Cumhuriyet Halk Partisi içinde son dönemde yaşanan tartışmalar, artık örtülemez bir gerçeği gözler önüne seriyor. Sorun yalnızca iddialar değil, o iddialarla nasıl yüzleşildiğidir. Akşehir Belediye Başkanı Ahmet Nuri Köksal’ın, hafta sonu genel başkan Özgür Özel başkanlığında yapılan belediye başkanları toplantısında sarf ettiği sözler bu yüzden sıradan bir çıkış değildir.
“Hepimizin çoluğu çocuğu, ailesi, namusu var. O kadar ahlaksızlığın olduğu yerde biz bu ahlaksızlarla aynı partide nasıl duracağız? Ya bunları atın ya bizi.”
Bu cümle iki ihtimali aynı anda barındırıyor; ya partinin içinde gerçekten ağır bir çürüme var. Ya da bu sözler, bir iç hesaplaşmanın değil, bir güç mücadelesinin parçası. Eğer birinci ihtimal doğruysa, mesele kişisel değil kurumsaldır. O zaman yapılması gereken şey çok nettir; isimler, dosyalar ve iddialar açıkça ortaya konmalı, bağımsız denetim mekanizmaları işletilmeli ve kim olursa olsun gereği yapılmalıdır. “Temiz siyaset” söylemi, ancak bu kadar somut bir adımla anlam kazanır. Ama ikinci ihtimal doğruysa, yani bu çıkış yalnızca bir iç klik savaşının parçasıysa, o zaman bu sözler en az iddia edilen “ahlaksızlık” kadar tehlikelidir. Çünkü toplumun gözünde siyaset kurumunu topyekûn çürütür. Bugün CHP’nin önündeki asıl sınav tam da burada başlıyor;
susarak mı yönetecek, yoksa konuşarak mı temizlenecek? Türkiye’de seçmen artık şunu çok net görüyor; hiçbir parti “bizde olmaz” diyerek güven veremez.
Güven, ancak “olursa gereğini yaparız” diyebilenler tarafından kazanılır.
Akşehir Belediye Başkanı Ahmet Nuri Köksal’ın çıkışı bir kırılma anı olabilir.
Ama bu kırılma ya bir arınmaya dönüşecek… Ya da kısa süreli bir gürültü olarak tarihe karışacak.
YA TASFİYE YA TASFİYE
Cumhuriyet Halk Partisi artık bir yol ayrımında değil. Daha sert söylemek gerekirse; CHP bugün ya kendini temizleyecek ya da seçmenin zihninde kalıcı olarak kirli bir yapı olarak kodlanacak. Akşehir Belediye Başkanı Ahmet Nuri Köksal’ın, Özgür Özel başkanlığındaki toplantıda söylediği o sözler bir “çıkış” değil, bir ültimatomdur. “Ya bunları atın ya bizi.”
Bu cümle artık geri dönüşü olmayan bir eşiği tarif ediyor. Eğer ortada gerçekten “ahlaksızlık” varsa ve buna rağmen gereği yapılmazsa, o zaman parti yönetimi bu yükün ortağıdır. Susmak, örtmek ve o koltuklarda oturmaya devam etmek, iddiaları fiilen kabul etmektir. Bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve yönetimi için mesele bir kriz yönetimi değildir. Bu, bir liderlik testidir.
Artık klasik reflekslerle “inceleme başlatıldı”, “gereği yapılacaktır” gibi cümlelerin hiçbir karşılığı yok. Çünkü toplum bu cümleleri yıllardır duyuyor ve hiçbir şey değişmiyor. Yapılması gereken şey nettir ve ertelenemez. Ya açık açık isimler konuşulacak, dosyalar ortaya konacak ve kim olursa olsun kapının önüne konacak… Ya da bu sözleri söyleyenler dahil herkesin siyasi sorumluluğu tartışmaya açılacak.
ORTASI YOK
CHP için asıl risk rakipler değil. Asıl risk, kendi içindeki bu belirsizliğin seçmenin zihninde yarattığı güvensizliktir. Çünkü seçmen artık şuna bakıyor:
“Güç eline geçtiğinde ne yapacaksın?” Eğer bugün kendi içindeki iddiaları temizleyemeyen bir yapı görüntüsü veriyorsan, yarın ülkeyi yönetme iddiası da sorgulanır.
Ahmet Nuri Köksal’ın sözleri ya bir başlangıç olacak…
Ya da CHP tarihine “herkesin bildiği ama kimsenin gereğini yapmadığı” bir itiraf olarak geçecek. Ve o gün geldiğinde de sorun birkaç isim değil, bir bütün olarak siyasi güven krizi olarak hafızalarda kalır. Karar, bu sözleri alkışlayanların değil, o sözlerin gereğini yapacak cesareti gösterenlerin olacak.