Geçen hafta bir e-posta geldi: " Paketiniz sizi bekliyor ". Bir an sevindim.  İçimden "Acaba ne geldi?" dedim. Tam tıklayacaktım ki durdum: “Aaa ben daha yeni bir yazı yazmadım mı?"

E-postanın devamı daha da ilginçti: 

"Durum: Dağıtım merkezinde durduruldu (ödenmemiş gümrük ücreti) , Teslimatı şimdi planlayın" hemen altında bir link. Tıklasaydım kim bilir neler olacaktı? Geçen haftaki yazıdan sonra çok sayıda e-posta ve mesaj geldi.“Bunu ben de yaşadım, kendimi çok suçladım, çok utandım, nasıl bu kadar saf olabildim" diyenler oldu. Bazı mesajlarda da farklı dolandırıcılık yöntemleri paylaşıldı. Ortak nokta şu: Dolandırıcılar sınır tanımıyor. Teknoloji de işin işine girince dolandırıcılık sınır tanımaz hale geliyor. Mağdurlara dört farklı yöntemle ulaşıyorlar: Telefon, e-posta/SMS, sosyal medya ve yüz yüze. Peki bu dört yöntemle yapılan dolandırıcılık çeşitleri nedir?

*Telefon Yöntemi: Polis/Savcı/Bankacı senaryosu: Adınız terör örgütüne karıştı, adınıza şirket kurulmuş/kredi çekilmiş. Korku yaratır, gizlilik ister, panik yaratıp sizin bilgilerinizi ister.
*E-posta / SMS yöntemi: Kamu kurumlarının, bankaların sahte görselleri kullanılarak kargo teslimatı için veya şifre güncellemesi için linke basılması istenir. Cihazınıza virüs bulaşabilir, sahte sitelere yönlendirilip bilgileriniz çalınabilir, küçük bir ödeme bahanesiyle kartınız boşaltılabilir. "Ödül kazandınız/ işe girmek istiyorsanız..." gibi mesajlarla davet linki ve küçük bir ödeme bahanesiyle kart bilgileriniz ele geçirilebilir.
*Sosyal Medya Yöntemi: Yatırım/kripto para dolandırıcılığı, "1000 TL yatır, 10 bin TL kazan" sahte görselleriyle hesap ele geçirilir.
*Yüz Yüze Yöntemi: Kapıdan satış, evde parça başı iş yapma ya da     "cüzdanım çalındı acil para lazım" diyen bir yabancı karşınıza çıkar, yardım etme duygunuz sömürülür. 

Evet, bunlar çok yaygın dolandırıcılık yöntemleri. Çeşitlilik ve yöntem her geçen gün değişiyor ama bize yaşattıkları duygular hep aynı: Şok, kendine kızgınlık, utanç, suçluluk, güven kaybı. Her şeyden önce yalnız olmadığınızı bilin. Dolandırıcılığa uğramak, zekayla ilgili değil. Dolandırıcılık aklı ve mantığı geçersiz kılmak üzerine kurgulanıyor ve süreç nörolojik düzeyde gerçekleşiyor. Geçen haftaki yazıda söz ettiğim gibi mantıklı yanımız kısa devre yapıyor, yerine refleksler, duygular karar veriyor.  Önce şok ve inkar yaşanıyor: "Yok artık, bu bana olmaz" Sonra kızgınlık, öfke: "Nasıl inanabildim?". Ardından güven kaybı, utanç ve suçluluk. Peki bu duygularla nasıl başa çıkabiliriz? 

*Kendinize şefkat, anlayış gösterin. Yaşadıklarınız bir arkadaşınızın başına gelseydi ona ne derdiniz, o cümleleri kendinize söyleyin.
*Kendinizi affedin. Parasal kaybınız büyük olabilir ama geçmişi değiştiremezsiniz, geleceğe odaklanın.
*Yaşadığınız olayı arkadaşlarınızla, dostlarınızla paylaşın. Anlattıkça yükünüz hafifler, yaşadığınız duygular küçülür.
*Kendinizden vazgeçmeyin, güveninizi kaybetmeyin. Çünkü artık daha dikkatlisiniz.
*Kolay değil, dolandırıcılıktan sonra duygusal olarak toparlanmak, özgüveni kazanmak. Eğer uyuyamıyor, sürekli kendinizi suçluyorsanız     bir uzmana     görünmeyi ihmal etmeyin.

Unutmayın, bir kişinin anlattığı hikâye, bir başkasının dolandırılmasını engelleyecek bir bilgiye dönüşebilir. Anlatın, paylaşın, güçlenin.