Milyonlarca insanın aynı ahlaksızlıkları paylaşıyor olması bu ahlaksızlıkları birer erdem haline getirmez, bu kadar yanlışı birlikte yapmaları, tüm bu yanlışları doğruya dönüştürmez ve milyonlarca insanın aynı zihinsel patolojiye sahip olmaları, bu insanların zihinsel açıdan sağlıklı olduğunu göstermez!” ErichFromm

Ve sizin haksızlıklarla boğuşuyor olmanız, başkalarına haksızlık yapmanızı haklı göstermez.

Arkadaşım sinir içindeydi kapıyı açtığımda. Hızlı hızlı konuşuyor gözleri doluyordu. “Ne istiyor anlamadım. Geçen akşam yemek yaptım, yedikten sonra çok kilo aldım ‘Artık akşamları yemek yapma’ dedi. Ertesi akşam geldiğinde aperatif birşeyler hazırladım. Bu kez de ‘Çok açım niye doğru dürüst yemek yapmıyorsun sen!’ diye söylendi. Ve bütün akşam benimle konuşmadı. Eve girerken çocuğun montunu sandalyede gördüğü için bir saat boyunca bağırdığını söylemiyorum bile. Daha sonraki akşam enfes bir masa hazırladım. Bu kez de canı et istemiş, getirdiği etleri kendi kızartmak istedi. O sırada telefonu çaldı. Arayan annesi. Telefonda “İşten geldim yemek hazırlıyorum” deyince tepe tasım attı!.. Çıldırmak üzereyim! Öfkelenince de ‘Ne bağırıyorsun durduk yerde, benden çıkarma hırsını, kime sinirlendin sen?’ diye soruyor…

Abuk sabuk şeylerden küsüp üç ay benle konuşmuyor. Ben yokmuşum gibi davranıyor. Bir hafta para veriyor, sonraki haftalar bütün ay verdiği parayı soruyor. Çalışmak isteyince aşağılıyor, ‘Neyin eksik’ diyor. Sorunları söyleyince yine üç ay konuşmuyor benimle! Paramız yok değil ama hep onun kontrolünde. Çocuğun kursu için bile para isterken yalvartıyor. Devamlı eleştiriyor. Yoruldum artık!”

Arkadaşımla, yaptığı hatadan dolayı tartışıyorum. Ama birdenbire üste çıkıyor. Ve kendimi ondan özür dilerken buluyorum!”

Tanıdık geldi mi?

Empati yoksunu olan bu duygu vampirleri, çevreye de öyle bir mükemmel imaj sergiliyorlar ki kimseye bir şey ispatlayamazsınız!

İSTİSMAR DEĞİL Mİ?

Yaşadığımız yüzyılda, fiziksel istismarları bir kenara ayırırsak, psikolojik ve duygusal istismarlara sıkça maruz kalıyoruz artık. Sözel saldırılar, küçümseme, aşağılanma, manipülasyon, tehdit ve izolasyon gibi taktiklerle, duygusal istismar yapanlar neredeyse yaşamımızın her bölümünde karşımıza çıkıyor artık.

Toplumca kafayı mı yedik, artan ekonomik sıkıntılar mı yoksa kapitalizmin bize dayatmış olduğu kimliklerden mi bilinmez, her yerde bir karmaşa ve kavga var artık…

İnsanoğlunun kimliğini bile satışa sunmuş kapitalist dünyanın ebeveynleri adeta narsist kişilikler yetiştiriyor bu zamanda. Olan da duyarlı, duygusal empati yeteneğini kaybetmemiş insanlara oluyor. Narsistler empati sahibi insanların bir vampir gibi, psikolojilerinden besleniyorlar, üstünlük kuruyorlar. Bu tip insanlar etrafınızda mutlaka vardır. Patronunuz, arkadaşınız, komşunuz ya da en kötüsü ebeveynleriniz ya da eşiniz! En kötüsü diyorum çünkü onlarla, bağlantınızı kesme, onlardan uzaklaşma şansınız yoktur!

6 Şubat depreminin yıldönümüne az bir süre kaldı. Tarifsiz acıların, yıldönümüne. Hatırlayın o dönemi bile ranta çeviren, yağmacılık yapan, çalan insanları, işte onlar da narsist. Hem de yükseğinden. Hayvanlar bile acılıyken onlar bu felaketi kullandı! Merhamet yok! Vicdan yok!

İşte sizin duygularınızı da ranta çeviren bu insanları tanıyın. Sizi tüketmelerine, maneviyatınızı kullanmalarına izin vermeyin…

Narsist kişiler ister ailenizde ister etrafınızda olsun, onları asla değiştirmeye, onlarla tartışmaya kalkmayın. Çünkü; “Yanlış anlamak için tetikte bekleyene, doğruyu anlatamazsın.”

Görmezden gelin, ses etmeyin, cevap vermeyin. Sessizlik herkesi mahveder.”

Charles Darvin

Ve kimseyi kendinizden çok sevmeyin.

Bilinçaltının gücünün farkında olmayan kişi, başına gelen her şeyi kader zanneder.”

Carl Gustav Jun