Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt ülkenin en köklü partisi CHP, 39.Olağan Kurultay'ını üç günlük bir çalışma ile tamamladı. Aslında "kayyum" tartışmaları gölgesinde apar topar gerçekleştirilen bu kurultay neyi değiştirdi anlayan beri gelsin. Peki demokratik bir seçim mi oldu? Bana göre hayır…

Bir kere Genel Başķan Özgür Özel tek adaydı. Adaylığı günler öncesinden ilan edilmişti. Karşısında ne bir Kemal Kılıçdaroğlu, ne Muharrem İnce, ne de Mustafa Sarıgül vardı. Hakeza PM, MYK ve YDK gibi parti organlarındaki değişiklikler bile yüzde 30’ları geçemedi.

38.Kurultay'daki şaibeli durumlar nedeni ile aslında kurultayın yenilenmesi anlamına gelen, böylece “kayyum atanması” tehlikesini bertaraf eden CHP'nin, seçim sloganı "Şimdi İktidar Zamanı" idi. Ancak ortada bir seçim değil, "tek adam ataması" vardı. Adı üstünde seçim demek, "birden fazla aday arasında hür irade ile tercih yapmak" tır.

Siz bu kurultayda Özgür Özel'den başka aday olan birini görebildiniz mi? Ben göremedim. Gören varsa beri gelsin. Peki AK Parti'yi her defasında “anti demokrat” olmakla suçlayan CHP'liler buna ne diyecek, soruyorum. Var mı buna cevap verebilecek CHP'li bir babayiğit. Neticede bu kurultayla CHP, “para ile delege satın alma suçlamaları”ndan ve “kayyum tehlikesi” nden kurtulmuş oldu.

"Şimdi İktidar Zamanı" sloganı ile bir kez daha yola çıkan CHP'nin bu arzusu yerine gelebilir mi? Ben bunu biraz zor görüyorum. CHP, herkes çok iyi bilir ki, kaybettiği her seçimin öncesi "İktidara Geliyoruz" sloganları atar, ama sonrasında sukut-u hayale uğrar. Korkarım 39.Kurultay'ın sonunda da bu olacak.

Nedenlerini anlatayım. Zira, CHP iktidar olduğu belediyelerde bu defa “çok kötü” bir sınav veriyor. Güya İzmir CHP’nin kalesi değil mi? Siz, istisnasız 25 yıldır yönettiğiniz kalenizde asli görevlerinizi yerine getiremezseniz, genelde iktidar olma şansınız olur mu? Nedir belediyenin asli vazifeleri. Yol, kanalizasyon, çöp, su, kentsel dönüşüm… Üstüne park ve bahçeler. Körfez’in kirliliği ise artık yerel yönetimleri aşan ayrı bir vaka.

Var mı, bu kalemlerde 25 yıldır bir gelişme. Sayın Yüksel Çakmur’dan başlayıp, Ahmet Piriştina, Aziz Kocaoğlu ve Tunç Soyer’le devam eden bir süreç. Kılçıksız 25 yıllık CHP iktidarı var İzmir’de. Buna rağmen çeyrek asırdır dosdoğru bir belediyecilik hak getire. Yollar köstebek yuvası, kanalizasyon evlere şenlik, çöpümüzü bertaraf edecek belediyeye ait tek bir tesis yok, sularımız kesilip duruyor, kentsel dönüşümde bir arpa boyu ilerleme yok. Park ve bahçe dediğinizde eskilerin makyajından başka bir şey göremezsiniz.

Bugün o koltukta Sayın Cemil Tugay oturuyor. Kucağında 25 yıldır birikmiş sorunlar. Dikkat ederseniz Körfez kirliliğini salt belediye görevi olarak saymadım. Çünkü anlaşıldı ve kabul edildi ki, İzmir Körfezi devlet bu işe el atmaz ise İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tek başına altından kalkabileceği bir sorun değil. Başkan Tugay da bunu bildiğinden iddialı laflar sarf etmiyor.

Gelelim sadede. “İktidar olmanın yolu yerel yönetimlerdeki başarıdan geçer” kuralı her zaman geçerli. 20 kusur yıllık AK Parti iktidarının, bugün cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndaki başarılı çalışmalarının ardından geldiğini herkes kabul ediyor.

“Görünen köy klavuz istemez” derler. Ortada bu gerçekler varken, CHP hala 25 yıldır yönettiği İzmir’de çöpünden yoluna, Körfezi’nden suyuna, ana sorunları çözemiyorsa, vatandaş sormaz mı “Sen ülkeyi böyle mi yöneteceksin?” diye…

39.Kurultay’ın CHP’ye hayırlı olmasını diliyorum…