Anlatılmaz, yaşanır. Yaşadım doya doya. Bilen biliyor zaten anlatsam ne olacak. Diyeceğim, ama o da olmaz, Okan Baba'ya ihanet olmasın diye. Şahsıma demişti ki, 'Yiğidim yaz, o seni bırakana kadar sen sakın bırakma evlat'. Kolay mı diyen bu işin, piri. O'nun tüyü kadar olamasa da yazıyorum işte. Yazdığının beğenilmesi değildir, konu. Beğendiklerini, beğenmediklerini yazabilmektir. O bir, şair, toplasanız onu geçmez sayıdaki şiir ezberimde. Okan baba mı, ohoo. Kapı gıcırdasın şiiri hazır, okur, hem de ne okumak. Yüzlerce, binlercesi şiir ezberinde. Okan Yüksel farkıyla. Vurgulara bile dikkat eder, kelime hatası yapanları düzeltirdi. 'Nev-i şahsına münhasır' bir dünya insanı, yurdum vatandaşı, insan evladıydı. Olacak o kadar. Beğenmeyenleri de vardı. Sanki kendileri mükemmelmiş gibi. Kusuru kendilerinde aramalılar oysa. Yazar, çoğu kitabını okudum. Nüktedan, dinlettirir. Spora çok emeği geçti. O konuda da hafızası süperdir. Vefat eden, yaşayan efsane sporcu, başkan, yöneticilerle dolu anısı vardı. Çok yazdı ama, yazamadığı, tamamlayamadığı o kadar çok konusu vardı ki. Sanırım bir kitabı olacak, bitmedik. Yazı istedi, gönderdim. O kitabı çıkartmak gerek. Rahatsızlıkları girdi, on yıldır çekiyordu, hep yendi, hep yendi. Uzatmalara kaldı, maç ise yaşam. Şükürler olsun bize bağışladı Yüce Yaratan. Yenilmedi yıkılmadı. Mukadderat işte, buraya kadarmış. Spor Müzesi açacaktık, İbrahim Irmak, Esat Erçetingöz, Atilla Köprülüoğlu ustalarımla. Önderimiz O idi. Lafta kaldı; 'Okan Yüksel Spor Müzesi'. Adı bile harika, yakışır. İzmir sporun beşiği, ocağı, okulu. Binlercesi, madalya, kupa, belge, fotoğraf, isim. Toplansa, muhteşem olmaz mı? Sahi, sağlığında Şakir Kuruş (rahmetli) hocamın verdiği onlarca doküman, belge, madalya, şilt nereye gitti. Bürokrasiye mi takıldı. Küflenmeseler bari. Başlangıç için yeterli sayıda var zaten, Konak Belediyesi almıştı. Lütfen, sporu seven arkadaşlar yapsın. Zül, gereksiz iş, boşa çaba olarak görenlere vermeyin görevi. Takipteyim, izindeyim.
OKAN YÜKSEL SPOR MÜZESİ
68 kuşağından, hep dik durdu, kalemini satmadı. Belki de ilk kez tam tekmil katılabildim. Kısmet nasip oldu, iyi oldu. Havagazı'ndaki İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Bostanlı Alpaslan Beşikçioğlu Camii, Doğançay Mezarlığı. Gidebildim, katılabildim üçüne de şükürler olsun. Bazen de olmayınca, olmuyor. Siz de yaşamışsınızdır. Gitmek istiyorsun, gidemiyorsun. Olmuyor, olmuyor. Hürriyet'te Muammer Yüksel (rahmetli) abim hocam, büyüğüdür. Efsane futbolculardan, sevdiceğim Gürsel Baliç kaptanımın dayısıdır Okan Yüksel ustam, üstadım. Eşi Sevim ablamıza kavuştu, aynı yerdeler. Halil İbrahim Hüner ustam, başkanım kabrine girdi, son görevini yaptı. Dilek Gappi başkanım kabristana da geldi. Toprak attı, çiçek bıraktı, su verdi. Dost, güzel insan Karşıyaka sevdalısı Zafer Kılınçoğlu kardeşim, bacağındaki aksamaya, ağrılarına rağmen oradaydı. Allah razı olsun, gelebilen tüm kadirşinaslardan, vefalılardan. Son şiirini de yazdı, her zaman yanı başında destek olan Yıldız Aktaş hanıma emanet etti. Evladı olarak da buraya bırakıyorum. Veda / ''Ben ölürsem ardımdan üzülenlere de ki; Okan Yüksel şiirleri, sporu ve mesleğini çok sevdi. Okan Yüksel; sevdalarını ve kavgalarını çok sevdi. Okan Yüksel, İzmir'i, gökyüzünü, Deniz'i, Ateş'i ve Su'yu çok sevdi. Okan Yüksel, Mustafa Kemâl'i ve O'nun yolunda yürümeyi çok sevdi. Okan Yüksel, direnmeyi, teslim olmamayı, yaşamı sevdi ve severek yaşadı. Bin yıllık dostlarım. Ailem, hepinizi çok sevdim. Yüreğinizin sıcağında saklayın size son Merhaba'mı. Merhaba...'' Deniz kızının, Ateş ile Su, torunlarının adıdır. Vasiyet gibi, koca şairin şiiri de böyle olur ki. Merhaba Okan Baba merhaba. Rahmetle, şükranla, hakkını helal et büyük usta...