Bugün İzmir'e baktığımızda, Cumhuriyet Halk Partisi açısından belediye seçimlerinde ortaya çıkan tablo oldukça nettir. 1 büyükşehir ve 30 ilçenin 28'i CHP tarafından yönetilmektedir. Bu, kuşkusuz bir siyasi hareket için büyük bir başarı ve gurur kaynağıdır. Ancak siyasetin en önemli kuralı şudur: Dün bugüne, bugün de yarına dönüşebilir. Eğer bugün elde edilen başarıların hangi emeklerle, hangi fedakârlıklarla kazanıldığını unutursak, o başarı hikâyelerine de haksızlık etmiş oluruz. Size gerçek bir hikâye anlatmak istiyorum...

Yıl 2003. Yer Gaziemir.

Yerel seçimlere yaklaşık bir yıl var. O dönemde Gaziemir Belediyesi ve belediye statüsündeki Sarnıç, AK Parti tarafından yönetiliyor. Havaalanına en yakın ilçe olması nedeniyle dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın sık sık uğradığı, namazını kıldığı AK Parti'nin güçlü olduğu bir bölge. İşte böyle bir dönemde de CHP Gaziemir İlçe Başkanı olan sevgili dostum Yüksel Demirsoy, önce kendisi inanıyor. Sonra yönetimini, gençlik kollarını, kadın kollarını ve parti örgütünü inandırıyor. Ardından kollar sıvanıyor.

"Bu ilçede bir çakıl taşına bile ihtiyacımız var" anlayışıyla yola çıkıyorlar. Çalınmadık kapı, sıkılmadık el, bakılmadık göz bırakmamaya kararlı bir ekip ortaya çıkıyor. Gaziemir adeta ilmek ilmek işlenmeye başlanılıyor ama 1 yıl süre yetmiyor 2004 de yine AKP kazanıyor. Ekibin başı Yüksel Demirsoy ve yönetimi kolları sıvıyor, 2004 seçimlerinde oy kullanmayan yaklaşık 13 bin kişinin listesi çıkarılıyor. Kapıları tek tek çalınıyor, insanlar ikna ediliyor. Sadece dört yüz üyeye sahip olan ilçe örgütü birkaç yıl içerisinde dört bin üyeye ulaşıyor. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile kurulan güçlü ilişkiler sayesinde asfalt, kanalizasyon, ulaşım ve otobüs hatları gibi hizmetlerin ilçeye ulaşması sağlanıyor. CHP'nin Gaziemir'de görünürlüğü ve güvenilirliği her geçen gün artıyor. Ama hikaye bununla da sınırlı kalmıyor. İlçenin demografik yapısı analiz ediliyor. Kanaat önderleriyle ilişkiler kuruluyor. Toplumun bütün kesimlerine ulaşacak bir siyaset dili geliştiriliyor. Ve sıra belediye başkan adayına geliyor. Ankara'dan dönemin genel başkanı ve genel sekreteri tarafından "Aday ol" teklifi gelmesine rağmen Yüksel Demirsoy'un verdiği cevap siyasetin bugünlerde çok ihtiyaç duyduğu bir karakter örneğidir:

"Hayır. Ben adam satmam. Adayımızın arkasındayım."

İNSANÜSTÜ ÇALIŞMA

Sonrasında ise adeta insanüstü bir çalışma başlıyor. Günde dokuz düğüne gidilen günler... Cenazeler, sünnetler, mevlitler... Engelliler, gençler, yaşlılar, emekliler... Sivil toplum kuruluşlarıyla kurulan güçlü ilişkiler... Muhafazakâr seçmene ulaşmak için tarihte ilk kez CHP tarafından kurulan iftar sofraları... Partinin sadece sola değil, toplumun tamamına açılması gerektiğini gösteren çalışmalar... Ve bütün bunlar belediye gücü olmadan yapılıyor. Sonuç mu? Tam 60 yıl sonra Gaziemir, CHP tarafından kazanılıyor. Bu başarı ne tesadüftür ne de sadece siyasi rüzgârların sonucudur. Bu başarı; inancın, örgütçülüğün, çalışmanın ve insanla kurulan samimi bağın eseridir. Bugün birçok ilçe başkanı için örnek gösterilmesi gerektiğini düşündüğüm isimlerden biri işte bu nedenle Yüksel Demirsoy'dur. Kendisi o yıllarda benim de dahilim olan anısını hep anlatır. Gazetelerde, benim Konak İlçe Başkanı olduğum dönemde gerçekleştirdiğimiz "Alo Konak CHP" projesinin haberlerini görmüş. O gün hemen yönetimini toplamış ve şöyle demiş:

"Arkadaşlar, bunu biz neden düşünmedik? Neden biz yapmadık?" İşte bu cümle aslında bir siyasetçinin çalışma ahlakını özetliyor. Rakibini kıskanmak değil, ondan daha iyisini yapmaya çalışmak... Bulunduğu görevi makam olarak değil, sorumluluk olarak görmek... Bugün geldiğimiz noktada ise yeni bir gerçekle karşı karşıyayız. Artık seçimler çantada keklik değildir. Belediyelerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, merkezi iktidarın yerel yönetimler üzerindeki baskıları ve değişen seçmen beklentileri nedeniyle önümüzdeki seçimler geçmişe göre çok daha zor olacaktır. Bu nedenle belediye başkan adaylarının belirlenmesi kadar, ilçe başkanlarının ve il başkanlarının seçimi de hayati önem taşımaktadır. Peki nasıl isimlere ihtiyaç var? Sokağı bilen... Örgütü büyüten... Toplumun her kesimiyle konuşabilen... Makam peşinde değil, başarı peşinde koşan... Partisini seçimden seçime değil, her gün yaşayan... Ve gerektiğinde kendi siyasi geleceğini değil, partisinin başarısını düşünebilen isimlere... Kısacası; dün Gaziemir'de bir başarı hikâyesi yazan sevgili dostum Yüksel Demirsoy gibi sadakatına ve vefasına inandığım siyasetçilere ihtiyaç var. Çünkü seçimler afişlerle değil, insanlarla kazanılır. Ve insan kazanmanın yolu da önce gönüllere dokunmaktan geçer.