Ege Telgraf, artık 66 yaşında bir “delikanlı”… Delikanlı demekteki amacım, 66 yıl önce nasıl bir akşam gazetesi olarak heyecanla yayın hayatına başladı ise bugün de inanın o heyecanı taşıyor. Kadrolar değişse de Ege Telgraf’ın ruhu değişmiyor. Yapıyı yapanlar sağlam yapmış. Allah hepsinden razı olsun.

66.yaşımızı gerek bize destek vererek, gerekse arayıp tebrik ederek, mesaj göndererek kutlayanlara müteşekkiriz. Ne çok sevenimiz varmış. Kutlama tebrikleri, gazetecilik aşkımızı ve şevkimizi birkaç kez daha katladı. Hiç de haz etmem ama kendimizi bu kadar methetmek hakkımız.

Evet, gazeteciliğin can çekiştiği Türkiye’de ve de İzmir Çukuru’nda, bunca sene ayakta kalabilmek ve kalmak için mücadele etmek gerçekten cesaret, feragat ve yürek istiyor. Bizler, tarafsız, ilkeli ve doğru haberciliğin peşinden ısrarla gitmeye devam ediyoruz. Çünkü bize okulda bunu öğrettiler. Çalıştığımız kurumlarda da kimseye taviz vermedik. Bugün de Ege Telgraf çatısı altında bu hasletleri sürdürüyoruz.

İnanın kimse ile bir alıp vermediğimiz yok. Biz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek derdindeyiz. Taşı toprağı altın olan bu cennet vatan bize yeter de artar bile. Ancak şunu unutmamalıyız ki, gazetecilik ve gazeteler halkın avukatlığın yapmakla mükelleftir. Bu açıdan bakıldığında, gazetecilik, kimsenin yazılmasını istemediği konuları bulup yazmaktır. Bundan gayrısı halkla ilişkiler faaliyetidir.

Öncelikle gazetecilik yapılacaktır. Sonrasında halkla ilişkiler faaliyeti içerisinde, kişi veya kurumların haberleri de tercih ettiğimiz konular arasındadır. Biz hiçbir zaman insanların özel hayatlarına izinleri olmadığı müddetçe müdahale etmedik etmeyiz de.  Ama memlekette güzel olan her şeyin yanında ve yakınındayız. Haberini yapmaktan gurur duyarız.

Bir diğer görevimiz önce yaşadığımız kent İzmir’imize, sonra da ülkemize sahip çıkmaktır. Biz bunu başından beri yapıyoruz. Bakın bugün, su meselesi, çöp meselesi, daha önceki gün Sındırgı’da yaşadığımız deprem meselesi. Bu konularda yüzlerce soru sorduk bu kentin valisinden bürokratlarına, belediye başkanlarından siyasetçilerine. Hem de hiç ayrım yapmadan. Sonuç, koca bir hiç.

Kentimiz dönüştürelim dedik, başımıza gelmeyen kalmadı. Koca Ege Koop gibi bir tecrübeyi önemsemedik bile. Paraları var diye iş insanlarıyla yola çıktık ama elimizi yüzümüze bulaştırdık konut işini. Çöpte Harmandalı’na güvendik. 15 yıllık ömrünü zorladık 30 yıla çıkardık, orada bir patlamaya hazır bomba yarattık. Bu iş için 41 yıllık Büyükşehir olarak 10 yıllık Manisa Büyükşehir kadar bile olamadık. 

Suda tasarrufta geç kaldık, insanımıza eğitim veremediğimiz gibi, barajları, yer altı sularını hovardaca harcadık. Tahtalı kurudu gitti ama bunu insanımıza anlatabileceğimiz argümanları ortaya koyamadık. Neticede, bugün geldiğimiz noktada evlerimizde sularımız kesiliyor. Susuzluktan kırılıyoruz ama ne çare. Başımızın çaresine bakmak için de bidon peşinde koşuyoruz.

Dertlerimiz bunlarla bitmiyor ki. Körfezimiz kirli. Her yıl dünya para harcayıp tonlarca çamur çıkartıyoruz. Bu çamurları bertaraf etmek için de tonlarca para harcıyoruz. Büyük Kanal diye evladiyelik bir sistemi 50 yıl dayanacak iken kadük bırakıp iş göremez hale getirdik. Orada arıtılan suları denize bırakmak yerine yıllar öncesinden Menemen Ovası’na taşısaydık, bugün kuraklık yaşamayacaktık.

İşte İzmir’in belli başlı sorunları. Say say bitmez. Biz bunları dile getirdik ama sakalımız yok ki, bizi dinlesinler. Ege Telgraf olarak, bunları yapmaya, yani İzmir’e sahip çıkmaya devam edeceğiz. 

Kim ne derse desin, ne düşünürse düşünsün. Çünkü biz 66 yıllık Ege Telgraf’ız, genç internet portalımız ve de Web TV’mizle…