İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinde çalışan 23 bin işçinin grevinde bir hafta gibi bir süre geride kaldı. Ben bu yazıyı yazdığım anlarda devam eden grev, sendika genel merkez yöneticileri ile CHP genel merkezi yöneticileri arasındaki görüşmelerin sonucuna göre şekillenecek gibi görünüyor. Hem yerel hem de ulusal basında sıklıkla kendine yer bulan grev süreci sosyal medya platformlarında da hatırı sayılır bir paylaşım ve etkileşime ulaştı. 
Özellikle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın Kordon'da biriken çöpleri çöp kamyonuna attığı, sendika temsilcisiyle tartışmaya girdiği video kaydı sosyal medyada en çok paylaşılan, en çok yorumlanan, en çok etkileşim alan içeriklerden birine dönüştü. Paylaşımın altındaki yorum ve değerlendirmeler ile tepkileri incelediğimde 3 farklı grubun kendi mesajını duyurmak için yoğun mücadele verdiğini fark ettim. Yorum ve etkileşime katkıda bulunanların İzmirlilerin yanı sıra Türkiye hatta dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Türk vatandaşlarından oluştuğunu da hatırlamamız gerekiyor. Bu açılardan İzmir'in gündemi hem ulusal hem de Türkçe konuşanların yaşadığı yabancı ülkeleri de kendinden konuşturmuşa benziyor.

Ne olursa olsun, anlaşmayıncılar!:Asgari ücret tutarı üzerinden belediye işçilerinin taleplerinin çok yüksek olduğunu iddia eden 'Ne olursa olsun, anlaşmayıncılar', İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın asla geri adım atmaması gerektiğini şiddetle savunuyor. 
Bu grubun temel argümanı 22 bin TL düzeyinde olan asgari ücretle çalışan milyonlarca kişi varken belediye işçilerine 70-80 bin TL'lik maaş ödenmemesi gerekliliği. Kendi aralarında organize olan daha küçük grupları da barındıran bu düşünce zam isteyen işçilerin işten çıkarılmasını bu işçilerin yerine 30-35 bin TL maaşla çalışacak binlerce adayın hazır olduğunu ifade ediyor. Bu grubu Başkan Tugay'ın duruşunu takdir eden, gerektiğinde sokağa çıkıp çöp toplamaya da razı olanlar olarak ifade etmek de mümkün. Ancak bu grubun ne kadarlık bir bölümü İzmir'i ve İzmirlileri temsil ediyor aldanmamak gerekiyor.
Asgari ücretin insani yaşam imkanı tanımadığı ülkede işçilere verilecek ücretin asgari ücret referansıyla yapılması tam anlamıyla vicdansızlık bence. Burada asıl tartışılması gereken şey ülkede milyonların 22 bin TL ile geçinmeye zorlanması olmalıydı.

HALEF SELEF GERGİNLİĞİ

Tunç Soyer üzerinden sorgulama yapanlar: Göreve geldiği ilk günden itibaren önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'le aralarındaki soğukluğu gizlemeyen hatta zaman zaman yaptığı açıklamalarla Tunç Soyer'in bıraktığı miras üzerinden geçmiş yönetimi eleştiren Cemil Tugay'ın bu mesaj kampanyası bir bölüm CHP'li seçmende karşılık buluyor gibi görünse de bu tezi destekleyen asıl kesim AK Parti ve MHP'nin ortaklığındaki Cumhur İttifakı. Hem AK Parti hem de MHP cephesinden grev süreciyle ilgili yapılan açıklamalar Tunç Soyer'in 'başarısız' yönetiminin bedelinin mevcut belediyeyi zora soktuğu teması üzerinden şekilleniyor. Bu propagandanın yayılmasında Cumhur İttifakı'nın yanı sıra CHP içindeki farklı grupların da etkisi olduğu bir gerçek.

İnsani yaşamı, demokrasiyi ve işçi haklarını destekleyenler: Üçüncü grup daha ideal bir düzlemde insani şartları önceleyen bir bakış açısına sahip. Bu grup hem çevre sağlığı hem de işçiler açısından grevin bir an önce bitirilmesini savunuyor. Belediye işçilerinin taleplerinin karşılanması ya da uzlaşılması gerektiğini düşünüyor. 

Enflasyonist ortamda kiraların yükseldiği, iğneden ipliğe her şeye her an zam geldiği şu günlerde insanca yaşamanın ve insanca yaşayacak bir maaş talep etmenin haklılığı bu görüşün temel çerçevesi. Bu görüşün daha geniş bir açıdan sorgulama yaptığı şey ise hükümetin asgari ücreti yükseltmesi, eşit işe eşit ücret noktasında kapsayıcı kanunlar yapması ve yerel yönetimler üzerindeki 'silkeleme' operasyonunun sona erdirilmesi gibi başlıklardan oluşuyor.