Şairler ve Bestekârlar Derneği Başkanı Nurgül Ekeke ile derneğin faaliyetlerini, bir şair olarak üretim sürecini ve bestelenen şiirlerini konuştuk. Tabii şair- müzisyen dayanışmasını da

Şairler ve Bestekârlar Derneği Başkanı Nurgül Ekeke, şairler ve bestekârların buluşma ve dayanışma alanı olan bir dernek çalışması yürüttüklerini söyleyerek, “Derneğimizde şairler yazdıkları şiirleri bestekârlarla paylaşıyor; ortak çalışmalardan çok değerli eserler doğuyor. Aynı şekilde, bestekârlarımız da müzikal ihtiyaçlarına uygun şiirler bulmak için şairlerle fikir alışverişinde bulunuyor” dedi. “Sende Buldum Kendimi” adıyla bir şiir kitabı bulunan Ekeke, yeni bir kitabın da hazırlığını sürdürüyor. Ekeke, bestelenen şiirlerinin kendisi için büyük değer olduğunu kaydederek, “Sende Buldum Kendimi kitabı da aslında bu yolculuğun içten bir durağı. Kitaba adını veren güfteyi de kendim besteledim. Kalpten kaleme dökülen diğer şiirlerim bestekâr dostlarımın ilgisiyle melodilere dönüşünce, hem şiir hem müzik benim için daha da anlam kazandı. Her şiirimde bir ezgi saklı gibi hissediyorum. Bazen bir mısra, bir şarkının nakaratı olur; bazen de melodinin kendisi şiiri doğurur. Bu bağ benim için çok derin ve kopmaz bir bağ” diye konuştu. Sözü Şairler ve Bestekârlar Derneği Başkanı Nurgül Ekeke’ye bırakıyoruz.

 – Nurgül Hanım, şairliğinizi konuşmadan önce biraz dernekten söz etmenizi isteyeceğim. İzmir Şairler ve Bestekârlar Derneği ne zaman kuruldu? Üye yapınız ve çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Elbette, memnuniyetle… Derneğimiz 2015 yılının Nisan ayında İzmir Şairler ve Bestekârlar Derneği adıyla kuruldu. Bu yıl yapılan genel kurulda ise daha kapsayıcı bir çerçeveyle ilerlemek adına adımızı Şairler ve Bestekârlar Derneği olarak güncelledik. Derneğimiz, şiir ve müzik gibi birbirini besleyen iki sanat dalını bir araya getiren, üretkenliği destekleyen, amatör ve profesyonel sanatçıları aynı çatı altında buluşturan bir yapıya sahip.

Üyelerimiz arasında şairler, bestekârlar, yorumcular, müzik öğretmenleri, edebiyatseverler ve sanat gönüllüleri yer alıyor. Şiir dinletileri, bestelere yönelik repertuvar günleri, edebiyat-müzik buluşmaları gibi etkinliklerle üretimi ve paylaşımı teşvik ediyoruz.

SANATSAL PAYLAŞIM ALANI

– Şairler ve bestekârlar aslında birbirlerini besleyen iki sanatçı grubu. Dernek çatısı altında şiir ve müzik araştırmalarına, müzik kültürüne katkı sunacak ne tür çalışmalar yapılıyor? Bu iki sanatçı grubu arasındaki dayanışma ve paylaşımı biraz anlatır mısınız?

Kesinlikle öyle. Şiir ve müzik, duygu dilinin iki ayrı ama iç içe geçmiş hali… Derneğimizde şairler yazdıkları şiirleri bestekârlarla paylaşıyor; ortak çalışmalardan çok değerli eserler doğuyor. Aynı şekilde, bestekârlarımız da müzikal ihtiyaçlarına uygun şiirler bulmak için şairlerle fikir alışverişinde bulunuyor.

Atölye buluşmaları, tema günleri, usta çırak söyleşileri gibi birçok etkinliğimizle bu diyaloğu canlı tutuyoruz. Yeni eserler üretiyoruz. Amacımız sadece eser üretmek değil, aynı zamanda sanatsal dayanışmayı çoğaltmak ve kültürel mirasa katkı sunmak.

ŞİİRİN VE MÜZİĞİN ŞEHRİ

– Derneğin başka kentlerde şube açabileceğini de röportaj öncesi sohbetimizde sizden öğrendim. Yine de İzmir’in böyle bir derneğe merkez olmasını anlamlı buluyorum. Derneğin varlığını İzmir açısından değerlendirir misiniz?

