Geçtiğimiz cuma günü CHP İl Kongresi vardı. Kongre öncesi, geçmiş dönem Konak Belediye Başkanımız Ahmet Sarışın ve Türkiye Meclis Üyeleri Birliği Genel Başkanı Yalçın Kocabıyık ile birlikte Kültürpark’ta kısa bir tur attık. Doğal olarak konu, “eski İzmir Fuarı” oldu… Birlikte geçmiş günlere gittik, anıları yad ettik. Ve o sohbetten çıkan sonuç şuydu: Bu hafta köşemi siyasetin dışına çıkarıp, biraz nostaljiye, biraz da İzmir’in kalbine ayırmak istedim. Haydi, gelin sizi biraz eski günlere götüreyim… Bir zamanlar İzmir’in kalbi bambaşka atardı… Yaz akşamları Kültürpark kapısından içeri girerken duyulan o heyecan, o koku, o kalabalık hâlâ burnumda tütüyor. Şehrin en parlak, en renkli, en canlı günleriydi fuar günleri… Fuar demek; çocuklar için pamuk şeker, lunaparkın ışıkları, dönme dolabın tepesinden İzmir’e bakmanın büyüsü demekti. Gençler için Göl Gazinosu’nda Zeki Müren, Ajda Pekkan, Emel Sayın, İbrahim Tatlıses, Muazzez Abacı, Ferdi Tayfur, Kibariye gibi sanatçıları dinlemek, akşam serinliğinde el ele yürümekti. Aileler içinse aylarca beklenen o birkaç geceler, memleketin dört bir yanından gelen yenilikleri görmek, ülkelerin pavyonlarını gezmek, biraz da gururlanmaktı. İzmir Fuarı sadece bir fuar değildi; şehrin ruhuydu. Her stant bir hikâyeydi, her ışık bir umut, her müzik bir sevinç taşırdı. O yıllarda İzmir, Türkiye’nin dünyaya açılan penceresiydi. Almanya’dan, Japonya’dan, İtalya’dan, Hindistan’dan ve birçok ülkeden gelen misafirlerin stantlarında farklı diller, kokular, tatlar birbirine karışırdı. Fuar, hem dünyayı İzmir’e getirir, hem İzmir’i dünyaya tanıtırdı.

Kültürpark’ın içindeki o göl…
Yanında çalan müzik…
Suyun üstünde süzülen kayıklar…
Her şey bir masalgibiydi.

Akşam olunca ışıklar yanar, şehir başka bir renge bürünürdü. İzmir o günlerde sadece bir şehir değil, bir rüya mekânıydı. Bugün fuar hâlâ var ama o eski fuar değil artık. Teknoloji gelişti, şehir büyüdü, zaman değişti. Ama o eski fuar akşamlarının sıcaklığı, insanların yüzündeki tebessüm, çocukların saf sevinci hâlâ İzmir’in kalbinde bir yerlerde yaşıyor.

GEÇMİŞTEN BİR İZ

Kültürpark’ın ağaçlarının altında yürürken, rüzgârın taşıdığı hafif bir müzik sesiyle o yıllara dönmek hâlâ mümkün. Belki de İzmir Fuarı’nın en güzel yanı buydu... Her yıl yeniden başlar, ama her seferinde geçmişten bir parça, anılardan bir iz bırakırdı. Ne kadar değişirse değişsin, İzmir’in kalbi hâlâ orada, Kültürpark’ta atıyor. Çünkü İzmir Fuarı, geçmişte sadece bir ticaret alanı değil; bir şehrin çocukluğu, bir kentin hafızası, bir neslin mutluluğuydu. Zeki Müren’i izlemek, sadece gazinoda değil, Manolya’nın önündeki çimlere uzanıp yıldızların altında da o sesi dinlemekti. Ekici Över, Lunapark Gazinosu, Kübana, Manolya, Akasyalar, Golf... O neon ışıkları altında Zeki Müren, Muazzez Abacı, Bülent Ersoy, İbrahim Tatlıses, Kibariye sahne alır; altlarında 30-40 sanatçı yer alırdı. Şöhretin yolu İzmir Fuarı’ndan geçerdi! Delikanlılar, paraşüt kulesinden atlamadan delikanlı sayılmazdı. Menekşe, Villa, Akasyalar çay bahçelerinde semaverde çay söyleyip nargile içmeyen aile yoktu. Mini kara tren, adeta bir kültür yolundan geçerdi. Kaskatlı havuzun yanındaki kadın heykelleriyle fotoğraf çektirmeyen, Bahadır Fil ile anısı olmayan yoktu. Makarna-bira bahçesinde bir tabak makarna için sabırla sıra beklerdik. Çocuklar için lunapark, en büyük mutluluk; ebeveynler içinse o mutluluğu yaşatmanın gururuydu. Kısacası, İzmir Fuarı bu kentin ruhuydu… yaşayan bir fuardı. Bugün o fuarı özlemediğini söyleyen bir İzmirli yoktur. Peki o fuar geri gelir mi? Elbette gelir! Haydi Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay, o yaşayan fuarımızı yeniden canlandıralım! Yine aileler Villa’da, Menekşe’de, Akasyalar’da semaverde çayını içsin… Çocuklar lunaparkta oyuncaklara binsin… Aileler düğünlerini fuarda yapsın… Eski gazino kültürü geri gelsin… Ve fuar yeniden İzmir’in sembolü olsun! Zor mu? Hiç zor değil. Bir zamanlar İzmir in kalbi Kültürpark da atardı, şimdi o kalbi yeniden duyma zamanı geldi. Bunu da büyükşehir belediye başkanımız Cemil Tugay yapar!