Geçtiğimiz hafta Türkiye Meclis Üyeleri Birliği ile Belediye Başkanları Birliği’nin ortak toplantısında geçmişte İzmir e değer katmış çok değerli dostlarla bir aradaydık.
Aralarında İzmir’de geçmişte belediye başkanlığı, milletvekilliği, meclis üyeliği yapmış; kente emek vermiş, görevini hakkıyla yürütmüş birçok isim vardı. Her biri, siyaseti makam için değil, hizmet için yapmış, bu kente iz bırakmış insanlardı. Toplantı sırasında, geçmişte merkez sağda siyaset yapmış; hem belediye başkanlığı hem milletvekilliği hem de partisinde genel başkan yardımcılığı görevlerinde bulunmuş, İzmir için çok önemli bir isim söz aldı. Sözleri toplantıdaki herkesin dikkatini çekti:

“Siz önce kendi içinizdeki kavgaları bırakın. İktidar olmak istiyorsanız, önce birbirinize sahip çıkmanız gerekir.”

Bu sözleri söyleyen isim, son üç seçimdir sağda siyaset yapmasına rağmen “CHP iktidar olsun” diyerek Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verdiğini açıkça bildiğimiz bir isim idi. Ardından da ekledi; “Ne olursa olsun, bu kavgayı bitirmenin yolu Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun yan yana gelmesidir. Birlik mesajı verilmesidir. Bunun için de Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırıları durdurmalı ve elini uzatmalıdır.”
Siyasetin içinden gelen, yıllarını bu işe adamış, partili-partisiz herkesin sevip saygı duyduğu bu deneyimli siyasetçinin sözleri aslında CHP açısından çok ama çok önemli bir uyarı niteliğindeydi. Çünkü dışarıdan bakan, yıllarca siyaseti yaşamış biri bile bu kadar net bir tablo çizebiliyorsa, demek ki toplumun da algısı aynı yönde..

İÇ BARIŞ

Parti içi çekişmeler, kişisel hesaplaşmalar, topluma güven değil, kararsızlık yayıyor. Oysa CHP’nin yapması gereken, toplumun bütün kesimlerini kucaklayacak bir birlik görüntüsü vermek. İktidar yolunun ilk adımı, “birlikte yürüyebilme” iradesidir. CHP bu iradeyi gösterdiği gün, yalnız partililerin değil, Türkiye’nin umudu olur... Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılı aşkın bir tarihe sahip bir çınar. Ancak bu çınarın gölgesinde son dönemde serinlik değil, sık sık kavga gürültü yankılanıyor. Parti içindeki tartışmalar, hizipler, egolar ve koltuk hesapları; iktidar yürüyüşünü gölgeleyen en büyük engeller haline gelmiş durumda. CHP, Türkiye’nin en köklü partisidir. Fakat “en köklü olmak”, “en güçlü olmak” anlamına gelmiyor. Çünkü kökleri derin olsa da, gövdesi zaman zaman iç çekişmelerle zayıflıyor. Halk, artık kavga değil; umut, çözüm ve güven görmek istiyor.

İÇ KAVGA

Vatandaş, bir partinin kendi içinde barışı sağlayamadığını gördüğünde, ülke yönetiminde barışı sağlayabileceğine inanmaz. CHP’nin en büyük meselesi, seçmenine güven veren bir birlik tablosu çizememesi olarak görülmemeli. Her açıklama, her tweet, her kulis haberi; partinin içindeki “liderlik çatışmasını” yeniden gündeme taşıyor. Oysa halk, iç hesaplaşma değil, geleceğe dair vizyon istiyor. Artık CHP’nin enerjisini “kendi içinde kimin güçlü olduğuna” değil, “ülkede adaleti, refahı ve özgürlüğü nasıl sağlayacağına” yöneltmesi gerekiyor. Parti, kendi içinde yarışan grupların değil; ortak hedefe yürüyen kadroların partisi olmalı. Demokratik yarış elbette olmalı, ancak bu yarış “kırgınlık” üretmemeli. Kavgayı bırakıp fikirde yarışan bir CHP, toplumda yeniden umut olur.

ÜÇ DURUŞ

CHP’nin iktidar yolunda en önemli üç unsuru netleştirmesi gerekiyor:

1. Vizyon: “Neyi değiştireceğiz?” sorusuna cesur, uygulanabilir ve halkın hayatına dokunan yanıtlar vermek.
2. Kadro: Liyakatli, genç, sadece genç olduğu için değil, üreten, sahici kadroları sahaya sürmek.
3. Duruş: Rüzgâra göre yön değiştirmeyen, tutarlı bir siyasal çizgi sergilemek.

CHP, kavgayı bıraktığı gün, toplumun geniş kesimlerine ulaşabilir. Türkiye’nin her mahallesine, her inancına, her yaşam biçimine hitap eden bir dil geliştirdiği gün; “İktidar hayali” bir hedef olmaktan çıkar, gerçeğe dönüşür.

SON SÖZ

CHP’nin içinde bir kavga değil, gerçek bir yenilenme başlamalı. Bu yenilenme kişilere değil, fikirlere dayanmalı. Kısır çekişmeler yerine ortak akıl, kişisel hesaplar yerine toplumsal vizyon konuşulmalı. Eğer CHP, “kendi içinde barışı” sağlayabilirse, Türkiye’de de barışın ve değişimin adresi olabilir. O zaman sadece parti değil, Türkiye kazanır.