Bazı ziyaretler vardır… Programın bir parçası gibi görünür ama insanın içine işleyip hafızasına kazınır. Türkiye meclis üyeleri birliğimizin Balkanlar ziyaretimiz sırasında Balkanların en önemli Türk eğitim yuvalarından biri olan Üsküp Tefeyyüz İlköğretim Okulu’na attığımız adım işte tam olarak böyle bir andı. Okulun kapısından içeri girdiğimiz anda yaşadığımız duyguyu tarif etmek kolay değil. Başka bir ülkedesiniz… Başka bir devletin sınırları içerisindesiniz… Ama karşınızda ellerinde Türk bayraklarıyla “Türkiye, Türkiye” diye haykıran minicik çocuklar var. İnsan o an şunu anlıyor: Millet olmak sadece aynı sınırlar içinde yaşamak değildir. Aynı hafızayı, aynı duyguyu, aynı aidiyeti taşıyabilmektir. Tefeyyüz’de gördüğümüz manzara sıradan bir okul gösterisi değildi. O çocukların gözlerindeki heyecan, söyledikleri şiirler, sahnedeki özgüvenleri ve İstiklal Marşı’nın tüm kıtalarını yürekten ezbere okumaları bizleri gerçekten duygulandırdı. Samimiyetle söylemek gerekir ki salonda gözyaşlarını tutamayan ben dahil çok kişi vardı. İyi ki başkanlığım döneminde bu bölgede gönül köprüsü kurmuşum diye gururlanan geçmiş dönem Buca Belediye Başkanı Ercan Tati, gözleri yaşlı, gururla o minikleri seyrederken niçin zamanında bende bu gönül köprüsüne ortak olamadım diye hem ağlayan hem kendine kızan geçmiş dönem Konak Belediye Başkanı Ahmet Sarışın..

Çünkü orada gördüğümüz şey sadece bir eğitim başarısı değildi. Orada gördüğümüz şey; yıllardır kimliğini, dilini, kültürünü kaybetmemek için direnen Balkan Türkleri’nin ruhuydu. Tefeyyüz yalnızca bir okul olarak değil, Türk kimliğinin erimemesini sağlayan bir merkez olarak orada dimdik duruyor .

Tefeyyüz İlköğretim Okulu bugün hâlâ Kuzey Makedonya’da tamamen Türkçe eğitim veren en sembolik eğitim kurumlarından biri olarak yaşamını sürdürüyor. Türkiye’de bazen milli kimlik, aidiyet, tarih bilinci üzerine uzun uzun tartışmalar yapılıyor. Ama Üsküp’teki o çocuklara baktığınızda bazı şeylerin akademik tartışmalarla değil, gönülle taşındığını görüyorsunuz. Şu gerçeği de görmek lazım: Tefeyyüz’ün önemi sadece eğitim başarısı değil. Balkanlar’da Türkçe’nin sistematik biçimde silinmeye çalışıldığı dönemlerde bile ayakta kalabilmiş olmasıdır. Bu yüzden okul, Makedonya Türkleri için sıradan bir ilkokul değil; kimlik sembolüdür. Peki bu güçlü ruh nasıl oluşuyor?

ÖNCE AİLE

Elbette önce aile… Çocuklarına ana vatana bağlılığı, Türkçe sevgisini ve tarih bilincini aşılayan fedakâr aileler var. Ama sadece aile değil… Orada çok büyük bir öğretmen emeği de var. Aynı zamanda bizim programımıza büyük destek olan, sıradan bir okul müdürü gibi değil o bölgede yaşayan soydaşların sigortası, çocukların her şeyi, bir Türkiye aşığı okul müdürümüz Selahattin Zekir başta olmak üzere Tefeyyüz’ün öğretmenleri yalnızca ders anlatmıyor. Bir kültürü yaşatıyorlar. O çocuklara sadece matematik ya da Türkçe öğretmiyorlar; aidiyet duygusu, özgüven ve kimlik kazandırıyorlar. Açık konuşmak gerekirse; Balkanlarda verilen bu kültür mücadelesi sıradan bir eğitim faaliyeti değildir. Çünkü Balkanlar’da Türk olmak, bazen dilini koruma mücadelesidir. Bazen unutulmama savaşıdır. Bazen de yalnız bırakılmama beklentisidir. İşte bu yüzden Türkiye’nin Balkan Türkleri’ne yaklaşımı sadece “duygusal kardeşlik” seviyesinde kalmamalıdır. Bu mesele stratejik, kültürel ve tarihi bir meseledir. İşte bu yüzden Devlet kurumlarımızın, belediyelerimizin, üniversitelerimizin ve sivil toplum kuruluşlarımızın Balkan Türkleriyle ilişkilerini çok daha güçlü hale getirmesi gerekiyor. Kağıt üstünde kalmayan kardeş şehir projeleri, eğitim destekleri, kültürel organizasyonlar, öğrenci değişimleri, burslar, ortak projeler artık bir tercih değil zorunluluktur. Çünkü orada yükselen “Türkiye” sesleri kendiliğinden çıkmıyor. O seslerin arkasında yılların emeği, özlemi ve bağlılığı var. Ve şunu çok net gördük: Biz oradaki Türkleri unutursak, yalnızlaştırırsak kaybeden sadece onlar olmaz. Türkiye de Balkanlar’daki tarihsel hafızasını kaybeder. Tefeyyüz’den ayrılırken hepimizin içinde aynı duygu vardı; Sınırlar değişebilir… Devletler değişebilir… Ama millet hafızası kolay kolay silinmez. Yeter ki sahip çıkmasını bilelim.