Kendisine “futbola nerede başladınız” sorusu sorulan birçok ünlü oyuncudan alacağınız cevap aşağı yukarı şöyledir: “Kadife gibi yumuşak sahalarda değil elbet, mahalledeki toprak arsada düşe kalka başladık futbola, hatta hizmetli amcayı kandırabilirsek ilkokulun arka bahçesindeki beton sahada da oynardık “. Liseyi yatılı okuyanlardaha iyi bilir; etüt saatleri dışında okul yönetimi tarafından yasaklandığı halde nöbetçi müdür muavini tarafından görmezden gelinen maçlar, öğrencinin günlük stresini ortadan kaldırdığı kadar, bir anlamda spora teşvik ve arkadaşlığı pekiştirme niteliği taşır. 5-6 yaşındaki çocuklara çim sahada futbol öğrenme şansı veren dünyadaki güzel örneklerden çok farklı olan bu “taş zemindeki zor şartlarda futbol oynama” hali bir anlamda pek çok özel yetenekli gencin futbolcu olarak piyasaya çıkması sonucunu doğurmuştur. İsimlerini sayamadıklarım beni hoş görsünler ki ilk akla gelenlerdir örneklerim. Kim derdi ki Namık Kemal Liseli rahmetli Nevzat( Güzelırmak ) bir gün gelip “İngiliz Nevzat” lakabıyla efsane Göztepe’nin beyni olup Türkiye ‘de ve Avrupa sahalarında futbolun güzelliklerini dosta düşmana izletecek; yine Ege Telgraf gazetesince “yılın talebe sporcusu “ seçilen İzmir Atatürk Lisesi okul takımının 17 yaşındaki kalecisi Ercan (Ertemçöz) daha o yaşta genç milli takım kalecisi ve Göztepe, Altay, Antalyaspor serüveni sonunda A milli takıma dek uzanan başarılı bir kariyer sahibi olacak; Karataş Lisesi’nin sol açığı golcü Yüksel (Can ) süper ligde Karşıyaka forması ile Beşiktaş ağlarını birden çok kez dalgalandırarak “ altın kafa” unvanı alacak. Ya ezeli rakip liselerden İzmir Atatürk Liseli Akif(Başaran ) ve Namık Kemalli Mithat’ın (Mıhçı) Büyük Altay çatısı altında buluşup yıllarca futbola katkı koymalarına ne dersiniz? İş sadece oyunculukla sınırlı değil elbet. Dünyaca ünlü gururumuz, çok değerli FİFA hakem ve gözlemcimiz Sayın Oğuz Sarvan’ın İzmir Atatürk Lisesi okul takımının çok önemli bir oyuncusu olduğunu biliyor muydunuz? Dedim ya, daha bir çok isim var yazamadığım ama anlatmak istediğim okul takımı olduğu için öncelikle bu çarpıcı örnekleri bilgilerinize arz etmeyi uygun gördüm.

NİCE YETENEKLER

Eskiden lig gibi olan ancak şimdilerde sadece sınırlı zaman diliminde turnuva şekline dönüşen Milli Eğitim Bakanlığı liseler arası il şampiyonluğu ve Türkiye liselerarası şampiyonluk turnuvaları futbolumuza her yıl yeni filizler armağan eden bir yapıya sahip olduğu için oldukça önemli. Nice yeteneğin bu sayede gün ışığına çıktığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sporla lise eğitimini birleştiren başka bir uygulama ise dünyada bizden çok önce başladı ve elbette bunun sonuçlarını almada oldukça önümüzdeler. Bizde, Milli Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında yapılan Spor Liseleri Ortak Yönetim Modeli İş Birliği Protokolü kapsamında 33 ilde toplam 38 spor lisesi 2023-2024 eğitim öğretim yılından beri 31 branşta ‘’tematik spor lisesi’’ oldu. Bu liseler arasında futbolun ana branş olarak kabulü şimdilik yalnız İstanbul TFF Meral –Celal Aras lisesinde mümkünse de Diyarbakır, Nizip Giresun, Kocaeli, Sakarya, Muğla, Sinop ve Trabzon’da kurulu spor liselerinde yardımcı branş olarak yer alması ilerisi için ümit vaat ediyor. Satır arasında bu genel bilgiyi aktardıktan sonra, gelelim okul takımının prestijli yanlarına. Okul takımına girmeyi başaranlardansanız, isminiz kısa sürede bütün okula yayıldığı gibi sınıfta kalma korkusunu nispeten atmış sayılırsınız efendim. Hoşbu konuda istisnalaryok değil evet ama genelde emeklerine şükranla her gördüğümüzde ellerinden öptüğümüz matematik, fizik, kimya gibi ağır derslerin hocaları her ne kadar “Zinhar olmaz! Yazılıyı kırmanıza müsaade etmem” diye gürleseler de, neticede eğitimcinin o yumuşacık insancıl bir yerden sonra okulun prestiji ve öğrencilerin gözyaşlarına dayanamadığından okul takımının oyuncusunun eksikleri bir şekilde tamamlanıverir. Kaldı ki okul demek sadece sınıf geçmek demek değil. Daha o yaşta ahlaklı sporcu kimliğini yürekten sahiplenmiş özel yeteneğe sahip bir gencin topluma sunacağı kötü bir şey olabilir mi? Öte yandan, okul takımı oyuncusunun kendi okulunun yahut diğer okulun en güzel kızı tarafından beğenilmesi imkanına sahip olması da kıskananlar hariç herkesi gülümseten ayrı bir motivasyon konusu. Hazretin yolda yürüyüşü değişmezse ben bu işi bilmiyorum. Şaka bir yana, şu veya bu şekilde okulu temsil ediyorsanız isminiz hem okul hem de kent özelinde her zaman hatırlanacaktır. Lisenin okul takımı, ilk gençliğin sporla kesiştiği yerlerden biri olmakla Türk futboluna katkının yanı sıra insanı hayat mücadelesine hazırlayan bir dünyadır efendim. Bu yüzden futbolun lise düzeyinde yaygınlaştırılması çok önemli. Günümüzde giderek kaybolmayaya da bilinçli olarak kaybettirilmeye yüz tutmuşpek çok değerin aslında daha okul sıralarında edinildiğini düşünürsek, sporcu ruhu ile eğitimin kesiştiği bu çok özel yerin kıymetini iyi bilmemiz ve özenle korumamız gerekiyor. Yeri gelmişken sizden bir küçük ricam olacak. Hani olur da bir gün,“aidiyet” sözcüğünün gerçek temsilcilerinden biri olan okul takımınızın gençlerinin bir yerde sahaya dizildiğini görür ya da öğrenirseniz, başınızı çevirmek yerine hemen yanlarına koşun ve destekleyin ki, onlar da çağ dışı zihniyetleri reddeden sporcu kimlikleriyle güzel gelecek günlerimizin mimarları olmaktan vazgeçmesinler. Sonra taş alıp da dövünmek var bilesiniz.