İkinci Dünya Savaşı yıllarının karartmalı ve sakıncalı takvim yapraklarında onuru ve inadıyla yaşadı. Adı “Sınıf” kapağı kırmızı bir kitap yazdığı için yargılandı. Ama sesi bugüne varmayı bildi
Zaman, bazı isimleri hafızalardan silmek ister. Ama bazı kalemler vardır ki, mürekkebi tarihe işler; silinmez, solmaz, unutulmaz. İşte Rıfat Ilgaz, 32 yıldır aramızda olmasa da, sözcükleriyle yaşamaya devam eden o kalemlerden biridir. 7 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden arkadaşlarının ölümüne yüreği dayanamadı. Güçlü kalemi ve yazarlık onuruyla yaşamaya devam ediyor.
1900’lerin başında, Anadolu’nun yoksul ve umutlu coğrafyasında dünyaya gelen Rıfat Ilgaz, kayıtlara Mayıs 1911 doğumlu olarak geçti. Kastamonu’nun Cide ilçesinden… Sadece bir öğretmen, bir şair, bir yazar değil; halkın sesi, vicdanı, direnişi oldu. Sınıfının penceresinden baktı hayata; öğrencisinin ayağındaki yırtık pabucu, işçinin nasırlı eli, memurun boynu bükük maaşı onun ilhamıydı.
Toplumcu gerçekçilik damarını en canlı biçimiyle taşıyan Ilgaz, edebiyatı salt bir estetik arayış değil, bir mücadele aracı olarak gördü. O nedenle onun şiiri daima ayakta, dimdik ve hakikatin tam ortasındadır. “Hababam Sınıfı” ise yalnızca bir mizah klasiği değil, aynı zamanda eğitim sisteminin arka bahçesini hicivle aydınlatan bir başkaldırıdır.
HABABAM’IN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ
32 yıl geçti gidişinin ardından. Ama onun bıraktığı miras hâlâ genç, hâlâ canlı. Bugün çocuklar hâlâ Hababam’da kahkahalarla gülerken, büyükler onun dizelerinde kendi gençliğini, kendi yoksulluğunu, kendi umudunu buluyor. Siz bakmayın Hababam Sınıfı filmlerindeki yüzeysel şakalara. 5 ciltlik romanı okuyun, Hababam Sınıfı gerçeği ve eğitim sistemindeki aksaklıklar öylece görülür.
Rıfat Ilgaz, şiiriyle öğretmeye devam ediyor. Mizahıyla düşündürüyor. Sessizliğin içinde en yüksek sesi o çıkarıyor hâlâ. “Körüz Biz”, “Aydın mısın?”, “Bu da Bir Özgürlük Şiiri”, “Bilsem ki”, “Kulağımız Kirişte” gürül gürül şiirler olarak edebiyat belleğimizde yerini alıyor.
Bununla birlikte “Hababam Sınıfı” kadar “Karartma Geceleri” romanı da bir dönemin, Dünya Savaşı gerçeğinin en çarpıcı romanlarındandır. 1970’li yılların kıskanç, hazımsız eleştiri ortamında yok sayılsa da bu gerçek değişmemiştir. Karartma Geceleri sinema filmi olarak da hafızalara kazınan bir eserdir.
Ayrıca Karadeniz coğrafyasının da sesidir, Ilgaz. “Karadeniz’i n Kıyıcığında”, “Sarı Yazma” eserleri bu coğrafyayı güçlü şekilde anlatan romanlar olarak karşımıza çıkıyor. Ama biz en ünlü eseri Hababam Sınıfı’na bir göz atalım.
KLASİK BİR MİZAH ESERİ
Hababam Sınıfı, Türk edebiyatında mizahın toplumsal eleştiriyi omuzladığı nadir eserlerden biridir. Sadece bir dizi komik okul anısından ibaret sanılan bu eser, aslında bir dönemin eğitim sistemine, bürokratik hantallığa ve gençliğin bastırılmış yaratıcılığına dair derin gözlemlerle doludur. 1957 yılında ilk kez yayımlanan roman, yıllar içinde sadece bir kitap olmanın ötesine geçmiş, tiyatro sahnelerine, sinema perdesine ve halkın diline kazınmış bir edebi mirasa dönüşmüştür.
