamak için çaba harcarız. Oysa sessizliğe tahammül edebilmeyi öğrenen birey, zamanla o iç sesin ne denli değerli ve aydınlatıcı olduğunu anlar. İnsan, ancak sessizlikte kendi özüyle buluşur.

Her gün sadece on dakika boyunca hiçbir şeyle meşgul olmamak, yüzeysel olarak kolay görünse de derin bir içsel disiplin gerektirir. Sabahın erken saatlerinde veya gecenin dinginliğinde... Sessizce oturun, tüm elektronik aletleri kaldırın, arka plan sesi olmasın. Yalnızca sessizliğin sesini dinleyin. İlk başlarda huzursuz hissedebilir, zihniniz "Burada ne yapıyorsun?" diye sorabilir. Ancak birkaç günün sonunda, bu sessiz anlar günün en kıymetli armağanına dönüşecek. Zihninizin tazelendiğini, dikkatinizin keskinleştiğini ve iç sükûnetinizin arttığını fark edeceksiniz.

Günde on dakikalık sessizlik, bir lüks değil, zihinsel ve ruhsal sağlık için bir zorunluluktur. Bu kısa süre dahi beyin kimyasını olumlu yönde değiştirir, hafızayı tazeler ve stresi kontrol altına almaya yardım eder. Tıpkı bedenin dinlenmeye ihtiyaç duyması gibi, zihin de sessizliğe ve sükûnete muhtaçtır.

Sessizlik, bazen en etkili terapi yöntemidir. Gürültünün egemen olduğu bir çağda sessizliği seçmek, kendine verdiğin değerin bir ifadesidir. Her gün sadece on dakika... Kulağa küçük bir süre gibi gelse de, o on dakika zihnin kendini bulduğu, insanın özüyle buluştuğu andır.