Zaman nasıl da su gibi akıp gidiyor… 
“Zaman içinde” bir yolculuk yapıyor ve Ege Telgraf’ta “Merhaba” başlığı ile yayınlanan ilk yazımdan bugüne yedi senenin geçtiğini anımsıyorum. 
    Önce gazeteye, daha sonra yayın hayatına başlayan Ege Telgraf Web TV’ye emek veren çok değerli arkadaşlarımı, onlarla ve onların yerini dolduran en az onlar kadar değerli arkadaşlarımla imza atılan yüzlerce haberi düşünüyorum. 
Ardında holdinglerin, kara paraların, siyasi, ideolojik, etnik, tarikatçı, cemaatçi odak ve güçlerin olmadığı bir gazetede yapılan ekonomik mücadeleyi görüyorum.

***

Ve yine geriye dönüp baktığımda, iki önemli konunun ciddiyetine hemen dikkat kesiliyorum. 
Birincisi, geçen 64 yılda Türkiye'nin ve dünyanın önemli değişiklikleri yaşamış olmasıdır.
İkincisi, bu önemli değişiklikleri sağlam bir düşünce ciddiyeti, meslek disiplini ve medeni ahlâk içinde olayları gözlemleyip, yorumlarını yapabilmektir. 
Ege Telgraf’ın bu iki önemli konunun gerçek anlamda ve ustaca sergilendiği örnekleri ile daima dikkat çekici olduğunu görüyorum. 
Bu çorbada tuzum varsa, ne mutlu bana. 

***

    Gerçekler dupduru ortada. 
Kurucumuz merhum Sezer Doğan’ın çıktığı yolda; inişli çıkışlı, taşlı topraklı, krizli darbeli 64 yıl geride kalmış bulunuyor. 
Art arda gelen ve aralarında sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı sarsan ekonomik krizlere rağmen, 64 yıl ayakta kalan Ege Telgraf’ın “Atatürkçü cumhuriyet, lâik–demokratik–hukuk devleti” mücadelesinde, “en ufak bir taviz vermeden, yalpalamadan” hâlâ ayakta kalmasını sağlayan mucizeyi alkışlıyorum. 
    Bu gazetenin ve bu mesleğin bir ferdi olarak, yaşadığımız mucizeyi gerçekleştiren ve gazetemizin bugünlere gelmesinde payı olan herkese kuru bir teşekkürü esirgememek görevimiz. 
    Onları da, bütün büyük sıkıntılarına rağmen, fedakârca ve kalite çıtasını hiç düşürmeden bugünün Ege Telgraf’ını bitmez bir ısrar ve tükenmez bir enerji ile yayınlamaya devam eden arkadaşlarımızı da kutluyor, sevgiyle ayakta alkışlıyorum.
    Nice yıllara ve güzel yıllara…