Spor, maç görünen kısmından ibaret değil ki, sadece. Belirlenmiş bir süresi vardır, başlar ve biter. Ertelenir, sonrasında tekrar oynanır. Öyle veya böyle süresi dolmasa da dolsa da biter, gider. Maçlar sadece 90 dakika değil oysa. Öncesi o sahaya çıkması, oynaması, başarması yıllar sürer. Ve sahne. Öncesinde harikalar yaratanlar esas sınavda, aynısını yapamayabilir. Tam tersi de olabilir. Kitap öyle mi ya. Biter, geçer de gitmez. İnsan oyunudur, sürer. Futbol hakemliği sayesinde tanıdım, o zamanlar tam anlamıyla seyirciydim, taraftar değildim. Tatlı Mustafa hocamın Yeşilova'sı tarafındaki kale arkasında izledim. O bitmek, bilmeyen maçı. Bir daha öyle bir maç oynanmadı ki, İzmir'de hele ki Göztepe ile Karşıyaka arasında. 15 yaşındaydım top peşindeydik sonra spor yazarlığı, ardından da voleybol, basketbol çoğunlukla da futbol hakemliği, yaşamımda geniş yelpaze açtı. Sağlıklı huzurlu ömür diliyorum Foto Dursun, Dursun Özmen abimin çektiği tek kare, yıllara inat, sonsuz hatıra. Gazetelerdeki dialarımızı yer yok diye, yaktılar. Fotoğrafta yer alanların hepsini tanıma, tanışma, haber yapma ve de maçına çıkma onuruna eriştim. Bundan büyük zenginlik var mı? Villalarım olsa kaç yazar. Onur Sorguç hocamla maça çıktık, başkanım da oldu. Halil Atalık hocam ben Diyarbakır'da iken İzmir'de MHK Üyem idi. Tahsin Ürkmez, Şükrü Soysaç, Cahit Erbaş amcalarım, saha komiserlerim ile maçlara çıktık, babalık, fedailik, fedakârlık aptılar. Mastika Ali abim, efsane kalecim Kayaspor'da oynadı, 80 binlik rekor maçın sonrasında mahallesinin takımıdır, orada da izledim, yönettim, şerefle. Kadroyu tamamen biliyorum ama hepsi kadrajda değil, yanlış yazmamak için geçmek zorunda kaldım. ...Ve Muhsin Karabağ hocam, 1.ligde düdük çalardı, süper ligde de yan hakemlik. Günümüze uyarlanmış adlarıyla, böyleydi. Yardımcı hakemlik yaptım, oğlu Barış ile de maçlara çıktım. Epey bir yıllanmışım yahu. Maçlar bitti ama dostluk, hatıratlar, güzel muhabbetler bitmedi. En güzel tarafı da buydu. Baba-oğul saltanatı kurmadılar, Barış'ın Muhsin hocamın olduğunu sonradan öğrendim. Torpil yapmadı, evlatlarına merhum hocalarım İsmail Uludinç, Mete ile Cem'e, Onur Sorguç da Kadir'e. Hakem babalıklarını kullanmadılar. Yapan yaptı ama. O zaman da takdir ettim, aklımda kaldı. Barış bekardı, evlendi Gülce kızımız doğdu eşi Meltem hanımefendi, yengemizi de tanıdık. Nerden nereye? 40 yılı geçen serüven, kitapları getirdi. Çevir çevir oku, tarih sayfaları da bitmesin, kitaplar da...

ÖDEMİŞ'İN GELİNİ, HAKEM GELİNİ

Meltem Karabağ, yazar 'Ödemiş gelini'. Uzay - Efeler Yolunda, Kahramanlar Gemiler, Zaman Yolcuları Makbule - Efe, kitapları. Dünya, çevre, ekosistem, tohum, yazı dünyası. Tohumluk Vakfı üyesi, yazar Ödemiş'in gururu Serra Menekay'n desteği, katkısı büyük. Zira, Ödemişliler birbirini kıskanmaz, destek olur. Bu da bir coğrafik şartlar ve de ekosistem gereği. Sıcak, insanları da. Tohumluk Vakfı nedir ? Kent ve köy arasında köprü kurmayı hedefleyen, kırsal kalkınmaya sanat, spor, kültür, sosyal yardımlaşmayla destek olmaya çalışan bir geniş perspektife sahip bir sosyal oluşum. Yazar da ortaya çıkarıyor. Yazarlık da yaşadıklarını yazmak değil midir? Vakıf için yazdıkları Dünyamız Her Şeyimiz, Dünyayı Kurtaracağız ve Dünyamızın Mirası isimli üç adet tiyatro eseri ile başladı Meltem hanım, yazarlığa. Cumhuriyetin 100.Yılı anısına Vakıf olarak 100.Yılda 100 Kahraman projesini hayata geçirdiler. Milli Mücadeleye katkı sunan 100 kahramanımızın hayat hikâyelerini de yazdılar. 16 kahramanımızın hikâyesini kaleme aldı Meltem - Serra ikilisi, kadın imecesi, iş birliği. Kıskanmadan, yüksünmeden. Sakarya Üniversitesi'nde Türkiye Cumhuriyeti Tarihi bölümünde Yüksek Lisans yaptı yazarımız Meltem Karabağ. Uzay Efeler Yolunda’yı Serra Menekay ile birlikte yazdılar. Üç kitap da Galeati Yayıncılıktan çıktı. Çocuklarımız, evlatlarımız öncelikle okumalı. Birikim eseri kitaplar, yaşamadan değil oturmadan, kalkarak dolaşarak. Ege'nin efe kültürü, doğa sevgisi, hayvan sevgisi, kuraklık, iklim değişikliği, Türk kültürü, Nusret Mayın Gemisi, Bandırma Vapuru, Gülcemal Vapuru, Karadeniz Vapuru kitaplarda. Sihirli Kitap Muhafızları, Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey, Gördesli Makbule, Usturumcalı Halil Efe ve Pehlivan Ağa ile buluşarak Milli Mücadele günlerini, Demirci Akıncılarının verdikleri bağımsızlık mücadelesini kahramanlarımızın ağzından dinliyorlar. Âlim Karga, Bilgiç Kaplumbağa ve Cengâver Fare, Makbule ve Efe’ye eşlik ediyor. Önsözler, kapak yazıları Ahmet Şerif İzgören ile Demirci Akıncıları Derneği Başkanı Hüseyin Kıncı ile Yazar Serra Menekay'dan. Hayat böyle işte, tıpkı Efe misali. Ben de bir Efe'yim, Bey Torunu'yum. Aman ha. Osmanlı İmparatorluğu'nun güçlerinden Aydınoğulları Beyliği'nin beyi Aydınoğlu Mehmet Bey. Soyadımızın geldiğini buldum, layık olmaya çalışıyorum. Maç başladı bitti, yıllar geçri kitaplar geldi, soyuma sopuma kavuştum. Yazmak da güzeldir okumak da. Devri daimdir hayat, daim olsun. Emeği geçen geçenlerin yüreğine sağlık. Yazmaya devam edin Serra Menekay, Meltem Karabağ hanımlar. Her şey biter, kitap bitmez. Bitmiyor işte...