Özür dilemek, gülümsemek ve teşekkür etmek modern dünyada hasret kaldığımız özellikler arasına girdi.
Hayatı o kadar hızlı ve stresli yaşıyoruz ki, bir maraton koşucusu gibi bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Fakat koşarken birisine çarptığımız zaman özür dilemeyi de bilmiyoruz.
Hata yapıldığında karşımızdaki kişiye hatamızdan dolayı pişman olduğumuzu hissettirip, üzgün olduğumuzu belirtip, bir daha o davranışta bulunmayacağımızı sözlü olarak beyan etmeliyiz. Kendini kişilik olarak geliştirmiş insana yakışan da budur. Çünkü hatalı olmak insani bir durumdur ve hatanın farkına varmaksa bir erdemdir. Baskın gelmeye çalışmak iticidir, insan ilişkilerine zarar verir. Sertlik, kabalık, ukalalık insana bir şey kazandırmaz, aksine, kaybettirir. Bu tür insanların etrafında insanlar zamanla azalmaya başlar, yalnızlaşırlar.
Gülümsemek yani tebessüm etmek, hem kendi stresimizi hem de karşımızdaki insanın stresini azaltır, bizi motive eder ve çevremize pozitif bir enerji yaymamızı sağlar. Neşeli, canlı, esprili, gülümseyen bir insanın da toplumdaki yeri genelde farklı olur. Çünkü herkes kendisini güldüren insanı sever. Gülümseyen insan çekicidir. İçten atılan bir kahkaha, mutluluk seviyemizi artırır.
Düşünün ki, içinden çıkamadığınız bir derdiniz var, ruhsal olarak boğuluyorsunuz ve karamsarlığa kapıldınız. Derdinizi bir arkadaşınıza açmaya karar verdiniz. Gülümseyerek sizi motive eden, sizin gülmenizi sağlayan, sorunlarınıza pozitif enerjisiyle ışık tutan bir arkadaşınıza mı açarsınız yoksa sizi daha çok karanlığa sürükleyen, hayat enerjinizi emen, birlikte oturup karalar bağlayacağınız bir başka arkadaşınıza mı açarsınız? Ya da hangisine açarsanız daha kazançlı çıkarsınız? Buradaki amacım elbette ki, acılar yaşanmasın demek değil. Fakat hayat gözümüze karanlık görünüyorken bizi o karanlıktan çekip çıkaran bir güç olduğunu da bilmenin önemli olduğunu düşünüyorum. O da gülümsemenin gücü…
Teşekkür etmek, bize yapılan bir iyilik karşısında minnettar olduğumuzu belli etme yöntemdir. Belki de en sadesi, en güzelidir.
Günümüzde, çoğu zaman, birisine bir iyilik yapıldığında, sanki bunu yapmak zorundaymışız gibi bir teşekküre bile hasret kalıyoruz. Hâlbuki bunu yapmaya mecbur değildik, amacımız sadece karşımızdakinin hayatına dokunmak ve onu mutlu etmekti.
Teşekkür etmek, insan ilişkilerini güçlendiren ve karşımızdakinin bizim için yaptığını gördüğümüzü ifade eden bir yöntemdir.
Benim denk geldiğim en güzel teşekkürse, bebeklerin teşekkür etme biçimi. Toplum içinde ne zaman bir bebeğe denk gelsem, onu mutlu etmek için çantamdan bir şeyler çıkarıp veririm. Bu bazen bir çikolata, bazen, bir oyuncak olur. O an, bebeklerin davranışlarını gözlemlerim. Hemen hemen hepsi verdiğim şeyi önce şaşkınlıkla inceler, ardından bana içten bir şekilde gülümser ve verdiğim objeyi sallayarak adeta bana teşekkür eder. O gülümseyen pırıl pırıl gözlerse günümüz güzelleştirir.
Bebeklerdeki masumiyetten öğreneceğimiz çok şey var. İçten gülümseme ve yürekten bir teşekkür etme gibi…