Madencilerin direne direne haklarını aldıkları bir hafta. Mutluyuz ancak herkesin yeteri kadar maaşı, zamanında alabildiği bir ülke dilerim elbette. Zira kendi parasının dilencisi yaptılar milleti, çalışma hayatı bu değil.

Gündem emek ve karşılığı iken bir güncellemeden bahsetmek isterim. İzmir’de son zamanlarda kime gitsem sık sık apartman temizliği konuşuluyor.

Çocukluğumuzun “merdivenci ablalarını” hatırlarsınız. Apartmanın yıkama gününde gelirdi. Herkes kapısına bir kova su koyar, abla da yukarıdan aşağı başlayarak ve bazı kovalar deterjanlı olmak suretiyle suları tek tek döker, bir yandan da süpürgeyle temizlerdi. Tüm apartman foşur foşur yıkanırdı. Sonradan silmek moda oldu, yıkama azaldı.

Şimdi merdivenci ablalar da azalıyor, yerlerine temizlik şirketleri eleman gönderiyor. Onlar daha profesyonel ama daha pahalı. Mesafe uzaksa ücret de artıyor hal böyle olunca yeni yollar aranıyor.

Orta gelirli vatandaşların oturduğu muhitlerde yöneticiler apartman yıkamaya başlamış. Pek çok apartmanda, yöneticinin “ Temizlikçiye vereceğiniz parayı bana verin, apartmanı ben temizleyeyim” dediği, apartmanı sakinlerinin de genellikle bu öneriyi kabul ettiği görülüyor.

Yönetici malzemeleri alıyor, apartmanı temizliyor, parasını alıp harcamaları komşularla oluşturduğu gruptan paylaşıyor. Yönetici ev ekonomisine katkı sağlarken komşular da apartmana yabancı girmediği için memnun oluyor.

Bu iş fikri son dönemde yüksek maliyetlerle baş edemeyenlerin nasıl çözüm ürettiklerine dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor. Hatırlarsanız yakın zamanda bir grup üniversite öğrencisi de çalıştıkları işyerlerindeki mobingden bunalıp temizlik şirketi kurmuştu. Çalışanlar, öğrenciler, ev hanımları… Herkes arayışta. Sayıları giderek artan bir kesim, nakit ihtiyacı için yeni yollar, yeni kapılar arıyor. Bakalım daha kaç işi, kimler nasıl kazanca dönüştürecek?