12 Eylül 1980 Askeri Darbesi her yıl biraz daha geride kalsa da, darbenin bıraktığı izler hala ülkemizin hafızasında ve hayatında dolaşıyor. 12 Eylül, bir çok yarım kalmış hikayenin de sebebidir ya; elimde darbe günleri geldiği için basılamayan; ama 39 yıl sonra okuyucuyla buluşan bir kitap var. 1977 yılında DİSK-Maden İş’in öncülük ettiği “Büyük Grev Günleri”nde fikir olarak ortaya çıkan 1979 yılında çizimine başlanan kitap, darbeden dolayı basılamadı. 39 yıl sonra 2019 yılında basılan “Çizgilerle Sınıflar Tarihi” kitabının çizeri Canol Kocagöz, çizgilerinin 40 yıllık serüvenini anlattı…

Karikatürist Canol Kocagöz’ün yaklaşık 40 yıl önce çizdiği “Çizgilerle Sınıflar Tarihi kitabı, Birleşik Metal İş tarafından okuyucuyla buluştu. Kocagöz ile 40 yıl önce ve sonrasını konuştuk…

-Canol bey, “Çizgilerle Sınıflar Tarihi” adlı kitabınız hazırlanışından neredeyse 40 yıl sonra okurlarla buluştu. Bize, bu kitabı hazırladığınız dönemin koşullarını ve ortamını, kitabın oluşmasını sağlayan atmosferi anlatır mısınız kısaca?

Kitabın hazırlanışı işçi sınıfı mücadelesinin yükseldiği yıllara denk geldiğini belirtmemde yarar var. Türkiye metal işçileri, 1977 yılında sınıf ve kitle sendikacılığı yapan DİSK / Maden-İş Sendikası’nın saflarında birleşerek metal patronlarının örgütlü oldukları Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası ( MESS )’ na karşı uzun süreli önemli bir grev yaptı. Eğitim dairesi işçilerin yalnız hak grevleri için değil, politik bilinçlenmesini de sağlayacak her işçinin anlayacağı tarzda eğitim taleplerini karşılayacak, grev çadırlarında, fabrika tezgâhlarında, işe geliş- gidiş servislerde ve diğer alanlarda kullanılacakbir cep kitabı hazırlamaya karar verdi. Hemen işe başladık ve kitabı eğitim dairesi ile beraber hazırladık. Çizimlerini de ben yaptım.

-Kitapta, sendikanın yazdığı önsöze göre, “Büyük Grev” denilen işçi hareketi esnasında fikir olarak ortaya çıkan bir eser. Eğer yanılıyorsam düzeltin, “Büyük Grev”in bir başka mizah ustası Aziz Nesin’le bir ilgisi olduğunu biliyorum. Bu konuya biraz değinir misiniz?

Haklısınız “Büyük Grev” de işçi sınıfı metal patronlarının en örgütlü ve saldırgan gücü MESS’e karşı DİSK’e bağlı T.Maden-İş Sendikası’nca yürütülen “Büyük Grev” adı verilen mücadele, her alanı etkilediği gibi sanat alanlarını da olumlu veya olumsuz etkiledi. Bahsettiğimiz “Çizgilerle Sınıflar Tarihi” nasıl çizgi dünyasını etkilediyse, yazın dünyasını da etkiledi. Bildiğiniz gibi Türkiye’de daha sonra çok tartışılan Aziz Nesin’in meşhur öyküsünü de etkiledi. İlerici kesimlerde kırılmalar yarattı. Bu arada yeri gelmişken, grevin karikatür sanatını başka bir şekilde etkilediğine tanık olduk. Grev döneminde grevde bulunan Türkiye’nin büyük beyaz eşya markalarının fabrika duvarlarına ve grev çadırlarına benim de araların da olduğum bir grup çizer işçilerle beraber direniş karikatürleri çizdik. Bu da Türkiye’de karikatür sanatı ile işçi sınıfının fabrika duvarlarında mücadele çizgileriyle beraber olduğu bir ilkti. Hatta bu konuda duvarları boyama belgem bile var! Şaka söylemiyorum dünyada hiçbir çizer de bulunmayan bir belge. O dönemin şartlarında sendika güvenlik nedeniylegrev ziyaretlerini izne tabi tutmuştu. Ben o belgeye duvarları boyama izin belgesi diyorum.

-Kitabınız alanında tek olan bir çalışma. Yalnız, şunu merak ediyorum, 40 yıl boyunca bu kitap hayatınızda nasıl yer aldı? Aklınıza geldi mi?

