İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde Genel-İş Sendikası ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanmasının ardından başlatılan grevin 7'nci gününde, DİSK ve belediye arasında anlaşma sağlandı. Süreç çöp toplamak isteyen diğer işçilerin, grevdekilerin baskısıyla çalıştırılmaması, DİSK temsilcisinin grevdeki işçi ve ailelerinin oylarının AK Parti'ye kaydırması gibi çeşitli tehdit iddialarıyla gündeme gelmiş, büyük tepki çekmişti. Başkan Tugay'ın çöp topladığı fotoğraflar servis edilmişti. Ortalık pazarlığı rdilen rakamların açıklanmasına daha da karıştı. Başkan Tugay, 31 Mayıs’ta ise DİSK Genel-İş’e şu çağrıyı yapmıştı: “Bence bu kafa karışıklığına şöyle son verebiliriz: Toplu İş Sözleşmesi taslağındaki yaklaşık 50 ayrı kalemdeki yan ödemeleri tamamen kaldıralım! Aylık net ücret olarak 65 bin Lira’dan başlayan, 80 bin Lira’ya ulaşan rakamları ödeyelim. Üstüne eylül ayında bu artışa yüzde 10 daha ekleyelim: Bu da en az 71 bin 500 Lira’dan 88 bin Lira’ya kadar aylık net ücret anlamına gelecektir. Bu teklif üzerinde konuşmak ve mümkün olan en kısa sürede sözleşmemizi imzalamak için DİSK Genel-İş Sendikası’nı masaya davet ediyorum. Önerdiğimiz bu rakamın nasıl bir özveriyle verilebileceğini çalışanlarımızın takdir edeceğine inanıyorum." Açıklama, halkı ikiye böldü. Türkiye ekonomisinin çok üstünde rakamlar döndüğünü söyleyenler işçilerin çıkarılmasını isterken bir kısım da grev hakkını savundu. İşin özü grevin elbette hak olduğu; ancak sürecin yöntemi ve üslubu hatalıydı. Emeğin değeri elbette tartışılmaz; ancak ekonomik şartlar mutlaka akılda tutulmalı. Grev bitti; ama hangi dersleri çıkardık, ona bakmak lazım. Öğrendik ki kamu kurumlarının lokavt hakkı yok; bu da oldukça sakıncalı bir durum. İşçiyi, işvereni, kamu kaynaklarını herkesi, hepimizi koruyacak kapsamlı, adil bir düzenleme şart. Anlaşma hayırlı olsun.