Hepimizin içinde görülmeye, duyulmaya ve korunmaya ihtiyacı olan küçük bir çocuk yaşar. İçimizdeki kız çocuğu ya da erkek çocuğu bazen bizimle konuşur. Özellikle duygularınızı bastırıp görmezden geldiğiniz o anlarda sesini bize daha fazla duyurmaya ihtiyaç duyar.  Birçoğumuz hayatımızı otomatik pilotta yaşarız. İçinde olduğumuz ilişkilerde farkında olmadan verdiğimiz hayatımızı zorlaştıran bu tepkiler bilinçle verilmiş tepkiler değildir; kişinin duygusal dünyasını şekillendiren erken çocukluk dönemine ait çocukluk yaraları ile baş etme şekilleridir. 

Verdiğimiz duygusal tepkiler, çocukluğumuza dair çok derin anlamlar taşır. Sevgiyi, şefkati, ilgiyi ve güveni bakım verenlerimiz tarafından bize tutarlı ve yeterli verildiğinde kendimizi duygusal dünyamızda daha güvende hissederiz ama tüm bu temel ihtiyaçlar tutarsız ve yetersiz verildiğinde içsel çocuk yaralarına dönüşür ve yetişkin yaşamımızda kurduğumuz ilişkileri sabote etmeye kadar gidebilir. 

Çocukluk dönemimizde bize acı veren bir deneyim yaşadığımızda; sinir sistemimizi düzenlemekte zorlanırız. Sinir sistemi kişiyi güvende hissettiren mekanizmadır. Travmatik bir deneyim yaşadığımızda üç farklı tepki veririz. Bunlar; savaş, kaç ve donmadır. Bu tepkiler kişide zamanla kalıcı hasara neden olabilir. Eğer bizi travmatize eden olayın bizde yarattığı duyguyu işlemezsek o duygu, bedenimizde yaşamaya devam eder. Duygularımızı işlemeden bastırdığımızda bedenimiz ile olan bağlantıyı koparırız. Yaşamımız boyunca bizi travmatize eden olayı hatırlatan en ufak bir tetiklenmede bedenimiz tıpkı travma anında yaşadığımız olaya verdiğimiz tepkinin aynısını verir. Örneğin; çocukluğumuzda öğretmenimizin bizi sınıf ortamında küçük düşürüldüğümüzü, o an yaşadığımız utançtan dolayı, midemize kramplar girdiğini ve kalbimizin sıkıştığını var sayalım… Yetişkin hayatımızda sunum yaparken yaptığız hata karşısında bize yöneltilen en ufak bir eleştiriye çok sert tepki verip aynı çocukken o sınıfta yaşadığımız utancın bizde hissettiği bedensel tepkilerin aynısını yaşadığınızı düşünün… Bedeninizde hissettiğiniz o yakınmalar sizin geçmişte yaşadınız duygulara dair bir mesaj veriyordur. Utanç duygusu ve kalpte sıkışma, utanç duygusu ve mideye kramp gibi…  Eğer içimizdeki çocuk hata yaptığımızda utanç duymamız gerektiğini kendisine inandırmışsa yaşamı boyu aynı döngüleri o travmatik olayı hatırlatan olaylarda kendini tekrar eder durur. İşte tamda bu noktada bu tekrarı kırmanın yolu o duyguyu yeniden yapılandırmaktır. Hata yaptığımızda hissettiğimiz utancı fark etmek ve o duygunun bizde yarattığı olumsuz duyguyla yüzleşmek, hissettiğimiz utanç duygusunu bastırmak yerine o duyguyu görüp anlamaya çalışmak ve yaşanılan o senaryoyu yeniden işlemek önemlidir.  

Görülme, reddedilme ve şefkat ihtiyacımızı bize duyuran içsel çocuk yaralarımızı fark etmek ve o yaraların bizde yarattığı sorunlarla yüzleşmek en önemli adımdır. İyileşme her zaman kişinin kendine doğru yaptığı yolculukla mümkündür. 

Sevgilerle…