“Eğer oy vermek herhangi bir şeyi değiştirseydi yasaklanırdı” Emma Goldman

Siyaset dediğin tek dişi kalmış canavar. Bu dünyanın modern köleleri olarak bize dayatılan hiçbir şeyin farkında değiliz. Kedinin oynadığı fare misali siyasetçiler artık yüzsüzlükte sınır tanımıyor.

Hiçbir guruba, siyasete bu yüzden dahil olmuyorum. Herkes insan onurunu bırakmış,kendini kurtarma peşinde çünkü.

Günümüz dünyasında artık, güçlü olan haklıymış gibi davranılıyor. Güç zehirlenmesi insanoğlunu yoldan çıkartıyor. Ahlakından, ideallerinden ve inandıklarından…
Bu durumun en aleni yani ele güne karşı saklanamayanı siyasetçilerde görülüyor. (Bakınız; daha öncekilere.) Bu hafta Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve CHP Milletvekili Süleyman Bülbül. Şimdi bu insanlar koyu CHP’li. Sayın Çerçioğlu 2009 yılından beri CHPli belediye başkanı. Ve birden tam tersi görüşleri olan ‘AK Parti’ye geçecek’ diye söylentileri çıkıyor. Bugünlerde gerçekleşir mi bilmem. Ama her şeyi ‘alıştıra alıştıra’ dayattıkları için muhtemelen haberlerin doğru olduğunun da işareti. Belki de siz bu yazıyı okurken resmi olarak onaylanmış olacak. Zaten yakın zamanda örnekleri çok. Peki ya seçmen? Bu durumda CHP’li, AK Partili diye bu şahıslara oy verenler? Kendilerini kandırılmış hissetmeyecekler mi? Hissetmiyorlar mı? Hissetmediler mi? Peki bu parti değiştirenler, oy verenlerin karşılarına hangi yüzle çıkacaklar!

MADEN VE İKLİM KANUNU

İnsanoğlu bu. Fikirleri değişebilir her konuda. Ama siyasetle bir yere gelenler, halkın oyuyla üstelik, parti değiştirirken de halkın oyunu almalı. Ya da çok mu ütopik geldi. İstifa etsinler öyle gitsinler nereye gideceklerse! Halkla dalga geçmesinler!
Dikkat ediyorum Maden ve İklim Kanunu yasalarından sonra kalan ormanlarımız da yanmaya başladı.
Antalya, Çanakkale, Edirne, Manisa, Hatay, Bolu ve İzmir…
‘Kontrol altına alındı’ denilen yerler de yanacak bir şey kalmadığı için kontrol altına alınıyor!
Anlayacağınız ülke maddi manevi yanıyor!
Bir de diploma skandalı patladı!

“Yahu bu adamlar, bu kadınlar nasıl buralara geliyor” diye aklımızdaki soru işaretleri de böylece cevaplanmış oldu.
Sahte diploma deyince aklınıza merdiven altında basılan bir belge geliyor değil mi? Ancak iş o kadar basit değil! Bu konu ‘elektronik imza’ ile ilgili.
“Elektronik imza: devletin sertifika verdiği şirketlerinin ürettiği kopyalanamaz, tanımlanmış IP li cihazlar dışında, başka cihazda devletin onayı olmadan çalışmayan resmi bir mühürdür.” Bu yüzden Teknoloji Bakanlığı’nın bu işten haberi olmadan yapılamaz. Bir insanı üniversite mezunu yapmak için önce lise mezunu yapmak gerekir. Sonra üniversite sınavına sokmanız gerekir. Bunun için de sınav harcını vergi dairesine yatırılmış gibi yapmak gerekir. Sınava girmiş gibi gösterip, sınav sonucunun da YÖK sistemine sokulması gerekir. Sonra üniversite sisteminde yer alması gerekir. Ve sonunda diplomanın mühürlenip e-devlete tekrar yüklenmesi gerekir. Hiçbir çete bunu birçok bakanlıkla bağlantılı olmadan yapamaz! Anlayacağınız eskiden karnelerde çamaşır sularıyla düzelttiğimiz ders notlarına benzemiyor bu işler!

Ülkede her şey birbiriyle bağlantılı ve yeni dünya düzenine çanak tutuluyor…
Ne yazık ki bazıları tarihin yanlış tarafında durmaya devam ediyor.