100 yıl önce başladı bu öykü. Bir göz açımı kadar kısa. Binlerce yıl kadar uzun.. Zamandan ve mekandan azade. Anadolu bozkırının orta yerinde gecenin ayazında; kağnı tekerlerinin gıcırtısında, Mehmet’in süngüsünde; ay ışığının parıltısında, Makbule Onbaşı’nın kara gözlerinde
Kanla…
Canla..
21’in martı..
İnönü Ovası’nın iflahı kesen ayazında Ethem Çavuş’un elleri boş kovanların alevinden yanıyordu. Dile kolay! Tam 18 saattir dolduruyordu topu. Uğuldayarak uçan her mermi Yunan mevzilerinin ortasında patlıyor, göz gözü görmüyordu.
-Bi daha.. bi daha.. 
Sandıkta kala kala 3 mermi kalmıştı. Bu bez sarılı kovan da neyin nesiydi. Heyecanla çözdü bezi. Biri bir şeyler yazmış. Durup onu okuyacak vakit mi vardı? Sürdü mermiyi namluya. Ateşledi topu. Boş kovanı sandığa değil; kenara attı. Akşama doğru.. İleri emri geldi. Yunan geri çekiliyordu. O birkaç dakikalık boşlukta; merakla kaptı kovanı üstündekileri okudu.
“Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4 Alay.2. Tabur.  26 Rebiyüahır 1339 İnönü” 
Birinci İnönü Savaşı’nın en ateşli günlerinde İmalat-ı Harbiye atölyelerinde çalışanlara cepheden mesaj iletilmişti. Köşeye çekildi. Kazımaya başladı. 
“Aksekili Ethem Çavuş. 8. Alay 3. Tabur. 1. Batarya. 20 Recep 1339 İnönü”
5 gün sonra Ankara’daki bir atölyenin loş ışığında bir sevinç çığlığı koptu.
-Kamil Usta Koş. Koş !
-Senin yavru cepheden dönmüş.
Ethem Çavuş’un notunu bağıra bağıra okudu Kamil Usta. Bir alkış tufanı koptu ki sormayın. Heyecanla yeniden doldurdu kovanı. Sandığa özenle yerleştirdi.
-Allah kavuştursun” dedi. Kamil Usta.
Kovan daha sonra 8 kez aynı atölyeye uğradı. Her defasında başka bir cepheden başka başka notlar getirdi. Sakarya.. Polatlı. Afyon.  Kemal’in Ordusu İzmir’e girdiği gün mermi yeniden geldi atölyeye. Kamil Usta’nın içi içine sığmıyordu. Açtı sargı bezini. Bir mektup bir de künye vardı. Şaşırdı. Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4. Alay. 2. Tabur. 12 Muharrem 1340 Banaz 
Kamil Usta mektubu okumaya başladı.
Bismillahirahmanirahim.
“Gayretperver Ustalar. Allaha şükürler olsun ki mendebur düşman kaçıyor. Ordumuz durup dinlenmeksizin kafiri kovalıyor. Güzel İzmir’e kalplerimizdeki iman kadar yakınız. Lakin 2 gün evvel Banaz’da Seyfi Çavuş şahadete erdi. Mintanının içinde bu kovanı buldum. Bilirim. Şehidin künyesi ailesine yollanır. Lakin Karahisar’ı ele geçirdiğimiz gün ailesinin de düşmanlarca katledildiğini öğrendik. Künyesini size yolluyorum. Başımız Sağolsun.
Atölyeye derin bir ölüm sessizliği çöktü. Herkes bir köşede gizli gizli ağlıyordu. Kamil Usta kovanı son kez doldurdu.. Seyfi Çavuş’un künyesini de dibine çaktı. Ancak cepheye yollamadı. Aradan 1 yıl geçmişti. Teğmen Hamdi Vasıf depoları sayarken buldu o kovanı. Aldı evine götürdü. 29 Ekim günü Ankara kalesine çıkan dik yokuşa koşarak tırmanıyordu genç Teğmen. Soluk soluğa ulaştı surlara. Yüzbaşı Muhsin Talat’a selam verdi. Mermiyi çıkarıp hikayesini anlattı.
98.. 99..100.. ve 101.
Kılıçlar çekildi. Subaylar saygı duruşuna geçti. Ve 101. Mermi olarak “Gazi Kovan” Ankara semalarında son kez patladı. Herkes hem ağlıyor hem de haykırıyordu. Yaşasın Cuhmuriyet!