İzmir uzun süredir böyle bir grev yaşamamıştı. Bazı ilçe belediyelerinde oluyor ancak kentin genelini etkilemiyordu. Çöp belası bir yana, İzmirli’yi en çok etkilediği yanı toplu ulaşım oldu. Allah’tan eskiden olduğu gibi ulaşımın yükünü çeken bir tek ESHOT yok. İZBAN, METRO ve TRAMVAY’ın varlığı işin daha da vahim hale gelmesine engel oluyor.
Artık 6.günü tamamlayıp, bir haftalık olan Büyük İzmir Grevi, Başkan Cemil Tugay ile DİSK Genel İş sendikacıları arasında kıyasıya bir mücadeleye dönüştü. Aslında Cemil Başkan grev ve eylemlere pek de yabancı değil. Karşıyaka Belediye Başkanı olduğu dönemde Kent A.Ş. işçilerinin eylemlerine muhatap kalmış, bu konu ile hayli uğraşmıştı. Onun için eylemlere, grevlere alışkın.
Ancak bu grev giderek Başkan Tugay ile sendikacılar arasında adeta bir “kör dövüşü”ne dönüşüyor. Sosyal medyada mutlaka izlemişsinizdir. Alsancak’ta biriken çöpleri toplamak için giden Cemil Başkan, grevin 1 numarası sendikacı Ercan Gül ile gayet “seviyeli” bir tartışma yaşadı. Tugay, “grev kırıcılığı” ile suçlanırken, o ise “Büyükşehir’i size diz çöktürmeyeceğim” diyerek restini çekti.
Anlaşılan grev uzadıkça her iki tarafta sinirler geriliyor. Zira, bir televizyon kanalına canlı bağlanan Başkan Tugay’ın spiker ile tartışması da bunun göstergesi. O yayında spikerin, “Sizi grev kırıcılığı ile suçluyorlar” şeklindeki ifadesini heyecanla yanlış anlayan Başkan, suçlamayı spikerin yaptığını zannedip hayli sinirlendi. Spiker durumu güç bela izah edebildi de yayın devam etti. Yoksa tam bir ekran felaketi yaşanacaktı.
23 bin işçinin “hak hukuk, insanca ücret mücadelesi” diye başlayan bu grevin giderek şirazesinden çıktığı anlaşılıyor. Şimdi de “bel altı” diyebileceğimiz vuruşlar başladı. Önce DİSK başkanlarından Memiş Sarı’nın 50 dolayında akrabasının Büyükşehir birimlerinde çalıştığı yazıldı çizildi, gündeme getirildi. Ardından da bu kez Cemil Başkan’la çöp başında tartışan Ercan Gül’ün 58 akrabası da belediyede çalışıyor denildi.
Yani bu “bel altı” vuruşlarla denilmek isteniyor ki, “Bakın bakın hem kendilerine torpil yapmışlar, şimdi de aile boyu ekmek yedikleri yere kötülük yapıyorlar.” CHP’li belediyelerde bu gibi kayırmacılıkların olduğunu bilmeyen yok. Aslında iktidar partilerinde de böyle. Yok aralarında bir fark. Ancak, bir sendikacının, eğer doğru ise aynı soyadı taşıyan kişileri muhatabı olduğu belediyede ayrıcalıklı olarak işe sokması etik bir davranış değil. Ama buna izin verenler de en az onlar kadar etik davranmıyor.
Eğer, birileri bu greve arabulucu olarak müdahale etmez ise tansiyonun giderek artacağı anlaşılıyor. Hele çöplerin toplanmaması, 2 gün sonra kutlayacağımız Kurban Bayramı dikkati alındığında, hayvan artıklarıyla çevreye kötü kokuların ve hastalık mikroplarının yayılmasına sebep olacaktır ki, hiç de istemediğimiz bir manzara ile karşı karşıya kalacağımız aşikar.
Taraflara tavsiyem, giderek artan tansiyonu düşürmek için salim kafa ile bir kez daha düşünmeleri. Başkan Cemil Tugay’ın sabrının taşmak üzere olduğunu görüyorum. Bu işi daha fazla zorlamak telafisi zor gelişmelere neden olabilir. Sendikacılar, her ne kadar “istediğimiz para iddia edildiği gibi fahiş değil” deseler de bugün ülkedeki ücret politikalarına bakıldığında çalışanlar arasında memnuniyetsizlik yaratacak, belediye çalışanlarına “mutlu azınlık” dedirtebilecek cinsten rakamlarla karşı karşıyayız.
Emeğin kutsallığından, haktan ve hukuktan bahseden emek yöneticilerinin kendilerinden başka emekçileri düşünmeyip, “gemisini kurtaran kaptan” misali, içinde bulundukları gemiyi batırmak uğruna inat etmeleri ne kadar gerçeklerle bağdaşıyor, varın bir düşünün. Bugün zor günler yaşayan Cemil Tugay’ın yapılacak bir fedakarlığı, zor günler atlatıldığında telafi edeceğine inanıyorum.
Bu vesile ile hak mücadelesi veren Büyükşehir işçileriyle Büyükşehir yönetiminin bayrama barış ve anlaşma içinde sevinçle girmelerini diliyor ve milletimiz ile tüm İslam aleminin Kurban Bayramını kutluyorum.