Çocukluğumun da, gençliğimin de nerede ise tamamı Kemeraltı'nda geçti. Bugün Kemeraltı denildiğinde birçok insanın aklına sadece alışveriş geliyor. Oysa Kemeraltı bundan çok daha fazlasıdır. Yaklaşık 1,7 kilometre uzunluğundaki ana aksı ve 270 hektarlık alanıyla dünyanın en büyük açık hava çarşılarından, adeta açık bir hipermarketidir. İçinde camileri, kiliseleri, sinagogları, dünyanın en büyük agoralarından birini ve eşsiz mimarisiyle Kızlarağası Hanı'nı barındıran Kemeraltı, yalnızca İzmir'in değil, Türkiye'nin en önemli tarihi ve kültürel miraslarından biridir. Bir kentin ruhunu anlamak istiyorsanız, önce onun sokaklarında yürümelisiniz. İzmir'in ruhunu anlamak isteyenlerin ilk durağı da hiç kuşkusuz Kemeraltı'dır. Geçmişte sadece İzmir'den değil, Ege'nin dört bir yanından insanlar özellikle düğün alışverişi için Kemeraltı'na akın ederdi. Kuyumcusundan baharatçısına, şerbetçisinden hırdavatçısına kadar aradığınız her şeyi bulabileceğiniz bu eşsiz çarşı, aynı zamanda sosyal yaşamın da merkezlerinden biriydi. Özellikle kadınlar için Kemeraltı'na gelmek bir alışverişten çok daha fazlası, adeta bir sosyal terapi ve nefes alma alanıydı.

ESNAF MUTLU DEĞİL

Ancak bugünlerde Kemeraltı esnafı mutlu değil. Esnaf huzursuz, ziyaretçi sayıları geçmiş yılların gerisinde ve herkes aynı soruyu soruyor: Böylesine büyük bir değer neden hak ettiği ilgiyi göremiyor?

Oysa yapılması gerekenler çok da karmaşık değil. Yolların rehabilite edilmesi, güçlü bir ışıklandırma sisteminin kurulması, yağmur ve güneşten korunmayı sağlayacak estetik üst örtü uygulamalarının hayata geçirilmesi, otopark sorununun çözülmesi, yıkılmaya yüz tutmuş tarihi yapıların ayağa kaldırılması ve en önemlisi Kemeraltı'nın uluslararası ölçekte tanıtılması... Bunlar gerçekleştirildiğinde Kemeraltı yalnızca İzmir'in değil, Akdeniz coğrafyasının en önemli turizm ve ticaret merkezlerinden biri olabilir. Hatta İzmir ekonomisinin lokomotifi haline gelebilir. Halen denetim kurulu üyesi olduğum, 2005 yılında kurduğumuz tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği ile bu hedef doğrultusunda önemli çalışmalar yaptık. İki farklı Cumhurbaşkanını Kemeraltı'nda ağırladık. Kruvaziyer gemilerinden inen turistlerin Kemeraltı'na yönlendirilmesi için Büyükşehir Belediyesi ile ortak projeler geliştirdik. Arka sokakların yeniden canlandırılması için büyük bir dönüşüm hamlesi başlattık.

HAYALİMİZ ŞUYDU

Bir sokak İtalyan Sokağı olacaktı; İtalyan restoranları, kafeleri ve kültürüyle yaşayacaktı. Bir başka sokak Yunan Sokağı olacaktı; tavernaları ve kültürel dokusuyla ziyaretçileri kendine çekecekti. Kemeraltı'nın çok kültürlü tarihi, turizmle buluşacak ve dünyanın ilgisini çekecekti. Ne yazık ki bu projeler çeşitli mevzuat engellerine takıldı. Oysa çözüm belliydi: Kemeraltı'nın özel turizm bölgesi ilan edilmesi ve buna uygun yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyordu. Ancak merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki uyumsuzluk, İzmir'in önüne çıkan bu büyük fırsatın değerlendirilmesini engelledi. Bugün Bursa Kapalıçarşı'yı ziyaret ettiğinizde, kararlı bir vizyon ve ortak akılla nelerin başarılabileceğini açıkça görüyorsunuz. Esnaf memnun, ziyaretçiler memnun, kent ekonomisi memnun.

NEDEN OLMASIN?

Peki neden aynı başarı Kemeraltı'nda da yaşanmasın?

Son yıllarda özellikle önceki Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer döneminde başlayan restorasyon ve yenileme çalışmaları Kemeraltı için önemli bir umut olmuştu. UNESCO Dünya Mirası Listesi hedefi doğrultusunda atılan adımlar, bölgenin uluslararası görünürlüğünü artırıyordu. Ancak ne olduysa bu süreç ivmesini kaybetti. Bugün gelinen noktada Kemeraltı'nın sorunları artık yalnızca yerel yönetimlerin tek başına çözebileceği boyutları aşmıştır. Bu nedenle merkezi hükümet, yerel yönetimler, ticaret ve sanayi odaları, esnaf kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları ortak bir seferberlik ruhuyla hareket etmelidir.

Çünkü Kemeraltı sadece esnafın sorunu değildir.

Kemeraltı, İzmir'in sorunudur.

Kemeraltı, İzmir'in hafızasıdır.

Kemeraltı, İzmir'in kalbidir.

Buradan Cumhurbaşkanımıza, hükümete, AK Parti'nin İzmir milletvekillerine, siyasi partilerin il başkanlarına, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay'a, Konak Belediye Başkanımız Sayın Nilüfer Çınarlı Mutlu'ya, İzmir Ticaret Odası Başkanımız Sayın Mahmut Özgener'e ve Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanımız Sayın Yalçın Ata'ya çağrıda bulunuyorum: Gelin, siyasi farklılıkları bir kenara bırakalım.
( Özellikle AKP önce oy verin sonra hizmet edelim ısrarından vazgeçsin)
Gelin, ortak paydamız olan İzmir'de buluşalım. Gelin, el ele vererek Kemeraltı'nı yeniden ayağa kaldıralım. Tarih sizden bir karar bekliyor.
Yüzlerce yıllık bu miras ya yeniden ayağa kalkacak ya da gözlerimizin önünde biraz daha yorgun düşecek. Yarın çocuklarımız bize "Kemeraltı gibi bir değeri neden koruyamadınız?" diye sorduğunda verecek bir cevabımız olmalı.
Çünkü Kemeraltı kurtulursa sadece bir çarşı değil, İzmir'in geleceği de kazanacaktır.