Geçen haftaki yazımın başlığı “İktidara Giden Yol Yerelden Geçer” idi. O yazımda “nasıl bir belediye başkanı” sorusuna dair bazı düşüncelerimi paylaşmıştım. Gelen yorumlardan anladım ki bu konu hâlâ çok konuşulacak.
Ben de eski bir yerel yönetici olarak bu haftaki köşemi yeniden yerel belediyeciliğe ayırmak istedim.

STRATEJİK PLAN

Her belediye başkanı, göreve başladıktan sonraki ilk altı ay içinde, beş yıllık dönemi kapsayan Stratejik Plan hazırlamak zorundadır. Bu plan, kentin kaynaklarını, ihtiyaçlarını ve önceliklerini belirler; başkanın vizyonunu, hedeflerini ve vaatlerini nasıl gerçekleştireceğini ortaya koyar. Stratejik plan, sadece bir belge değil, aynı zamanda bir vizyon manifestosudur.
Bir belediye başkanı, bu planla birlikte:

* Kentin ekonomik, sosyal ve kültürel kaynaklarını nasıl yatırıma dönüştüreceğini,
* İşsizliği nasıl azaltacağını,
* Kadın, gençlik, çocuk ve çevre politikalarında hangi adımları atacağını,
* Gelir dağılımını nasıl iyileştireceğini
net bir biçimde ortaya koymalıdır.

YENİ NESİL BELEDİYECİLİK

Belediyecilik, sosyal fayda üreten ekonomik bir faaliyettir. Her belediye başkanı önemli bir bütçe yönetir; dolayısıyla belediye başkanlığı, basiretli bir iş insanı olmayı gerektirir. Tek farkı, elde edilen sonucun kâr değil, sosyal fayda olmasıdır. Belediyeler genellikle bütçe yetersizliğinden yakınır. Oysa doğru yönetilen her bütçe büyüktür, yanlış yönetilen her bütçe küçüktür. Bugünün belediyelerinde en büyük eksiklik para değil, vizyondur. Planlama, kıt kaynakları verimli ve adil şekilde dağıtma sanatıdır. Bu nedenle belediye başkanları, temsil ve ağırlama bütçesini kısmalı, sosyal hizmetler bütçesini artırmalıdır. Stratejik plan, sadece mevcut bütçeye göre değil, yatırım ve işbirliği fırsatlarına göre hazırlanmalıdır.

REFAH ODAKLI HİZMET

Klasik belediye hizmetleri (yol, kaldırım, park vb.) toplumda konfor sağlar; ancak refah sağlamaz. Oysa iktidara giden yol, toplumun refahından geçer. Bir bölgede işsizlik, yoksulluk, gelir adaletsizliği varken, konfor hizmetleri halkta kalıcı bir karşılık bulmaz. Bu nedenle belediye başkanlarının vizyonu, bütçesinden büyük olmalıdır. Eskiden refahın sağlanması merkezi hükümetlerin görevi idi; ancak özelleştirmelerle devlet ekonomik yatırımlardan çekildi. Bugün artık toplumun iş ve aş sorunu da yerel yöneticilerin omzundadır. Yeni nesil belediyecilik, bu sorumluluğu da üstlenmek zorundadır.

YASALAR ENGEL DEĞİL

5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu açıkça belirtir: Belediyeler; meslek edindirme, ticaretin geliştirilmesi, tarım ve hayvancılığı destekleme, altyapı yatırımlarını yapma ve yatırımcıyı teşvik etme yetkisine sahiptir. Yani yasal engel yoktur; engel vizyon eksikliğidir.

YEREL ATILIM ZAMANI

Büyükşehir yasasıyla birlikte belediyeler artık kırsal alanlardan da sorumludur. Bu nedenle modern sulama altyapısı, kapalı devre yağmurlama ve damla sulama sistemleri kurmalı; bunları güneş enerjisiyle entegre ederek “sıfır enerji, sıfır atık” anlayışını hayata geçirmelidir. Çiftçilere mazot, gübre, fide, tohum desteği sağlamalı; küçükbaş hayvancılığı destekleyerek kadınların ve gençlerin tarımdan kopmasını önlemelidir. Belediyeler ayrıca “Halk Ekmek, Halk Süt, Halk Market” uygulamalarıyla hem üreticiyi korumalı hem de tüketiciyi uygun fiyatla güvenilir gıdaya ulaştırmalıdır. Bu konuda geçmişte İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, Aziz Kocaoğlu ile başlattığı ve Tunç Soyer ile geliştirilen tarımsal kalkınma projeleri Türkiye’ye örnek olmuştur.

BAŞARILI ÖRNEKLER

* Celal Doğan, Gaziantep’in sanayi mucizesinin mimarıdır. Organize sanayi bölgeleri kurarak küçük esnafı sanayiye kazandırmıştır.
* Murat Karayalçın, Ankara’da Batıkent, Dikmen Vadisi ve Portakal Çiçeği Vadisi projeleriyle konut ve kentsel dönüşümde öncü olmuştur.
* Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir’i bir kültür ve sanat kenti haline getirerek iç turizmi canlandırmıştır.
* Yüksel Çakmur, İzmir’de ulaşım ve modern mezbaha yatırımlarıyla kente büyük katkı sağlamıştır.
Ancak bu örnekler, artık bir arada ve eş zamanlı uygulanmalıdır. Yeni nesil belediyecilik, kapsayıcı ve bütüncül olmalıdır.

KAPSAYICI HİZMET

Türkiye’nin birçok bölgesinde maalesef kimlik siyaseti, liyakatın önüne geçmektedir. Bu da hizmetin kapsayıcılığını azaltmaktadır. Oysa İzmir gibi çok kimlikli ve özgür şehirlerde herkes kendi kimliğiyle yaşar; bu da barış içinde yaşama kültürünü güçlendirir. İzmir’i iyi yönetmenin sırrı da hizmette kapsayıcılıktadır. Bir belediye başkanı; kimliğe, inanca, partiye bakmadan, sadece “insan” ve “hemşeri”odaklı hizmet üretmelidir. Böyle yapan başkan, hem halkın gönlünü kazanır hem de partisine olan güveni artırır. Belediye başkanları kimliklere kör, ama vatandaşın sorunlarına duyarlı olmalıdır. Kadın-erkek, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, CHP’li veya AK Partili fark etmez; eşit hizmet temel ilke olmalıdır. Üstelik bunu sadece seçim dönemlerinde değil, her zaman yapmalıdır.

SONUÇ

Yeni nesil belediyecilik artık “yol, kaldırım, park” hizmetlerinden ibaret değildir. Belediye başkanları; vizyonuyla iş, aş, refah ve umut yaratabilen liderler olmalıdır. Çünkü iktidara giden yol hâlâ yerelden geçmektedir.