Kadınlar yüzyıllardır ilişkilerde erkeği elde tutmanın sorumluluğunu omuzlarında taşıdı hala da taşımaya devam ediyor. Geleneksel söylemlerde bile yerini alan bu görev “erkeği elde tut”, “yuvayı dişi kuş yapar”, “erkeğini mutlu et”… vs. kadının adeta ilişkide beklenen asli görevi haline gelmiştir. 

Günümüzde modern ilişkilerde bu asli görev kendini farklı şekillerde göstermeye devam etmektedir. Kadınlar, ilişkilerinde erkeklerin annesi, terapisti, dadısı ve akıl hocası oluyor. Kısacası kadınlar, ilişkilerinde hem eş hem de bakım veren rolünde olup adeta bu iki rolün arasında sıkışıp kalıyor. 

Kadının ilişkide erkeğin bakıcısı rolüne sıkışmasına psikolojide mankeeping yanı erkek dadılığı olarak açıklanır. İlişkideki emeğin kadına yüklenen mankeeping kavramını açıklayıp; kadınların bu durumdan nasıl çıkabilir? Gelin bu yazıda bunu biraz irdeleyelim. 

Mankeeping, ilişkiyi sürdürmek ve erkeği elde tutmak için kadının fazladan gösterdiği duygusal, zihinsel ve fiziksel çabaya denir. 

İlişkide bir kadının mankeeping olduğunu gösteren durumları şöyle açıklayabiliriz: 

-Erkeğe sürekli ilgi göstermek,
- Erkeği sürekli motive etmek,
-İlişkideki krizleri çözmek,
- Erkeğin sinir sistemini sürekli düzenlemekle sorumlu olmak, 
- Kadının erkeği kaybetmemek içim kendi ihtiyaçlarından vazgeçmesi ya da sürekli ertelemesi…

Yetişkin bir adamın duygusal, davranışsal ve gündelik sorumluluklarını sürekli üstlenmek adeta erkeğin sinir sisteminin düzenleyicisi rolünde olmak yanı erkeğin duygularını anlayıp onu sürekli sakinleştirmek, onun alması gerekenler kararları sürekli kadının alıp hatta erkeğin öz bakımından sorumlu olması aslında anne çocuk dinamiğinin bir uzantısıdır. 

Peki, ilişkide bu roller neden kadına yükleniyor? 

Toplumsal cinsiyet rollerinin bunda etkisi çok yüksektir. Kadın toplumda bakım veren ve duygusal yüklenici rolündedir. Kadın büyürken erkeğini kaybetmemek için onu elinde tutması gerektiği ve o ne yaparsa yapsın sabredip onu düzeltmesi gerektiğini öğrenerek büyümüştür. Kadın emeğinin görülmeyişi, ilişkinin taşıyıcısı görevinin kadınına verilmiş olması ve kaçınan erkek ve kaygılı bağlanan kadın dinamiğini buna neden olarak gösterebiliriz. 
Mankeeping kadınlarda zamanla duygusal tükenmişliğe neden olacağı gibi kronik kırgınlık ve hayal kırıklığı da oluşturacaktır. Ayrıca öfke sorunları,, öz saygıda düşüklük, kendini sürekli erteleme nedeniyle yaşamında anlam kaybına da neden olacaktır. 

Bu döngüyü kadınlar nasıl kırabilir?

Önce farkındalık… Kadının kendisine bir eş miyim yoksa bir yetişkinin dadısı mıyım sorusunu kendisine sormalı. Sonra erkeğin sorumluluklarını ayırıp ona sağlam sınırlar çizmelidir. Ayrıca eşi ile anne-çocuk ilişki dinamiğini değiştirip ilişkisini iki yetişkin dinamiğine dönüştürmelidir. Evliliğini eşitlik ve paylaşım temeli üzerine yeniden inşa etmelidir. 

Sevgi, bir bakım sözleşmesi değil; iki yetişkin insanın ortak iradesidir.