Son zamanlarda zaten kirli olan siyaset dili giderek daha da kirleniyor ve içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
İster parti örgütlerinin başında olanların, isterse belediye başkanlığı koltuğunda oturanların, giderek hırçınlaştığını görmek için “müneccim olmaya” gerek yok!
Takdir edersiniz ki, bunun sebepleri, içinde bulunulan ekonomik buhran ve iktidarın baskısı ile muhalefetin çaresizliği…
İktidar, algı odur ki, kaybettiği belediyeleri çalıştırmamak için elinden geleni yapıyor. SGK borçları tahsil ediliyor, İller Bankası payları düşürülüyor, almaları gereken kredilere cevaz verilmiyor…
Buna karşılık, belediyelerde geçmişteki popülist politikalarla, ihtiyaç olmadığı halde doldurulan kadrolara, yine fütursuzca imzalanan toplu iş sözleşmeleri ile verilen yüksek ücretler, artık ödenemez hale gelmiş vaziyette…
Sonucu tahmin etmek zor değil…
Yüksek ve şişirilmiş ücretlerin ödenememesi yüzünden, aylık geliri düşen çalışanların, sendikaların da baskısıyla, alanlara dökülmesi, belediye yöneticileri ile adeta “düşman kamplarda” imiş gibi karşı karşıya gelmeleri dolayısıyla “iş barışı”nın bozulması…
Bozulan iş barışı neticesi “toplanamayan çöpler”, yerine getirilemeyen hizmetlerin neden olduğu aksaklık ve gecikmeler ve bunların kentlerde yaşayan vatandaşa yansıması…
Yatırımlar deseniz hak getire… Seçimlerde verilen sözlerin daha birinin bile hata geçirilememesi bu tablonun sonucudur… Zira bütçesinin yarısından fazlasını çalışanına ayırmak zorunda kalan, hatta düşen gelirler yüzünden bunu bile yapamayan belediye, nereden bulup-buşursun da yatırım yapsın…
Bakın bu yaşananlar, belediye başkanlarının halet-i ruhiyesine bile yansımış durumda…
Çünkü, hizmetler yerine getirilemeyip, verilen sözler tutulmayınca hedefe onlar oturtuluyor… Üzerine gidilen bu insanların, ne demesini, ne yapmasını beklersiniz ki…
Kısacası durum vahim…
Dünkü manşetimizdi…. Ekonomist Bülent Toptaş, “Altın yumurtlayan tavuğun kesilmemesi lazım” diyerek, konunun siyaset üstü bir noktaya taşınması gerektiğini söylüyor.
O’nun da işaret ettiği konu, iktidarın “silkeleme politikası” ve bir noktada eli-kolu bağlı kalan belediyeler…
Bu durum zaman zaman tansiyonun yükselmesine neden oluyor… Yani sürdürülebilir bir durum değil…
Çözüme gelince: İktidarıyla muhalefetiyle kriz üzerinden birbirini yıpratmayı bırakıp bir ortak yol, ortak akıl buluşması. Aksi takdirde durum giderek vehamete sürükleniyor.
Her yeni yıl, yeni umutlar, yeni hedefler demektir…
2026’ya yarım aylık bir süre kalırken, kimsenin bu Yüce Milleti, umutsuzluk, hizmetsizlik, kriz ve kaos içinde yaşatmaya hakkı yok…
Siyaset; halka hizmet yolunda çıkılan bir yoldur… Birinin yolu otobana çevrilirken diğerinin yoluna çukurlar ve hendekler açmak, adalete de insanlığa da sığmaz…
Bir şey daha ekleyip bitirelim… Yolunuz açıkken hız yaptınız, kurallara uymadınız, arabayı çarptınız, kaza yaptınız, cezayı hak ettiğinize inanın… İtirazı bırakın… Anlayan anladı!