Trafiğe aracıyla çıkanların çok iyi bildiği gibi, radar araçları yol kenarlarına ters yönde park etmek suretiyle hız sınırlaması olan yollarda bu kurala uymayan sürücüleri belirlemekte ve biraz ileride de durdurarak ceza yazmaktaydılar. Artık teknoloji ilerlediğinden, teknik takip yapılmak suretiyle plaka tespit edilip, doğrudan plaka sahibine de ceza yazılabilmekte ve kişiler hiçbir çevirmeye uğramadığı halde bu cezayı e-devlet vasıtasıyla resmi kayıtlarından öğrenebilmektedirler. Uygulamanın amacı nedir? Trafikte güvenliği sağlamaktır. Acaba bu kontrollerin de bazı kuralları var mıdır? Yani amaçlanan sürücüleri aniden yakalayarak radar tespiti yoluyla cezalandırmak mı yoksa önce uyarıp öğretici olmak ve uyarıya rağmen hatalı davrananlara yaptırım uygulamak mıdır? Bence her ikisi de. Ancak yeni olmasa da bu konuda verilmiş bir Yargıtay kararı konuyu açıklayıcı ve hatta yönlendirici bir özellik taşımaktadır. İlgili Yargıtay kararı uyarınca, devletin “İYİ İDARE” gibi davranması gerekmektedir. Bunun anlamını aşağıda açıklayacağız.

İYİ İDARE NE DEMEKTİR?

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 20.06.2007 tarihli ve 999 sayılı Bakan Temsilcileri Toplantısı’nda, üye devletlere öneri niteliğindeki CM/REC (2007) 7 sayılı tavsiye kararı kabul edilmiştir. İyi idarenin özellikleri maddeler halinde sayılmıştır. Buna göre;

1.     İdare, açıklık ilkesine uygun faaliyette bulunmalı,

2.     İdare, karar ve işlemlerden özel kişileri, resmi belgelerin yayınlanması da dahil olabilecek şekilde haberdar etmeli,

3.     Kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallara uygun olarak resmi belgelere erişim hakkı tanımalı,

4.     Açıklık ilkesi, yasayla korunmuş gizliliğe zarar vermemelidir.

Söz konusu karar bağlayıcı olmamakla birlikte, ilgili kurul, önerilerde bulunmaya yetkili kılınmış ve üye ülkelerin mahkeme kararları ve mevzuatlarında söz konusu tavsiye kararları ülke iç hukukunda da uygulanmakta ve yer bulmaktadır. Bazı yargı kararları ilgili tavsiye kararlarına yollama yapmaktadırlar.

ANAYASADAKİ DÜZENLEME

Anayasamızın 2. Maddesi’nde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğin bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik, sosyal bir hukuk Devletidir.” Şeklinde düzenlenmiştir. Ayrıca, hukuk devleti “faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlayan devlet” demektir. Dolayısıyla öncelik kuralların ihlalini bekleyip cezalandırma yapmak değil, öncelikle toplum düzenini sağlamak amacıyla konan kurallara uygun davranılmasının alışkanlık haline getirilmesini temin etmek olmalıdır. Daha kısa ve özet şekilde bir ifade ile idare, insanları cezalandırmayı değil, eğitme, öğretme ve iyi davranışların alışkanlık haline getirilmesi ile sorumlu tutulmuş olmaktadır. Bu konudaki bir Yargıtay kararı, hatta neredeyse, gerekli uyarılar yapılmadan, tuzak kurar gibi, vatandaşı ani yakalayıp ceza kesilmesini uygun bulmamış. Biz de buna ilişkin verdiği kararı bir sonraki yazımızda ayrıntılı inceleyeceğiz.