Yakın ilişkilerde en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, çatışmaların neden bu kadar hızlı büyüdüğü ve çiftlerin birbirini neden bu kadar kolay kaybettiğidir. Çoğu zaman danışanlarım seanslarda bana aynı cümlelerle gelir: “Aslında çok büyütülecek bir şey değildi ama bir anda kopuyoruz.” İşte tam da bu noktada ilişkinin görünmeyen ama en kritik dinamiği devreye girer: ego ve güven arasındaki denge. Sağlıklı ilişkilerde mesele haklı olmak değildir. Sağlıklı ilişkilerde mesele, ilişkinin güvenliğini koruyabilmektir. Ego, haklı çıkmayı, savunmayı ve kendini korumayı ister. Güven ise teması, sorumluluğu ve duygusal yakınlığı. Çatışma anlarında hangi tarafın öne geçtiği, ilişkinin kaderini belirler. Birçok ilişkide öfke yanlış anlaşılır. Öfke çoğu zaman saldırganlık olarak görülür; oysa terapötik bakış açısıyla öfke, karşılanmamış bir ihtiyacın en yüksek sesle konuşan halidir. Kişi anlaşılmadığını, görülmediğini ya da yalnız bırakıldığını hissettiğinde, bunu her zaman sakin cümlelerle ifade edemez. İşte tam bu noktada partnerin vereceği tepki belirleyici olur. Duygusal olarak olgun bir ilişkide, taraflar öfkeyi kişisel bir tehdit olarak algılamaz. “Bana kızıyor” yerine “Bir ihtiyacı var” diyebilmek, ilişkinin güvenli alanını korur. Savunmaya geçmeden dinleyebilmek, suçu geri çevirmemek ve konuyu dağıtmamak; bunların hepsi olgunluğun göstergesidir.

KAÇIŞ STRATEJİSİ

Ne yazık ki birçok ilişkide sıkça duyduğumuz “Mutlu değilsen ayrılalım” cümlesi, bir çözüm önerisi değil, duygusal sorumluluktan kaçış stratejisidir. Bu cümle, sorunu anlamaya çalışmak yerine ilişkiyi tehdit ederek kontrol etmeye çalışır. Güvenli bağlanmada ise tehdit yoktur; temas vardır. Güven, zor anlarda inşa edilir. Her şey yolundayken değil; öfke, hayal kırıklığı ve kırgınlık varken. Bir partnerin “Seni duyuyorum” diyebilmesi, tartışmayı bitirmez belki ama ilişkiyi korur. Çünkü karşı taraf artık yalnız olmadığını hisseder. Ego ise bu noktada devreye girer ve şunu fısıldar: “Geri adım atarsan kaybedersin.” Oysa ilişkilerde geri adım atmak kayıp değil, yatırımdır. Güvene yapılan her yatırım, ilişkinin uzun vadeli sağlığına hizmet eder. Çift terapisinde sıkça altını çizdiğimiz bir gerçek vardır: İlişkiler, duygusal güvenlik olmadan sürdürülemez. Duygusal güvenlik; duyguların küçümsenmediği, ihtiyaçların tehdit olarak algılanmadığı ve hataların telafi edilebildiği bir alan yaratır. Sağlıklı ilişkilerde ego geri çekilir ve şu soru öne çıkar: “Bu an, ilişkimize nasıl hizmet eder?” Bu soruyu sorabilen çiftler, krizleri ayrılık sebebi değil, bağ kurma fırsatı olarak kullanabilir. Sonuç olarak, yakın ilişkilerde mesele mükemmel olmak değildir. Mesele, zor anlarda kalabilmeyi seçebilmektir. Öfkenin altındaki ihtiyacı görebilmek, savunma yerine teması seçmek ve ego yerine güveni merkeze almak… İşte ilişkiyi gerçekten iyileştiren tam da budur.