Kitaplarını ilgiyle okuduğum, attığı adımları örnek aldığım bir isim Ahmet Şerif İzgören. Yine şahane bir gerçeğe dikkati çekmiş, sizlerle paylaşmak istedim.
Biliyorsunuz, binbir zorluğun içinde gurur dolu günler yaşıyoruz. Şerif Hoca öyle güzel analiz etmiş ki başarıyı, hepimizin kulağına küpe olmalı.
Şöyle yazmış sosyal medya hesabına: "Kızlarımız dünya ikincisi oldu, erkek basketbol takımı Avrupa ilk dörde girdi. Bu oyuncuların hiçbirinin etnik kökenini, siyasi görüşünü bilmiyoruz, ilgilenmiyoruz. Hepsi liyakatla, emekleriyle, torpil olmadan hak ederek o formayı giydiler.
Şimdi şöyle bir senaryo düşünün; takımın antrenörü partinin il başkanının yeğeni, oyuncular o federasyon başkanının tarikatından seçilmiş olsun. Dünyanın en kötü beşinde, onunda olurduk. Bu ülkeyi her alanda ileri götürecek değer; Liyakat.
Her alanda pırıl pırıl insanlarımız, her şeyi hak edecek gençlerimiz, bu ülkeyi ileri götürecek insan kaynağımız var. Yeter ki bu ülkenin bir köyünde doğan gariban bir çocuk "Ben çalışır çaba gösterirsem hiç bir torpile, cemaate, siyasetçiye ihtiyaç duymadan ülkemde başarılı olur, yükselirim." diye düşünsün.
Aksi takdirde bu güzel ülke vıcık vıcık kötülüğe bulaşır, ekonomik veriler dibe vurur, gençler ülkeden umudunu keser, her konuda dünyada en kötü ilk onda oluruz."
Nokta atışı, değil mi? Ne güzel özetlemiş başarıya giden yolu, başarının tesadüf olmadığını. Emeğin, hak edene hakkı vermenin güzel sonucunu. Hepimize tek tek örnek olsun.