Hababam Sınıfı'nı bu kadar güçlü kılan unsurlardan biri, karakterlerin sıradanlıktaki derinliğidir. İnek Şaban, Güdük Necmi, Hafize Ana, Damat Ferit ve Mahmut Hoca gibi figürler, neredeyse sembolleşmiş; bir tip değil, adeta yaşayan birer insan halini almıştır. Her biri belli bir mizah unsuru barındırırken, aynı zamanda belli bir toplumsal sınıfın, öğretim anlayışının ya da gençliğin hali pür melalini temsil eder. Ilgaz, Asım Bezirci başta olmak üzere araştırmacılara yaptığı açıklamalarda romanın kahramanlarından birinin de kendisi olduğunu kaydetmiştir.
EZBERCİ EĞİTİM ELEŞTİRİSİ
Romanın en dikkat çekici yanı, eğitimi yalnızca bilgi aktarma olarak gören anlayışa karşı sivri bir dil kullanmasıdır. Ezberci eğitim eleştirilir, disiplinsizlik bir başkaldırı olarak sunulur. Ancak bu başkaldırının içinde bir umut, bir direnç, bir insani sıcaklık vardır. Hababam Sınıfı öğrencileri sisteme karşı dururken aslında kendilerine özgür bir alan açmaya çalışırlar. Mizah burada yalnızca güldürmek için değil, düşündürmek, sorgulatmak için vardır.
Rıfat Ilgaz’ın toplumsal duyarlılığı, her satıra sinmiştir. Zaman zaman alt sınıflardan gelen öğrencilerin ekonomik zorlukları, öğretmenlerin çaresizliği, idarecilerin çifte standardı ince ama sert bir hicivle işlenir. İdareciler, öğretmenler olumlu ve olumsuz yönleriyle mizahın konusudur.
Bugün dönüp bakıldığında Hababam Sınıfı, nostaljiden çok daha fazlasıdır. O, bir dönem Türkiye'sinin aynası, gençliğin sesi, mizahın vicdanıdır. Her okunduğunda başka bir ayrıntısı fark edilen bu eser, bize hem o günleri hem de bugünleri anlamak için anahtar sunar.
BEŞ CİLTLİK BİR ESER
Hababam Sınıfı roman olarak yazılır. Ancak “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”, “Hababam Sınıfı Baskında”, “Hababam Sınıfı Uyanıyor” adlarıyla üç ayrı tiyatro oyunu olarak da Ilgaz tarafından yazıldı. “Hababam Sınıfı İcraatın İçinde” romanı da son Hababam eseri olarak okuyucu karşısına çıktı.
Sinemayla popüler kültüre dahil olan Hababam Sınıfı hala güncel ve okunan bir roman. Ancak, Rıfat Ilgaz film serisini hiçbir zaman benimsemedi. Yapımcılarla uzun yıllar mücadele etti. Yok sayılması bir yana eserin içeriğinin boşaltıldığına inandı. Senaryoda imzası olan isimler bununla ilgili net cevaplar verdiler, denilemez.
ÇOCUKLARIM
Yoklama defterinden öğrenmedim sizi,
Benim haylaz çocuklarım!
Bir sinema dönüşü tanıdım,
Koltuğunda satılmamış gazeteler…
Dumanlı bir salonda
Kendime göre karşılarken akşamı,
Nane şekeri uzattı en tembeliniz…
Götürmek istedi küfesinde
Elimdeki ıspanak demetini
En dalgını sınıfın!
İsterken adam olmanızı
Çoğunuz semtine uğramaz oldu mektebin
Palto, ayakkabı, yüzünden
Kiminiz limon satar Balıkpazarı’nda
Kiminiz Tahtakale’de çaycılık eder;
Biz inceleye duralım aç tavuk hesabı,
Tereyağındaki vitamini
Ve kalorisini taze yumurtanın!
Karşılık neler öğrenmedik sınıfta,
Çevresini ölçtük dünyanın,
Hesapladık yıldızların uzaklığını,
Orta Asya’dan konuştuk lâf kalabalığında.
Neler düşünmedik beraberce
Burnumuzun dibindekini görmeden
Bulutlara mı karışmadık.
“Hazan rüzgârı’’nda dökülmüş
“Hasta yapraklar’’a mı üzülmedik.
Serçelere mi acımadık, kış günlerinde
Kendimizi unutarak!”
Rıfat Ilgaz