Doğru. Hazırladığım kitap alanında tek olan bir çalışma, bunu keşfettiğiniz için evvele sizi kutlarım. Kitabın hazırlandığı aşamada bunun böyle olacağını bilemiyordum. Aynı tipte dünyada başka eserler var ama dikkatli incelenirse bu tarzda ve tatta değil. O dönemin koşullarından bu sonuçlar çıktı diyebiliriz. O dönemde bilgisayar ortamı yok, bazı kolaylıklardan yararlanamıyorum. Doğru dürüst arşive ulaşmak için uzun süre araştırma yapmak zorunda kalıyorsunuz. Bu konuda literatürü okumak ve incelemek zorunda kaldığım için bu zorluklar kitaba ve bana artılar kattı, hoş bir sonuç çıktı.

Merak ettiğiniz. “Bu kitap 40 yıl boyunca hayatınızda nasıl yer aldı?” Hiç aklımdan çıkmayan bu kitap içinsorunuz beni 12 Eylül askeri darbesine götürdü. Yarattığım “Çizgilerle Sınıflar Tarihi” kitabının bitip baskıya hazırlandığı günlerde Türkiye 12 Eylül askeri rejimine girdi. Askeri rejim tüm ilericilerin üzerine kâbus gibi çökerken, kitap ve sanat eserlerinin de bundan nasibini almaması düşünülemezdi. Bu kitap da ayni insanlar gibi kaçtı, işçi semtlerinde saklandı ve yok olmaktan kurtuldu, yayınlanmamış olarak bu günlere geldi. Dünle bugün arasındaki kopmaz bağları sağlamlaştıran DİSK’e bağlı Birleşik Metal – İş sendikasıda geleneğine sahip çıkarak bu kitabı hayata geçirdi. 40 yıl sonra “Çizgilerle Sınıflar Tarihi” kitabımı yayınlayarak geleneğine sahip çıkan sendikamıza da burada teşekkür ederim. Bahsi geçen bu kitap her şeyden önce bir mücadele kitabı. Metal işçisinin baş eğmeyen sınıf tavrına tanıklık ediyor. 1977 büyük grevin coşkusu ile yaratılan kitabım, bugün 40 yıl sonra işçi sınıfımızın yarattığı metal fırtınasının mücadele ruhu ile hayata geçti.

Başka türlü okuyucuyla buluşturma şansı yok muydu?

Yoktu desem daha doğru olacak. Bu maddi imkânsızlıktan değil Türkiye’de ki yasal ve sosyal durumlardan diyebiliriz. 141-142 gibi sosyal hayatımıza müdahil olan bir yasa vardı. Projeyi bölüp parçalayarak hayata geçirme önerilerine ben sıcak bakmadığım için hayata geçiremedik. Dediğim gibi bu bir mücadele kitabı. Bugün metal işçilerin yarattıkları fiili durum olan metal fırtınası ışığında bu kitap hayata geçti diyebilirim. Daha önce 2002 yılında büyük grevin 25’inci yıldönümünde tefrika olarak yayınlamıştık.

-Çizgilerinize yıllar sonra da dokunmadan olduğu gibi yayımladığını önsözde belirtiyorsunuz.

Kitaba biçim, şekil hiçbir şekilde dokunmadık. Ama Birleşik Metal Eğitim Dairesi’ndeki arkadaşlarımızla güncelledik diyebilirim.

-Siz bu çizgileri sayfaya döktüğünüzde bugün işçi sınıfı içine dahil edebileceğimiz birçok çalışan kesim yoktu. Sırf internetin varlığı başlı başına farklı ve özel bir emekçi kesimini ortaya çıkardı. Bir daha çizecek olsaydınız, bu kesimleri de çizgilerinize dahil eder miydiniz?

Doğru, işçi sınıfı içinde yer almayan birçok unsur 40 yıl içinde işçileşti. Sınıfın içine katıldı. Birçok insanda bilgisayar ve makineleşmenin teknik özellikleri çok geliştiği için işini kaybetti. İş değiştirdi. Genel hizmet kolları daha bir çoğaldı. Robotik çalışma çoğaldı; fabrikalarda çalışan işçi sayısı azaldı. Fabrika sayısı çoğaldı. Tabii ki bu anlattıklarım aklıma gelen kısa konular. Bunların çoğuna dokunmak isterdim. Ama bu kitap bir şekilde kabaca sınıf mücadelesini aktardığı için araştırmak isteyen buradan yola çıkarak kendini daha yetkin kılabilir.