Terapide en sık karşılaştığım durumlardan biri şu: İki kişi birbirini seviyor ama bir türlü ilişkilerine isim koyamıyor. Ya da bir taraf çok sevdiğini söylüyor ama bir adım atmıyor, sınır çizmiyor, yön vermiyor. İşte bu noktada hep aynı yere geliyoruz: Belirsizlik.
İlişkilerde en çok yoran şey çoğu zaman sevgisizlik değil, netlik eksikliğidir. Kişi sevildiğini hissetse bile, bu sevginin nereye gittiğini bilemediğinde zihinsel ve duygusal olarak sürekli alarmda olur. 'Ne olacak?', 'Beni gerçekten istiyor mu?', 'Yarın hâlâ burada olur mu?' gibi sorularla yaşamak zamanla duygusal yorgunluğa dönüşür.
Bana kalırsa netlik, bir ilişki içindeki en büyük şefkat göstergelerinden biridir. Çünkü 'buradayım' ya da 'değilim' demek, karşı tarafa duygusal bir çerçeve sunar. Bunu yapmadığımızda kişi, kendini değersiz, belirsiz ve savunmasız hisseder.
Bazen çok sevilen ama yönsüz bırakılan ilişkiler, kişide ciddi güvensizlik duygusu yaratır. Oysa yönü belli olan bir ilişki —ister kısa sürsün ister uzun— kişiyi daha az yıpratır. Hatta bazen sevgiyle devam eden ama tanımsız bir ilişki, sevgisiz ama açıkça bitirilmiş bir ilişkiden daha çok acı verebilir.
Eğer şu anda siz de böyle bir belirsizliğin içinde hissediyorsanız, lütfen unutmayın: Bu sizin değersiz olduğunuzu göstermez. Bu, karşı tarafın netlik veremediğini gösterir. Ve herkes, ne yaşadığını anlayabildiği bir ilişkiyi hak eder.
Çünkü duygular kadar onları taşıyan zemin de iyileştiricidir. Netlik, bazen sevgiden bile daha kıymetlidir.
Sevgilerle