Geçtiğimiz haftaki köşe yazıma şu cümlelerle başlamıştım:

"Türkiye, son dönemde iktidarın yoğun biçimde hedef aldığı CHP'li belediye başkanlarına yönelik gözaltı ve tutuklama haberlerine kilitlenmiş durumda.

Ancak böylesi günlerde, geçmişte İzmir'e hizmet etmiş ve kent hafızasında iz bırakmış belediye başkanlarını da hatırlamak gerekir. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde görev yapan başkanlardan ikisi bugün aramızda olmasa da bıraktıkları eserler ve ortaya koydukları belediyecilik anlayışı yaşamaya devam ediyor. Üçü ise hâlâ tanıklıkları ve birikimleriyle kent belleğinin yaşayan temsilcileri arasında yer alıyor. Bu nedenle gelin, İzmir'in yakın tarihine kısa bir yolculuk yapalım ve söze 'Efsane Başkan' İhsan Alyanak'tan başlayalım."

Aradan sadece bir hafta geçti...

Ve İzmir siyaseti, uzun yıllar konuşulacak tarihi bir gelişmeye tanıklık etti.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı ve görevini bağımsız olarak sürdüreceğini duyurdu. Böylece İzmir'de uzun yılların ardından ilk kez CHP üyesi olmayan bir büyükşehir belediye başkanı görev yapmaya başladı. Bu gelişme, geçen hafta başlattığım "İz bırakan belediye başkanları" yazı dizisinin önemini daha da artırdı. Çünkü günlük siyaset çok hızlı değişiyor.

Partiler değişiyor...

Yönetimler değişiyor...

Siyasi dengeler altüst oluyor...

Ancak bazı belediye başkanları vardır ki onları ait oldukları siyasi kimlikten çok, kente bıraktıkları iz tanımlar. Onları yıllar sonra bile hatırlatan; dürüstlükleri, halkla kurdukları bağ, cesaretleri ve belediyecilik anlayışlarıdır.

Geçen hafta bu yolculuğa İzmir'in "Efsane Başkanı" İhsan Alyanak ile başlamıştık. Bugün ise sözü; Buca Belediye Başkanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, CHP Genel Başkan Yardımcılığı ve 1989-1994 yılları arasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevlerinde bulunan, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ halkın arasında yürüyen, bisikletiyle kentin sokaklarında dolaşan, vatandaşın "Başkanım" diyerek selamladığı Yüksel Çakmur'a bırakıyorum.

Çünkü bazı insanlar belediye başkanlığı yapar...

KALICI ÖLÇÜ

Bazıları ise belediye başkanlığının nasıl yapılması gerektiğine dair hafızalarda kalıcı bir ölçü bırakır. Yüksel Çakmur, işte o isimlerden biridir... Siyasette makam sahibi olmak zordur. Ama makamdan ayrıldıktan onlarca yıl sonra bile sokakta insanlar tarafından "Başkanım" diye karşılanmak çok daha zordur.

İzmir'de bunun yaşayan örneklerinden biri Yüksel Çakmur'dur. Yukarıda saydığım yaptığı görevlerin her biri siyasetçinin özgeçmişine yazılabilecek önemli görevlerdir. Ancak bir siyasetçiyi asıl anlatan, görevleri değil; o görevlerden ayrıldıktan sonra halkın ona gösterdiği sevgidir. Bugün Kordon'da, Kemeraltı'nda, Alsancak'ta ya da İzmir'in herhangi bir sokağında yaya olarak gezen Yüksel Çakmur'u görebilirsiniz. Bisikleti ile Karşıyaka’nın sokaklarında, sahilinde ona rastlayabilirsiniz. Yanına yaklaşan insanların çoğu yıllardır onu tanır. Kimi elini sıkar. Kimi sohbet eder. Kimi de içtenlikle "Başkanım" diyerek yolunu keser. Çünkü bazı insanlar seçimi kazanarak belediye başkanı olur. Bazıları ise halkın gönlünü kazanarak ömür boyu "başkan" kalır. Yüksel Çakmur, belediye başkanlığı döneminde alışılmışın dışına çıkan uygulamalarıyla, kent yönetimine getirdiği farklı bakış açısıyla ve sosyal belediyecilik anlayışıyla İzmir'de iz bırakan isimlerden biri oldu. Elbette her siyasetçi gibi kararları eleştirildi, tartışıldı. Ancak onu farklı kılan, popüler olana göre değil, doğru olduğuna inandığına göre hareket etmeye çalışmasıydı.

Doğruları söylemekten geri durmadı. Kendi siyasi çevresine karşı da gerektiğinde eleştirel olabildi. Siyasette en zor şeylerden biri budur. Çünkü çoğu zaman doğruları söylemenin bir bedeli vardır. Yüksel Çakmur, bu bedeli ödemeyi göze alan siyasetçilerden biri olarak hafızalarda yer etti. Belki de bu yüzden bugün hâlâ halkın arasında rahatça dolaşabiliyor. Koruma ordularına ihtiyaç duymadan...

Makam araçlarına ihtiyaç duymadan...

Bisikletiyle...

Çünkü halkın güvenini makam değil, yaşam biçimi kazandırır. Bugün CHP'nin genç kuşak siyasetçilerinin de bu tabloyu dikkatle izlemesi gerekiyor. Siyasette kalıcı olan; sosyal medya paylaşımları, büyük afişler ya da gösterişli açılışlar değildir. Kalıcı olan, görev bittikten sonra halkın size nasıl baktığıdır. Yıllar sonra bir sokakta yürürken insanlar sizi gördüğünde yüzünde bir tebessüm oluşuyorsa. Elinizi sıkmak için yolunuzu kesiyorsa. "Başkanım" diye sesleniyorsa. İşte gerçek siyasi başarı budur. Çünkü bazı belediye başkanları görev süreleriyle hatırlanır. Bazıları ise bıraktıkları izlerle. Yüksel Çakmur, İzmir'in hafızasında iz bırakan belediye başkanlarından biri olarak anılmaya devam ediyor. Ve belki de siyasetin en büyük ödülü budur: Makamınızı değil, halkın sevgisini yıllarca koruyabilmek.