Hayat, bazen eski bir çekmece gibi, değil mi? İçinde neler var bilmiyoruz ama açınca bir yığın gereksiz şeyle karşılaşıyoruz. Zamanla yaşadığımız her şeyi oraya atıyor, bazen düzenleyeceğiz iddiasıyla yola çıkıyor ama ya adım atmaya üşeniyor ya da işin içinden çıkamıyoruz. Hep bir kargaşa hep bir atraksiyon! Aslında bazen o çekmecenin başına geçip haykırmamız gerekiyor: Yeter artık! Düzeleceksen düzel!
Şimdilik havalar buna izin vermese de inanıyorum elbet başaracağız!
Aslına baktığınızda yıllardır sakladığımız işe yaramayan anıları, dertleri, kederleri; biz istemesek de omzumuza binen yükleri, ‘Ah keşke’ ile dolu düşünceleri atmamız gerekmiyor mu? Faydası olmayan şeyleri emekliye ayırmalı, üzerine de bir güzel su içmeli. Geçmişin tozunu silkeleyip önüne bakmalı.
Geriye bakmak, geridekini görmekten ibaret değil mi? Peki soruyorum size: Her geride kalan düşünülmeyi hak etti mi? Bunun cevabını ben değil, siz verin. Eğer hak ettiyse ne ala…
Konfor alanımızı terk edip edememekle alakalı bazı şeyler. Konfor alanından çıkamadığımız sürece biliyorum ki aynı şeyleri yaşayıp duracağız. Bunları bilsek de akıllandık mı, asla! Bazen insanın kafasının dikine gitmesi de o kadar tatlı geliyor ki…
Aynı hataları tekrar tekrar yapıyor, ‘Bir daha mı, tövbe!’ diyor sonra kendimizi aynı yerde buluyoruz. İnanın bu debdebeyi aslında hiçbirimiz istemiyoruz.
Oysa bizim de huzurlu olmak, sakin bir yaşam hakkımız değil mi? Biz de diğer her ‘Normal’ insan gibi güzellikle geçirsek bir ömrü, yormadan, yıkmadan, yıkılmadan, kırmadan ve kırmadan. Tabii bunları gerçekleştirmek için o konfor alanının dışına çıkmamız gerekiyor. Hayat ‘Sen benim için çabalamazsan benden sana zırnık gelmez’ diye haykırıyor ama pek çoğumuz bunu ya göremiyoruz ya da işimize geliyor. Sen adım atacaksın ki hayat sana gelecek. Sen adım atacaksın ki hayat sana istediklerini verecek. Ancak hep bir mücadele, hep bir itiraz, hep bir kavga, hep bir bahane ile gidersen hayata olmaz bu işler, böyle olmaz. İşte o zaman hayat sana her istediğini altın tepside sunmaz.
Çık bakalım biraz konfor alanından. Biraz mücadele et. Biraz yapmadıklarını yap ve atmadığın o adımları artık at. Bak o zaman nasıl sevgi dolu oluyor sana hayat. Nasıl veriyor her istediğini, hayallerini, kendine bile itiraf edemediklerini…İşte o zaman sunuyor altın tepsiyi.
Ya da vazgeç yolundan. Olmayacaksa ‘Olmayacak’ de. Ne yor, ne kır, ne de parçala. Her şeyi çözecek değilsin ya, çözemediklerini kendini yoluna yolla.
Kendine sor şimdi: O vakit artık gelmedi mi?
Hayatta herkesin kalbinden geçenlerin gerçek olduğu ve ‘Altın tepsisine’ kavuştuğu bir ömür diliyorum. Sevgiler, sevgili okur!