İzmir’in sanata ve özgürlüğe yatkın ruhu, bizim çalışmalarımıza da ilham veriyor. Şiirin, müziğin ve dostluğun iç içe geçtiği bir şehir burası. Derneğimizin İzmir merkezli olması, bu kentteki sanatsal potansiyelin bir yansımasıdır.

Ancak elbette Türkiye’nin başka bölgelerinden de talepler alıyoruz. Bu nedenle şubeleşme yönünde adımlar atmayı, başka şehirlerde de aynı heyecanla sanat üretimini desteklemeyi önemsiyoruz.

BİR VAROLUŞ BİÇİMİ

– Sizin “Sende Buldum Kendimi” adlı bir kitabınız olduğunu görüyorum. Şiirlerin bestelendiğini de biliyoruz. Şiirle ve müzikle olan bağınızı anlatır mısınız?

Şiir benim için bir varoluş biçimi… “Sende Buldum Kendimi” kitabı da aslında bu yolculuğun içten bir durağı. Kitaba adını veren güfteyi de kendim besteledim. Kalpten kaleme dökülen diğer şiirlerim bestekâr dostlarımın ilgisiyle melodilere dönüşünce, hem şiir hem müzik benim için daha da anlam kazandı.

Her şiirimde bir ezgi saklı gibi hissediyorum. Bazen bir mısra, bir şarkının nakaratı olur; bazen de melodinin kendisi şiiri doğurur. Bu bağ benim için çok derin ve kopmaz bir bağ…

– Ayrıca kitabın en az iki baskı yaptığını da biliyoruz. Bu ilgiyi nasıl açıklarsınız?

Sanırım samimiyet… Okur kalpten geleni hissediyor. Ben de yaşadığım duyguları, hayatın içinden geçen halleri süslemeden, abartmadan anlatmaya çalışıyorum. “Sende Buldum Kendimi” okura kendisini bulduğu bir ayna oldu belki de…

İlginin devam etmesi beni hem onurlandırıyor hem de sorumluluğumu artırıyor.

YENİ KİTAP YOLDA

– Yakında çıkacak olan yeni şiir kitabınızdan da söz eder misiniz?

Elbette… Yeni kitabımda bu kez toplumsal yaralara dokunuyorum. Kadın cinayetleri, çocuk istismarı, savaşlar, adaletsizlikler… İçimi acıtan ne varsa kaleme aldım. Bu kitap bir şiir yolculuğu olduğu kadar bir vicdan çağrısı da… Umuyorum ki mısralarım yalnızca okunmaz, hissedilir.

Belki bir yerlerde bir yüreğe umut, bir sessizliğe ses olur.

BESTELERİN ETKİSİ

– Farklı kanallarda, radyolarda şiirleriniz ve bestelenen eserleriniz okunuyor. Bu alanların üretiminize ve okurlarınızla bağınıza etkisini anlatır mısınız?

Radyolar, dijital platformlar, sosyal medya gibi kanallar sayesinde şiirler ve şarkılar daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Bu, yalnızca görünürlük değil, aynı zamanda okurla/dinleyiciyle kurulan bir gönül bağı demek…

Bazen bir radyo programında bir eserim çalınıyor, sonrasında gelen bir mesajda bir dinleyici “beni anlattınız” diyor. Bu temas, üretim motivasyonumu besleyen en kıymetli şey.

– Müziğe dair paylaşımlarınızın ve bestelenen eserlerin daha çok Türk sanat müziği tarzında, aşkı ve hüznü epeyce hissettiren çalışmalar olduğunu söylersem yanılmış olur muyum? Yine de sizden kendinizi Türkiye’nin müzik kültürünün hangi alanına (ya da dönemine) yakın gördüğünüzü sorsam ne söylemek istersiniz?

Hayır, hiç de yanılmış olmazsınız. Gerçekten de Türk sanat müziği, benim ruhumu okşayan, dizelerimin melodik karşılığını bulan bir alan. O eski İstanbul şarkılarındaki zarafet, hüzünle karışık sevda hâlleri beni çok etkiliyor.

Ama elbette kendimi sınırlamıyorum; şiirlerim zaman zaman halk müziği formunda, zaman zaman modern melodilerle de buluşabiliyor. Önemli olan hissetmek ve hissettirebilmek…

Bu güzel sorular için çok teşekkür ederim. Son olarak şunu söylemek isterim:

Şiir ve müzik sadece sanat değildir; barıştır, dostluktur, insan olmaktır. Derneğimiz de bu duyguyu büyütmeye devam edecek

Yeter ki gönüller bir olsun, kelimeler ve notalar bir araya gelsin…