Hayatta hepimize öğretilen bir şey var: Fedakarlık güzeldir. En azından bana bu öğretildi. Sevdiklerim için bir şeylerden feragat etmek, onlar istemeden benim harekete geçmem ve bir şeyleri halletme çabam… İnsanların mutluluğu için kendinden ödün vermek ve asla karşılık beklememek öğretildi bana. Ama bunun bedelinden hiç bahsedilmedi…

Son zamanda başıma gelen bazı olayları beni bu durumu düşünüp irdelemeye sevk etti. Neden bunu yapıyoruz ki?

Anladım ki bu ve bunlar gibi yapılan bazılarına göre ‘iyilik’, bazılarına göre ise de ‘fedakarlıklar’ ancak ve ancak karşılığını bulduğunda kutsal ama değeri bilinmediğinde oldukça yıpratıcı bir şey. En kötüsü de bunun anlaşılamaması ve beraberinde doğan türlü olumsuzluklar…

Hepimizin hayatında vardır böyle anlar. Kendimizi parçalayıp birine daha iyi bir gün sunmaya çalıştığımız, karşı tarafın tek bir talebi bile olmadan bizden kısıp ona verdiğimiz, ama sonunda hiçbir şey değişmediği gibi bizim içimizin de buruk kaldığı anlar… Dahası bu hareketin geri tepmesi ve suçlanmalar… Oysaki çoğu zaman kimse bizden böyle bir şey beklemiyordur bile. Ama biz, “O üzülmesin”, “Onun yükü hafiflesin”, “O daha rahat etsin” diye kendimizi feda ederiz ya hani. Ve sonra bir bakarız ki, karşımızdaki kişi farkında bile değil ya da bizim çabamız görmezden gelinmiş ve suçlu biz olmuşuz. İşte o zaman anlarız ki, bazen en büyük adım, hiç adım atmamaktır.

Birine bir şey sunmak güzeldir. Karşılık beklemeden, sırf içinden geldiği için bir şeyler yapmak insanı mutlu eder. Ancak bu karşındaki de seninle aynı bakış açısına, deneyime, kültüre ve karaktere sahipse geçerli.

Artık insani ilişkiler, ki bunu hem üzülerek hem de farkına vara vara söylüyorum, sınır meselesi… Kendini düşünmeden başkalarına adamak, içtenlik inanın karşıya gitmiyor ve değmiyor. En sonunda acı gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyorsun ve artık ne yapmaman gerektiğini anlıyorsun.

Ama ne kadar korkunç bir şey değil mi samimiyeti köreltmek. İnsanın duygularına zincirler vurması yapmacıklık değil de ne? Ama böyle gerekiyor işte. Ve işin en acı yanı, herkesin buna alışmış olması.

Artık bundan sonra mesafe iyidir, güzeldir.

Değer sadece hak edilene verilir.

Ve istenilen fedakarlık, artık sadece kazanılabilecek bir şeydir.

Çok da kazanılabileceğini sanmıyorum…

Işığınızın sönmediği, gününüzün güzelleştiği, insanların yormadığı ve her zaman samimiyetin zafer kazandığı günler geçirmeniz dileğiyle… Sevgiler!