İlişkilerde cinsellik, çoğu insan için sadece fiziksel bir paylaşım değil, aynı zamanda sevgi, güven ve ruhsal bağ anlamına gelir. Ne var ki, narsistik kişilik bozukluğuna sahip bireylerde bu bağlam tamamen değişir. Onlar için seks, bir yakınlık değil, bir egemenlik alanıdır. İngiliz psikolog ve travma terapisti Richard Grannon, narsist bireylerin seksüel manipülasyonu nasıl bir stratejiye dönüştürdüğünü oldukça net bir şekilde tanımlar.

Grannon’a göre narsistler, cinselliği bir sevgi göstergesi olarak değil, bir bağlılık üretme mekanizması olarak kullanır. Bir ilişkiye başlarken son derece tutkulu, arzulu ve etkileyici görünürler. Seksüel anlamda sizi “hayatınızın en özel deneyimiyle” tanıştırırlar. Bu dönem, klasik “love bombing” (aşk bombardımanı) sürecinin bir uzantısıdır. Size sizin “özel” olduğunuz inandırılır. Ancak bu tutku, içsel bir bağın değil, psikolojik bir tasarımın ürünüdür. Narsist, sizin zihinsel ve duygusal yatırımınızı teşvik ederken, aslında sizi kendine bağımlı hale getirmeyi hedefler. Seks, bu bağlamda bir tür duygusal tuzak haline gelir.

Bir kez bağ kurduğunuzda, seks artık bir yakınlık unsuru olmaktan çıkar ve bir kontrol aracına dönüşür. Narsist, seksüel ilgisini ani bir şekilde kesebilir, uzaklaşabilir ve sizi yalnız bırakabilir. Bu geri çekilme, çoğu zaman “cezalandırma” olarak kullanılır. Sıklıkla “Ben mi bir şey yaptım?” sorusu kurbanın zihnini meşgul eder. Oysa amaç tam da budur: Sizin kendinizi sorgulamanızı sağlamak.

Bu noktada narsist, kurbanın onay ihtiyacını keskinleştirir. Seks bir ödül, yokluğu ise ceza haline gelir. Kurban, ilgi görebilmek için daha çok çaba sarf etmeye başlar, böylece manipülasyon döngüsünün içine daha derin çekilir.

Grannon’un en sık vurguladığı noktalardan biri, narsistlerin cinselliği bir psikolojik bağımlılık mekanizmasına dönüştürmeleridir. Seks, artık sevgiyle değil, “onaylanma” ve “yeterli olma” ihtiyacıyla özdeşleşir. Bu noktada kişi, kendi arzularını değil, narsistin beklentilerini merkeze koyar. Oyun artık fiziksel değil, tamamen zihinseldir.

Dahası, narsist çoğu zaman seks sonrası sizi duygusal boşlukta bırakır. Geri çekilir, ilgisizleşir, hatta suçlayıcı olabilir. Bu da kişinin değersizlik duygularını tetikler. Böylece kendi sınırlarını unutan bir birey ortaya çıkar; onaylanmak için sürekli kendini feda eden, kendine yabancılaşmış bir benlik.
Richard Grannon’ın bu konuda en çarpıcı cümlesi şudur:

“Narsist sizi sevmiyor. Sadece sizi kontrol edebildiği için sizinle ilgileniyor.”
Bu ifade, ilişkideki tüm samimiyet maskesini indirir. Çünkü narsist için ilişki, bir güç savaşından ibarettir. Seks, bu savaşta kullanılan güçlü bir silahtır.
Bu tür bir manipülasyondan kurtulmanın ilk adımı, Grannon’a göre farkındalık geliştirmek ve duygusal sınırları yeniden kurmaktır. Seksin her zaman sevgi anlamına gelmediğini, hatta bazen sömürünün en tehlikeli biçimi olabileceğini fark etmek gerekir.

Unutmayın:
Sizi seven biri, bedeninizi değil; duygularınızı, sınırlarınızı ve varlığınızı da önemser.

Sevgilerle…