Nelson Dellis, karıştırılmış bir iskambil destesinin sırasını 40,7 saniyede ezberliyor. Pi sayısının ilk 10 bin basamağını biliyor.

Dellis, ABD hafıza şampiyonluğunu altı kez kazandı. 25 yaşına kadar hafızası son derece sıradandı. Büyükannesini Alzheimer'dan kaybettikten sonra bir teknik öğrendi.
Bu tekniğin hikayesi 2 bin 500 yıl öncesine dayanır. Milattan önce beşinci yüzyılda, şair Simonides bir ziyafetteydi. Bir ara dışarı çağrıldı. Aradan birkaç dakika geçti, binanın çatısı çöktü. Enkaz altında kalanlar tanınamayacak haldeydi.

Simonides o gün masadaki her konuğun nerede oturduğunu hatırladı ve o sayede herkesi teşhis edebildi. Simonides’in zihni mekanla birlikte çalıştığında daha çok güçlenmişti ve 2 bin 500 yıl sonra nörobilim bu gerçeği doğruladı.

Beynimizin hafıza ve mekanla ilgili bölgesi olan hipokampüste belirli bir mekanda bulunduğumuzda aktif hale gelen özel nöronlar vardır. Tanıdık bir sokakta yürürken, evinizin koridorunda gezerken, çocukluğunuzun bir anını hatırlarken hep bu sistem çalışır. Beyin mekanı bir fotoğraf gibi kaydeder.
Bu sistem atalarımızdan miras kaldı. Yüz binlerce yıl boyunca hayatta kalmak, mekanı hatırlamaya bağlıydı: Yiyeceğin nerede olduğunu, tehlikenin nereden geldiğini, eve nasıl döneceğini bilmek...

Hafıza Sarayı tekniği tam da bunu kullanır: Hatırlamak istediğiniz bilgiyi, beyninizin zaten mükemmel biçimde depoladığı bir mekana yerleştirirsiniz. Soyut bilgi somut bir sahneye dönüşür. Beyin soyutu unutur, somutu unutmaz.

1933 yılında Alman psikolog Hedwigvon Restorff ilginç bir şey keşfetti: Benzer şeyler arasında farklı olan her zaman daha iyi hatırlanır. Siyah-beyaz bir listede tek renkli kelime hemen dikkat çeker ve akılda kalır.

Hafıza Sarayı bu mekanizmayı bilinçli olarak kullanır. Peki ne kadar etkili? Bu tekniği bilimsel olarak inceleyen araştırmacı Martin Dresler şöyle açıklıyor: "Beyinlerimiz sayıları ya da iskambil kartlarını ezberlemek için değil, bir sonraki besin kaynağına giden yolu bulmak için evrimleşti. Bu yüzden görsel-mekansal düşüncede çok iyiyiz ve Hafıza Sarayı tam olarak bunu kullanıyor."

5 DURAK BELİRLEYİN

Şimdi biz de deneyelim. Eviniz sizin sarayınız olsun. Kapıdan başlayın. Zihinsel olarak içeri girin ve beş durak belirleyin: kapı, giriş, mutfak, salon, yatak odası. Sırayı aklınızda tutun; bu sıra sarayınızın haritası. Hatırlamak istediğiniz her bilgiyi bu durakların birine yerleştirin. Ama abartarak, tuhaflaştırarak. Hareket katın, ses ekleyin. Bir isim, bir rakam, bir kavram... her biri kendi sahnesini yaşasın. Hatırlamak istediğinizde o yolu zihninizde yürüyün. Her durakta bıraktığınız sahne sizi bekliyor olacak. Çünkü o mekan size ait. Ve siz o yolu zaten ezbere biliyorsunuz. Diyelim ki sürekli adını unuttuğunuz komşunuzuhatırlamak istiyorsunuz: Özlem Hanım. Onu kapınızın önünde, dev bir fincanla dans ederken hayal edin. Saçları yeşil olsun, şarkı söylesin, fincan konuşsun. Ne kadar abartılı ne kadar renkli ne kadar sesli olursa o kadar kalıcı olur. Beyin sıradan olanı 'önemsiz’ olaraketiketler ve kısa sürede siler. Olağandışı olanı ise 'bu önemli olmalı' diye işaretler ve saklar. Unutuyoruz. Ama çoğu zaman sorun hafızamızda değil, bilgiyi zihnimize nasıl yerleştirdiğimizde.

Hafızamız zayıf değil. Sadece henüz doğru mekanını bulmamış.