İYİ Parti, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri için ittifak talebine “hayır” dedi. Bunda Genel Başkan Sayın Meral Akşener ne kadar etki oldu onu bilemem. Nihayetinde kararı GİK adı verilen partinin Genel İdare Kurulu’nun oyçokluğu ile aldığı ifade ediliyor. Bu karar bazı çevrelerde adeta “şok!” etkisi yaptı. Zira o çevrelere göre İYİ Parti, CHP’den gelen bu teklife atlayacaktı. Hatta bu şoku yaşayanlar arasında İYİ Partililerin bile olduğuna inanıyorum.

Ama asıl şoku CHP’nin yaşadığını sanıyorum. Çünkü, CHP’nin “çiçeği burnunda” Genel Başkanı Sayın Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ekibinin desteği ile Kemal Kılıçdaroğlu’nu devirerek Altı Oklu partinin genel başkan koltuğuna kurulmuş, zaferini kutluyordu. Özel, eğer İmamoğlu’nun tabiri caizse “kankisi” Meral Akşener’i de ikna edebilirse, ikinci zaferini ilan edecekti. Bunun için önce Mansur Yavaş ile yumuşatma operasyonu yaptı, ardından da koşa koşa İYİ Parti Genel Merkezi’ne gitti. Gitti gitmesine ama “evdeki hesap çarşıya uymadı.”

Zira, kurulduğu dönemde 15 milletvekili ile CHP’nin desteğini alarak grup kuran ve böylece Türk siyasetine, “Merhaba” diyebilen İYİ Parti, bu borcunu 6’lı Masada CHP’ye en büyük desteği verdiğine ve böylece borcunu ödediğine inanmış olacak ki, bu kez kayıtsız şartsız “evet” demedi. Aslında Sayın Akşener, yerel seçimlerde 81 il’de kendi adaylarıyla seçmenin karşısına çıkacaklarını aylar öncesinden ilan etmişti. Şimdi Akşener’in, masadan kalkıp tekrar oturma meselesinde olduğu gibi burada da geri adım atması partiye güvenin bir kez daha sarsılmasına neden olabilecekti. 

Şimdi ne olacak? Olacağı, her iki partinin kendi yoluna gitmesi. Önce İYİ Parti’ye projektör tutacak olursak. Genel Başkan’ın siyaset yapma kabiliyetine endeksli bu parti, yerel seçimlerde ne kadar varlık gösterebilir? İYİ Parti’nin Türkiye genelinde etkisinin büyükşehir belediyesi kazanabilecek kadar olduğunu sanmıyorum. Esasen ben İzmir’de iyi bir hava yakaladıklarına inanmıştım. Büyükşehir adayı Sayın Ümit Özlale’nin çıkışı beni umutlandırmıştı.

Ben Özlale’nin yalnız kaldığına, hatta yalnız bırakıldığına kaniyim. Partiler tıpkı bir orkestra gibi çalışırsa başarılı olur. Kimse ne kadar kaabiliyetli olursa olsun tek başına bir orkestra olamaz ve seçmeni izleyici olarak düşünürsek, etkileyemez. Daha önce de yazmıştım, başta diğer milletvekilleri Sayın Müsavat Dervişoğlu ve Sayın Hüsmen Kırkpınar olmak üzere, il Başkanı Sayın Sinan Bezircilioğlu’nu Özlale’nin yanında görmedim. Bundan sonra da görebilecek miyim bilmiyorum.
İYİ Parti’nin ilçe teşkilatları da, aday adayları veya adayları ile ortalıkta pek görünmüyor. Buna anlam vermek güç. Siyasette isteksizler mi, maddi imkansızlıklar mı bilemem. Bunu bilecek ve onları orkestraya dahil edecek önce İzmir İl Örgütü ve bunu takip edecek olan da Genel Merkezdir. Tekrar ediyorum, eğer bu işe ve milletvekilliğinden feragat etme uğruna halisane duygularla giren Ümit Özlale’nin başarılı olmasını istiyorlarsa ellerini çabuk tutmalılar.

Gelelim CHP’ye. Cumhur İttifakı karşısında kendini yalnız hisseden ana muhalefet partisinin İYİ Parti kapısından eli boş dönmesi hiç de iyi olmadı. Anlaşılan o ki, iyi pazarlık yapılmamış. İYİ Parti’yi elde tutacak imkanlar sunulmamış. CHP için geriye, adını değiştiren o malum parti dışında ortaklık imkanı kalmıyor. Bu konuda ne tavizler verilir o da tehlikeli siyasi bir oyun. Türk Milleti’nin buna nasıl baktığı, geçen seçimlerde görüldü yaşandı.

CHP’nin 6’lı Masa’dan meclise taşıdığı partilerin ana muhalefet partisine vereceği desteğin katkısı olur mu, ne kadar olur o da bir muamma. Türkiye mayıs ayındaki genel seçimlerin ardından yine en ilginç ve belirsizliklerle dolu bir yerel seçime doğru gidiyor. Kısacası, bu seçimlerde herkes resmen “rüştünü ispat edecek.”