Ergenlik dönemi bireyin bedensel ve ruhsal olarak en yoğun değişimler yaşadığı dönemlerin başında gelir. Kimlik arayışı ya da aidiyet ihtiyacıyla yaşanan duygusal dalgalanmalar bu sürecin kritik dönüm noktalarını oluşturur. Buna rağmen ergen bireylerin ruh sağlığı çoğu zaman ciddiye alınmaz. Yaşanan süreçler “ergenlik halleri” olarak nitelendirilirken aynı zamanda basitleştirilir ve bunlar geçici dönemler olarak kabul edilir. Bu yaklaşım birçok ruhsal problemim erken fark edilmesini ve bunlara çözüm üretilmesini engeller.
Bu durumun en önemli nedenlerinden biri ise yetişkin bakış açısının sınırlı olması. Ebeveynler ve eğitimciler kendi gençlik deneyimlerini ölçü alarak bugün yaşanan süreci değerlendirebilirler. Oysa ki günümüzde birçok farklı baskı yeni yeni hayatımıza girmiş durumda. Bu çok yönlü baskı durumu kaygı bozukluklarının ve depresif belirtilerin daha sık görülmesine sebep olabilmekte.
SAYGI EKSİKLİĞİ
Gençlerin duygusal tepkilerini gösterme biçimlerinin yetişkinlere göre farklılık taşıması, çoğunlukla göz ardı edilen bir gerçektir. Bir genç, yaşadığı zorluğu her zaman sözlerle ifade edemeyebilir; bazen okul başarısındaki düşüşle, kimi zaman içine kapanıklıkla ya da kontrolsüz öfke patlamalarıyla yardım sinyali verir. Bu tür davranışlar çoğu zaman hemen “disiplinsizlik” veya “saygı eksikliği” olarak damgalanır. Oysa ki bu hareketler, bir yardım talebinin başka bir iletişim şeklidir. Bu ifade dilini anlamaya çalışmak yerine onu baskılamak, ergenin kendini daha da yalnız hissetmesini tetikler.
Aile içi iletişimdeki pürüzler de genç ruh sağlığının ihmal edilmesinde kilit bir rol oynar. Sürekli ders veren, başkalarıyla kıyaslayan veya duyguları küçümseyen bir tutum, ergenin kendini açma alanını ciddi ölçüde sınırlar. “Bunda üzülmeye değecek ne var?”, “Senin ne derdin olabilir ki?” gibi ifadeler, iyi niyet taşısa dahi gencin deneyimlediği duyguyu geçersiz kılar. Zamanla genç, anlaşılmadığı hissine kapılır ve suskun kalmayı tercih etme yoluna gider. Bu durum, mevcut problemlerin tamamen gözden kaybolmasına yol açan önemli bir faktördür.
GERÇEK DENEYİM
Ergenlikte psikolojik sağlığı önemsemek, sadece bireysel boyutu değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluğu da içerir. Sağlıklı yetişkinlerin temeli, duyguları önemsenmiş ve desteklenmiş ergenlik yılları üzerine kurulur. Bu sebeple gençlerin ruhsal ihtiyaçlarını fark etmek, onları kesinlikle yargılamadan dinlemek ve gerekli durumlarda uzman desteğine yönlendirmek hayati önem arz eder. Ergenlik yalnızca bir “geçiş safhası” olarak görülebilir, fakat bu süreçte yaşanan ruhsal acılar geçici değil, son derece gerçek bir deneyimdir. Görmezden gelmeyi seçtiğimiz her bir sorun, ilerleyen yıllarda bize daha ağır bir maliyetle dönebilir.